Cumartesi, 31 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Umut “tatlı bir zehir”

Erdal Çolak
Son güncelleme: 19 Aralık 2025 06:42
Erdal Çolak
Paylaş
Paylaş

Umudun ne olduğunu en iyi anlatan bir anekdot bana çok şey öğretti.

Bir yerde okumuştum, bir kişi arkadaşına sormuş:

-Sağır birinin kapısını sonsuza kadar çalsan ne fark eder?

İlk bakışta, soru umutsuzluğun çok mantıklı bir ifadesi gibi görünüyormuş. Ama arkadaşının cevabı çok şaşırtıcıymış:

-Belki çöp atmaya çıkar, belki alışverişe.

İşte umut tam olarak budur: Belirsizliğe rağmen bir kapıyı çalmaya cesaret edebilmek çünkü bir ihtimal her zaman mümkündür. Umut, aklın değil kalbin ısrarıdır. Yapay bir çiçeği bile sulatır insana çünkü mesele çiçeğin canlı olup olmaması değil, insanın hâlâ su dökecek bir sebep bulabilmesidir.

“Kör birine güneş doğsa ne olur?” diye sorarlar. Belki yüzünde ısındığını hisseder. “Boş bir kuyudan ses beklemek delilik değil mi?” derler. Belki yankı, insanın kendi sesini ona geri öğretir. Bunların hepsi dışarıdan anlamsızdır. Ama insan bazen kuyudan beklenen ses değil, umudu korur. Kalbi kırık birine sevgi anlatmak da bu yüzdendir; çünkü ışık en çok kırık yerden sızar.

Can Yücel’in dizelerinde bir çocuk annesine sorar: “Anne, ne zaman bahar gelecek?” Anne ise “Kış gelsin de öyle yavrum” diye cevap verir. Bu cümle, umudun aceleye gelmeyen doğasını anlatır. Umut, baharı inkâr etmek değil; kışın varlığını kabul ederek bekleyebilmektir. Çünkü umut tuz gibidir: Beslemez belki ama hayata tat verir. Umut tam olarak budur; sadece bakmak değil, kalple fark edebilmektir. Ahmed Arif’in dediği gibi umut, dağlara çekilmiş karların altındadır. Bazı umutlar erimez, sadece doğru zamanı bekler.

Depresyonun, kaygının, sıkıntının çeşitli ilaçları varken, umutsuzluğun kesin bir ilacı yoktur. İnsan düştüğünde yeniden umut etmeyi öğrenmek en zor şeylerden biridir. Nietzsche’nin umudu “tatlı bir zehir” olarak tanımlaması bundandır: Yaşatır ama acıtır. Umut, saçma bir dünyada teslim olmamayı seçmektir. Burada umut, “henüz olmayan”la kurulan bir bağdır. Var olmayan, belki hiç var olmayacak bir şeye yatırım yaparız. Bu yönüyle umut, aklın hesabından çok kalbin kumarına benzer.

Umut, içimizdeki iyileştirici gücün harekete geçmesidir. En karanlık zamanlarda bile bilinçdışı, rüyalarla, sembollerle ve küçük tesadüflerle insana “devam et” der. Dahası, umut beynin ödül sistemini canlandırır; insanı plan yapmaya, harekete geçmeye iter. Bu yüzden depresyonda ilk kaybolan şey umuttur. Umut gittiğinde enerji de gider. Ancak umut gerçeklikle bağını kopardığında, insan yalnızca bekleyen bir hâle sürüklenebilir. Sağlıklı umut, hayalle birlikte eylemi de içerir.

Modern çağda iletişim biçimleri çoğalmış olsa da, bu artış her zaman derinliği beraberinde getirmemiştir. İnsanlar daha görünür, daha ulaşılabilir hâle gelirken, anlaşılma ihtiyacı çoğu zaman ertelenmiş, hatta unutulmuştur. Oysa anlaşılmak, var olmanın en insani hâlidir; umudun ilk filizlendiği yerdir. İletişim yalnızca kelimelerle kurulmaz; bazen bir sessizlik, bir bakış ya da derin bir nefes, “buradayım” demenin en sahici yoludur. İletişimsizlik mümkün değildir; insan var olduğu sürece bir iz bırakır, bir anlam taşır. Kalpten gelen bir his ise çoğu zaman kelimelerin gizlediği hakikati açığa çıkarır ve insana hâlâ bağ kurulabileceğine dair umut verir.

