Olası hiçbir anlaşma Türkiye Cumhuriyeti devletine Kıbrıs 1960 Anayasası ve Londra ve Zürih Antlaşmalarında Kıbrıs Adası’nın bütünü hakkında elde ettiği garantör devlet haklarının benzerini, hatta yarısını bile vermez.
Bir nefes alıp devam edelim…
4 Mart 1964 tarihli BM genel kurul kararı ile Kıbrıs Cumhuriyeti devleti hükümetliğini Türk ortağından kurtulma fırsatı olarak değerlendirerek Kıbrıs Türk ve Türkiye siyasetçilerinin, diplomatlarının konuya ilişkin itirazlarının sebatlı ve ardıcıl ve dahi ısrarla sürdürmemeleri sonucu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tek sahibi muamelesi gören Kıbrıs Elenlerinin o gün bu gündür uzlaşmaz tavırlarını Türk tarafının da incelikten ve kararlılıktan uzak diplomasi ve siyasetleri ile inatla sürdürmekte ve hatta AB’ye tek taraflı olarak kabul edilme aşamasını da tepe tepe kullanabilmesini sağlamıştır.
Oysa…
Bilen bilir, oysa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 1990’lı yıllarda Rusya’dan satın aldığı S-300 füzeleri Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlükten doğan haklarının ısrarla ve kararlı bir şekilde ortaya koyması ile Rusya ve Kıbrıs Cumhuriyeti S-300 füze anlaşmasını hayata geçirememiş ve parası ödenen füzeler Yunan toprağı olan Girit Adası’na konuşlandırılmıştır.
Evet, ısrarla ve bilerek yazıyorum ki Türkiye’nin de taraf olacağı Kıbrıs çözümü anlaşması Türkiye’ye 1960 garantörlük hakları ölçüsünde bir hak sağlayamaz, veremez.
Gerçek anlamdaki iki devletli çözüm çok net bir şekilde Türkiye’nin garantörlüğünün sona ermesi sonucunu doğuracaktır.
Hal böyleyken Kıbrıs sorunun çözümü için Türkiye’nin iki devletlilik anlayışını/modelini öne sürmesinin iki nedeni/gerekçesi olabilir:
Sorunun çözümü için müzakere masasında pazarlık marjını yüksek tutmak ve/veya olası bir federal çözümde federe devletlerin her birini kurucu devletler olarak kabul ve ilan ederek, iki devlet demiştik işte size Kıbrıs Türk Federe devleti/devletçiği ki bu devlet aynı zaman ve zeminde federal Kıbrıs’ın iki kurucu devletinden/devletçiğinden birisidir demek.
Türkiye yeni seçilen Tufan Erhürman’ın ve onun Kıbrıs sorunu ile ilgili derin, kapsamlı bilgi ve deneyim birikimi ile çözüm önerilerini dikkate almalı, savunmalı arkasında/yanında büyük destek olarak durmalı ve sorunun Türk haklarını azami ölçüde koruyan bir anlaşma ile sonlanmasına ön ayak olmalıdır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
