Ülkemiz futbolu 2011 yılına kadar tertemizdi.
O yıl kirlendi.
Evet. Sadece o yıl.
2012’de ise, hemen tekrar temizlendi. Kırklandı, aslına döndü.
Yersen. Yutarsan.
Bu cümleler dünyanın en ustaca kurgulanmış yalanıdır.
2011 yılında Fenerbahçe’ye kurulan kumpasın dolaylı dolaysız failleri nerede?
Bu sorunun cevabı bile kumpasın kanıtıdır.
Şu 3 Temmuz 2011’e dönelim.
Bugün kaçak olan bir savcıya o günlerde vahiy geldi ve Fenerbahçe’nin şike yaptığına hükmetti. Aslında amaç şike soruşturması değildi. Öyle olsa, bütün ligin masaya yatırılması ve detaylı bir soruşturma yapılması gerekmez miydi?
Neden sadece Fenerbahçe?
Aslında bu hükmün işaret fişeği yıllar önce verilmişti.
FETÖ’nün tetikçisi Taraf gazetesinin manşeti internette duruyor:
“Ergenekon Fenerbahçe’de.”
Bu manşetin gerekçesi çok eskilerde.
Bundan yıllar önce bir hain, Fenerbahçe’nin biraz katı ve sert olduğundan yakınmıştı.
Mesaj açıktı.
“Fenerbahçe’ye saldırın.”
Bir kumpas çerçevesinde operasyon başlatıldı.
Öncesinde bazı mizansenler devreye alındı.
Şimdi kaçak olan hain ile Fenerbahçe yöneticileri arasında bir halı saha maçı ayarlandı.
Nitekim bugün bile 3 Temmuz’un kumpas olduğunu kabul etmeyen sosyal medya trolleri hâlâ o halı saha maçını ve oradan çekilen fotoğrafları kullanıyorlar. Kumpasın, tarafsız bir operasyon olduğu palavrasını köpürtüyorlar.
Yersen..
Kumpas için özel delil uydurma yöntemleri, yasadışı dinlemeler, montajlı ses kayıtları devreye girdi. Baştan sona ihanet, kurgu ve yalan dolu dosya hazırlandı.
Sorulması şart olan soru şudur:
O düzmece dosyaya göre karar verenler, o delilleri uyduranlar şimdi nerede?
Hangisi, özgür, sakin ve rahat bir hayat sürüyor?
Hiçbirisi.
Baştan sona kurgu.
3 Temmuz şike dosyasında örgüt suçlaması var. Ama iddianamede örgüt ile ilgili kanıt ve somut bir şema yok. Yasal süreleri ve şartları hiçe sayan kanunsuz dinlemeler var. Hem de olmayan bir suç için 6 ay süreyle. İnsanlar, hiçbir iddia olmayan bir konuda dinleniyor.
Hem de sadece varsayımla.
Ve o günün medyası…
Olmayan bir suç üzerinden kamuoyu algısını şekillendirdiler. Bir türlü teslim alamadıkları, nemalanamadıkları kulübü peşin suçlu ilan ettiler.
UEFA listesi mi?
Malum troller, her fırsatta UEFA’nın sitesindeki bir şike listesini gündeme getirip, Fenerbahçe’nin tescilli şikeci olduğunu söylüyorlar.
Sanki UEFA gelmiş, kendi ekipleri ile soruşturmalar yapmış ve elde ettikleri somut delillere göre karar vermiş gibi bu palavrayı tekrarlayıp durmayın.
UEFA, o ülkeden gelen bilgi ve dosyaya göre karar verir. Dolayısı ile UEFA ile bu dosya üzerinden yürütülen iletişim sürecinin ne derece objektif olduğu tartışmalıdır.
İleride sıra, bu dosyayı daha hazırlık aşamasında medyaya sızdıranlara da gelecek.
Bitmemiş dosyayı UEFA’ya gönderen, Fenerbahçe’nin şike yaptığı yalanını söyleyenlere de.
Bu kumpasın bedeli yasal boyutta ödenecek.
Şimdilik, UEFA ile iletişimi sürdüren o görevlilerin hangi camianın militanı olduğu sorusunu ortaya bırakalım ve hukuk önünde hesap sorulacak günü bekleyelim.
O günleri göreceğiz.
En acı olanı şu ki, Fenerbahçeli olmayanlar, ilkelerini, inançlarını, hak ve hukuk anlayışlarını, sırf konu Fenerbahçe diye çiğneyip atıyor. Alçakça kurgulanmış bir yalanı ve bu yalan üzerinden yürütülen bir kumpası sindirebiliyorlar.
Görsel: netgazete.com.tr
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
