Teknolojinin hayatı teslim aldığı bir zamandayız.
Artık, gerçek ile sanal arasındaki çizgiyi görmek neredeyse olanaksız hale geldi.
Bu durum hayatın birçok alanı için olumlu olabilir, ama turizm için de öyle mi? Ya uzak olmayan bir gelecekte, yapay zekâ insanlara evden çıkmadan bütün dünyayı gezme ve hissetmenin yeni bir yolunu sunarsa?
Şimdi şu soruyu sorma zamanıdır: Dijital seyahat gerçeğinin yerini alır mı?
Sanal seyahatten ne anlamalıyız?
Sanal turizm, dijital tekniklerle bir yeri uzaktan deneyimlemek olarak tarif edilebilir. VR gözlükler (Sanal gerçeklik gözlüğü) ve eşlik eden seslerle insan kendisini gerçekten de o bölgede geziyormuş gibi bir his oluşturuluyor. Amaç eğlenmek ve öğrenmek.
Sanal seyahat kavramı pandemi zamanında yaygınlaştı. Özellikle de müzeler ve antik kentler bu akımdan büyük bir ivme kazandı.
Düşünmekte yarar var; acaba sanal turizm fiili seyahatin yerini alır mı? Bir başka ifade ile gerçek gezginlerin çevreye verdiği zararları telafi edebilir mi?
Ana yemekten önce aperatif gibi
Akım özellikle gençler arasında çok tuttu. 2023’de yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, yeni kuşakların yüzde 35’i sanal seyahat deneyimini yaşamış. Aslında, bu ön izlemeler, gerçek seyahate hazırlık olarak da düşünülebilir.
Şu bir gerçek ki, sanal deneyimin gerçek seyahatin yerini alma riski var. Ama hiçbir VR gözlük fiili gezmelerdeki kokuyu, tatları ve duyguları sunamaz.
Çevresel etkiler ve sosyal dokunuşlar
Sanal seyahatin en büyük avantajı çevreye olan etkinin azalması olacaktır. Bir noktadan başka bir yere fiziki ulaşım olmayacağı için karbon ayak izi sıfırdır. Bu bağlamda, sanal turizm Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları ile de örtüşüyor.
Pandemi zamanındaki karantinalarda, yoğun turist alan destinasyonlarda muazzam bir rahatlama ve temizlenme dikkati çekmişti. Sadece 3 ayda karbon salınımı 1 milyar 750 milyon ton azalmıştı. Su kaynaklarında belirgin bir arınma gözlemlenmişti. Karantina zamanında Venedik kanalları berraklaşmış ve balıklar yeniden görülmeye başlanmıştı.
Sanal turizm, çok yoğun ziyaret alan hassas destinasyonları da rahatlatır. O bölgelere yönelik trafiği azaltır. Çevreye dönük zararları düşürür. Bu yöntem, arkeolojik mirasa, doğal zenginliklere de nefes alma fırsatı verir.
Sanal turizmin bir güzelliği de sosyal kapsamdaki etkisidir. Örneğin, hareket engeli olanlar sanal turizm ile gidemedikleri yerleri görebilir ve sanal da olsa deneyimleyebilir. Yoksulların seyahat olanakları sınırlıdır. Yaşlılar ise uzun mesafe seyahatlere çıkamazlar. Sanal geziler bu gruplara da keşif olanağı sağlar.
Sanal ve gerçek seyahatin harmanlanması
Sanal turizm, fiziksel seyahatin alternatifi olmak zorunda değil; çoğu zaman tamamlayıcı bir rol oynuyor. Havayolları ve seyahat şirketleri, destinasyon tanıtımı için giderek daha fazla VR kullanıyor. Bu örnekler, sanal araçların seyahatleri daha planlı, daha hazırlıklı ve daha zengin hâle getirdiğini gösteriyor.
Yoksa yapay zekâya teslim mi olacağız?
Aslında, sanal ve gerçek turizm birbirinin rakibi değildir. Tam tersine birbirini destekler. Dijital olanaklar seyahat planı için hazırlanmaya yardımcı olur. Çevre ve toplum dostu seçenekler sunar. Gerçek seyahat ise bu desteklerden yararlanır ve duygularımızı besler. Keşif arzumuzu karşılar. Kültürler ile bağlarımızı güçlendirir.
Bununla beraber, hızla gelişen yapay zekâ bu dengeyi değiştirebilir. Yapay zekâ destekli VR ortamları, gerçekliği neredeyse birebir taklit eden hatta tamamen yeni duyusal deneyimler yaratan kişiselleştirilmiş dünyalar oluşturabilir.
Bu durumda şu soru önem kazanıyor:
Seyahat arzumuzun ne kadarını algoritmalara teslim edeceğiz?
VR gelişmeye devam ederken, sanal turizm sürdürülebilir ve kapsayıcı bir keşif biçimi olarak giderek daha fazla önem kazanıyor.
Belki valiz hazırlamanın heyecanını tamamen ortadan kaldırmayacak, ama gezegenimizi korumaya ve ufkumuzu genişletmeye yardımcı olabilir.
Not: Görsel yapay zekâyla oluşturulmuştur.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