Bilimsel araştırmalar, kalbin yalnızca bir kan pompası olmadığını, aynı zamanda güçlü bir elektromanyetik merkez olduğunu ortaya koyuyor. Sevgi, minnettarlık ve umut gibi duygular, çevreye yayılan görünmez dalgalara dönüşerek yalnızca bizi değil, temas ettiğimiz her şeyi etkiliyor. İnsan bu yönüyle yalnızca fiziksel değil; aynı zamanda enerjik ve duygusal bir varlıktır.

Düşüncelerimiz ve inançlarımız bedenimizi şekillendirirken, kaygı bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Umut ve iç huzur ise bedeni onarıcı bir güce dönüşüyor. İnançlarımız hayatımızın senaryosunu yazıyor: “Değersizim” diyen bir zihin korkuyla yaşarken, “Sevilmeye ve iyileşmeye layığım” diyen bir kalp, geleceğe umutla bakmayı öğreniyor.

İnsan toplumsal bir varlıktır ve inançları yalnızca kendi iç dünyasından değil, içinde yaşadığı kültürden, ilişkilerden ve ortak hikâyelerden de beslenir. Ancak gerçek özgürlük, bu inançları fark edip dönüştürebildiğimiz noktada başlar. Umut da tam burada devreye girer: İnsan, kendini ve hayatını yeniden yazabileceğine dair sessiz ama güçlü bir inanca sahip olur. Kalbiyle yaşayan bir insan çevresini de dönüştürür; doğaya, hayvana ve insana gösterdiği özen, içindeki umudun dış dünyaya yansımasıdır. Kalpten çıkan bir niyet evrensel bir dile dönüşür. Evren bu dili anlar; çünkü umut, insanla dünya arasında kurulan en derin bağlardan biridir.

Umut bir kapı değildir; yolun bir noktasında bir kapı açılabileceği hissidir. Sonucu garanti etmez ama insanın yolda kalmasını sağlar. Herkesin bir umudu, bir savaşı, bir kaybedişi, bir acısı ve bir yalnızlığı vardır. Ama hayatla hayalin tam ortasında duran bir şey daha vardır: Kalbin vazgeçmeyen sesi. Gönle bir ateş düşer, yanar durur. Şairin dediği gibi umut, gönlün ekmeğidir; insan umar, yine umar. Bazen sadece bu umut bile yaşamaya devam etmek için yeterlidir.

Ben diyorum ki umut, her “olmaz” anında hâlâ “neden olmasın?” diye sorabilme ve bekleme cesaretidir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanErdal Çolak
Takip et:
Gazeteci-yazar-akade​misyen. Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Kuşça kasabasında 1975’te doğdu. İlk ve ortaöğretimini Konya’da tamamladı, 1996 yılında başladığı Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki üniversite, daha sonra Danimarka Kraliyet Okulu’nda (İVA) Copenhagen (The Royal School of Library and Information Science) Kütüphanecilik bölümünde tamamladı. Kütüphanenin Kültüre Etkisi ve Bilginin Bilimselliği üzerine doktora yaptı. Danimarka The Union Press Associat​ion IPC yönetim kurulu üyesi, uluslararası basın yayın kartı sahibi. Kişisel gelişim alanında eğitimler aldı. Psikoterapi Eğitimi sertifikası, Yaşam Koçluğu ve NLP (Zihinsel ve Dilsel Programlama) konusunda diploma sahibi. ”Sonsuzluk İle Hiçlik Arasındaki İnsan” adlı deneme kitabı Dancaya, ”Yalnızlık Aşktır; Yalnızlık, Yokluğun, Hiçliğin Şiirleri” kitabı”. ”Loneliness Is Love” adıyla İngilizceye çevrildi. ”Yüreğim Sensizliğim”, ”Yalnızlık Aşktır”, ”Ben Sana Değil Kendime Geç Kalmışım” adlarında şiir kitapları var. Danimarka’da yaşamaktadır.
Önceki Makale Erivan’a Azerbaycan petrolü
Sonraki Makale Rutte ne demek istedi?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

“ABD’nin saldırganlığı sürecek”

Deniz Yaşayan
31 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

Şiddetin ekososyolojisi

İnan Özbek
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

İsrail’de normalleşmeyen devlet

Metin Duyar
30 Ocak 2026
Köşe Yazıları

Yasın dili ve insan kalabilmek

İsmail Boy
29 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?