Asgari ücret, adı üstünde “en düşük geçim ücreti”dir. Ancak Türkiye’de bugün tablo çok farklı. Yaklaşık 17 milyon kişi asgari ücret ücreti alıyor, yani asgari değil, artık neredeyse ortalama ücret haline gelmiş durumda.
2024 yılı için Türkiye’de yıllık tüketici enflasyonu TÜİK verilerine göre yaklaşık yüzde 44,38 olarak açıklandı. 1 Ocak 2025 itibarıyla asgari ücret yüzde 30 artışla net 22.104,67 TL, oldu.
Görüldüğü gibi ücretler nominal olarak artıyor, ancak enflasyonun artış hızıyla karşılaştırıldığında gerçek alım gücü ise düşüyor. Yani zammın yapılmış olması, “alım gücünün artması” anlamına gelmiyor.
Asgari ücretlinin alım gücünün düşmesi, asgari ücretin adil olmaktan çok sosyal yardım işlevi görmeye başladığını gösteriyor. Yani devletin verdiği ücret, “normal bir iş karşılığı adil ücret” olmaktan çıkarak, “asgari düzeyde yaşamı sürdürebilme desteği” halini almış durumda.
Asgari ücretliler, maaşlarını almadan önce zaten vazgeçmek zorunda oldukları giderlerle karşı karşıya. Ücretler enlasyon hedefine göre arttırılırkan, kiralar ve temel giderler önceki yıllardaki artışlara göre belirleniyor. Bu dengesizlik alım gücünün her yıl daha azalmasına neden oluyor. Üstelik asgari ücret vergiden muaf değil; yani devlet asgari ücretlinin maaşından dahi pay alıyor.
En acımasız çelişki ise burada ortaya çıkıyor: Devlet bir yandan bu düşük ücreti bir geçim standardı olarak belirliyor, diğer yandan ise bu düşük ücretten vergi alıyor. Gelir vergisi dilimlerinin esnek olmaması nedeniyle, devlet yoksulun en kısıtlı maaşından bile pay alarak sistemi bir nevi destek mekanizması gibi işletiyor.
Asgari ücret, artık asgari refah seviyesini korumak için değil, milyonlarca insanın açlık sınırında hayatta kalmasını sağlamak için verilen bir zorunlu ödeme haline gelmiştir. Faiz ve popülist harcamaların gölgesinde kalan bu durum, Türkiye’nin kalkınma hedeflerinin en büyük engelidir. Gerçek kalkınma, çalışanların alım gücünü enflasyonun üzerinde kalıcı olarak artırmakla başlar.
Bu sorunların çözülmemesi halinde, asgari ücret yerine sosyal yardım işlevi gören bir ücret düzeniyle karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz. Bu da uzun vadede sosyal adaleti, ekonomik verimliliği ve toplumsal güveni zedeleyecektir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
