Yeni yıla girmemize az bir zaman kaldı. Geçmiş senenin bize mutluluk veren olaylarından şükranla bahsederken, beklentilerimizin altında geçenlerin ise yeni yılda gerçekleşmesi beklentisi ile umutlarımızı bir sonraki takvim yılına devrediyoruz.
Kimimiz bu beklentilerin üstüne henüz gerçekleştiremedikleri şey için sözler de veriyor, sigarayı bırakmak, kilo vermek vs. Bu değişiklik beklentisini ortaya çıkaran bazı etkenler var. Öncelikle zamanın bölümlenmesi etkisi vardır. İnsan zihni zamanı kesintisiz bir akış olarak değil, anlamlı dönemlere ayırarak algılar. Zamansal dönüm noktası olarak adlandırılan yılbaşı, takvimsel olarak nesnel bir eşik oluşturur. Yani geçmişten sembolik bir kopuş ve yeni bir başlangıç hissi yaratır. Psikolojide “yeniden çerçevelendirme” denilen geçmişteki benlik ile gelecekteki benlik arasında bir uzaklaşma yaratır. Hata ve başarısızlıklar eskisine hedefler ise yenisi ile bağdaştırılır.
Amerika’daki meşhur Yellow Stone doğal parkında 1920’li yıllarda bulunan tüm kurtlar yok edilmişti. Bunun neticesi olarak ilerleyen yıllarda geyik popülasyonu katlanarak arttı. Bu sayı 90’lı yılların başında 20 bini bulmuştu. Üzerlerinde bir yırtıcı baskısı olmadığı için açık arazilerde ve nehir kenarlarında otlanıyorlardı. Yetkililer 1995 ve 96 yılında Kanada’dan getirilen gri kurtları tekrar bu bölgeye saldılar. Bu iki senede toplamda 31 adet kurt bölgeye salındı. Bu tarihten sonra bölgede yapılan gözlemlerde 15 sene gibi bir süreç içerisinde bölgenin eko sisteminin tamamen değiştiği gözlemlendi.
Neler oldu mesela?
İlk olarak geyiklerin davranış modellerindeki değişiklikler gözlemlendi, yırtıcı baskısından dolayı açık arazilerde uzun süre kalmamaya dar geçitlerden ve nehir kenarlarından uzak durmaya başladıkları tespit edildi. Bu davranış değişikliği sonucunda “trofik kaskad” adı verilen çok katmanlı bir ekolojik yeniden yapılanma ortaya çıkardı. Bu arazilerde bitki örtüsü toparlanmaya başladı ve söğüt ve kavak ağaçları yeniden büyümeye başladılar. Bu bölgeye yeni kuş türlerinin gelmesine sebep oldu. Nehir kenarlarındaki stabilite kunduzları bölgeye çekti. Kurdukları barajlarla nehir havzasının genişlemesi yeni sulak alanların ortaya çıkmasına sebep oldu. Yeni balık türleri ve amfibiler bölgede ortaya çıktı.
Yellow Stone örneğinde görüldüğü gibi küçük bir takım değişiklikler bütün bir eko sistemin değişmesine sebep olabilir. Yaşamın da çizgisel olmadığını, aksine organik olduğunu düşünüyorum. Yani yaşam sabit istasyonları olan bir tren hattı değil aksine geri beslemeler, sıçramalar, kırılmalar ve yeniden örgütlenmeler içerir. Daha çok, büyüyen bir ağaç gibidir: Dallanır, budanır, bazı dallar kurur, bazıları beklenmedik yönlere uzar. Dışarıdan bakıldığında düzensiz görünen bu yapı, içeriden bakıldığında yaşamsal bir tutarlılık taşır.
Örneğin, bir toplumda teknolojik bir yenilik yalnızca “ilerleme” yaratmaz. Aynı anda yeni meslekler doğar, bazıları yok olur. Kültürel normlar değişir, siyasal gerilimler artabilir ya da azalabilir. İnternetin ortaya çıkışı, yalnızca iletişimi hızlandırmadı; kimlik algısını, bilgi otoritesini ve hatta dil kullanımını dönüştürdü. Etki çok yönlü ve eşzamanlıdır.
İnsan hayatı da plan ve sonuç doğrultusunda akmaz. Bir karşılaşma, bir hastalık, bir göç ya da tesadüfi bir fırsat, yılların birikiminden daha belirleyici olabilir. Öğrenme çoğu zaman geriye doğru çalışır: İnsan, yaşadıktan sonra anlamlandırır. Yani anlam, olayın önünde değil arkasında oluşur. Organik sistemler, işleyişlerini doğrusal neden–sonuç zincirleriyle değil, çevreye duyarlılık, geri besleme mekanizmaları ve bağlama bağımlı etkileşimler üzerinden kurar. Bu tür sistemlerde küçük değişimler orantısız sonuçlar doğurabilir, etkiler çoğu zaman gecikmeli ortaya çıkar ve belirli eşiklerin aşılmasıyla yapısal dönüşümler gerçekleşir. Merkezi bir denetim olmaksızın kendiliğinden düzen oluşabilir; mikro düzeydeki etkileşimler makro ölçekte yeni düzenler üretir. Bu nedenle organik sistemler tam anlamıyla öngörülebilir değildir, ancak genel davranış kalıpları bilimsel olarak modellenebilir ve incelenebilir.
Değişim arzusu takvimsel, fakat davranış değişimi organik bir süreçtir. Zamanın sembolik olarak bölünmesi motivasyonu başlatır; kalıcı dönüşüm ise ancak alışkanlık, çevre ve geri besleme mekanizmalarıyla gerçekleşir. Sonuç olarak yeni yıla dair bu değişiklik beklentilerimizin bizleri bir sonraki istasyona taşımayabileceğini, yaşamımızın tüm eko sistemini değiştirebilecek etkiler yaratabileceğini de göz önünde tutmak gerekir diye düşünüyorum.
Herkese beklentilerinin gerçekleştiği sağlıklı ve mutlu bir yeni yıl dilerim…
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
