Bir akademisyen arkadaş, sosyal medyasında, “13.06.2025 Bugün 3. Dünya Savaşı başladı’” paylaşımında bulunmuş.
Yüzde yüz katılamasam da, uluslararası toplumun neredeyse koşar adımlarla, küresel cepheleşmede saf tutma yarışı, dünya düzeninin düzensizliğe dönüştüğü umutsuzluk içinde küresel savaşın telaffuz edilmeye başlaması 3. Dünya Savaşı endişelerini arttırmıyor değil.
İnsanlığın, savaşa neredeyse çözüm olarak bakması da onulmaz çaresizliğin acı göstergesi olmalı.
Bu bağlamda, siyaseten çürümüş rejimlere gün doğduğu da söylenebilir.
İsrail’in beklenen ancak sürpriz zamanlamalı hava akınları ile İran’ın zoraki misillemeleri bazıları için can suyu olabilir.
Nokta atışı
İsrail, Lübnan’da Hizbullah’a uyguladığı toplu elektronik avlama operasyonunun benzerini, bu defa nokta atışlarla İran topraklarında yaptı.
Çok sayıda nükleer bilim insanına ve üst rütbeli askere eş zamanlı suikastler gerçekleştirdi, stratejik hedefleri vurdu.
Sınırdaş olmamalarına karşın her iki ülke de aralarındaki mesafeyi roketlerle, füzelerle yakınlaştırmada pek maharetli.
İsrail gibi ezeli düşmana sahip bir ülkenin ilk atakta bu kadar hazırlıksız ve tedbirsiz oluşu elbette affedilemez.
Tüm enerjisini kendi halkını ezmeye, hayat tarzıyla, saçıyla başıyla uğraşıp cezalandırmaya harcayan İran rejiminin İsrail saldırıları karşısında gaflete düşmesi acizlik olarak yorumlandı.
BOP
“Demir Perde”nin yıkılışından hemen sonra Batılı stratejistler Huntington’ın ‘’Medeniyetler Çatışması’’ icadına dört elle sarılmıştı.
Batı’nın, 30 yıldır başı her dara düştüğünde pişirip masaya sürdüğü, esası “kültürler çatışması” olması gereken sözde “medeniyetler çatışması” namını şeytani Büyük Orta Doğu Projesi ile iç içe Gazze’de, İran’da ve Asya Pasifik’te ve Çin Denizi’nde sürdürmekte.
ABD, zafiyet yaşadığı Çin’le rekabetini Doğu-Batı çekişmesine dayandırmış, Gazze çaresizliğini, Batı desteğindeki İsrail’in Doğulularla mücadelesi şeklinde adlandıragelmişti.
ABD’nin planları Çin olarak görünse de, İsrail’in Orta Doğu ve İran coğrafyası aceleciliği öne geçmiştir.
İsrail’in İran önceliğinin, ABD ile beraber başladıkları Orta Doğu projesini tamamlamaya yönelik olduğu anlaşılmakta.
Algı
ABD, Rusya ve Çin dengeleri göz önüne alındığında, İran-İsrail dalaşının, üçüncü küresel savaşa yol açmasa da, ciddi bölgesel sıkıntılar yaratması beklenir.
Gerilim, ABD, İsrail ve İran’ın sıkıntılı iç gündemlerinin perdelenmesine de yarayabilir.
Trump, belki ikinci dönemini tamamlayamayacak ölçüde topal ördek durumundaydı. Kongre baskını, demokratik kurumlara güvensizlik, Çin’in “Amerikan Rüyası”nı sarsması, Trump’ın çılgınlıklarının kamuoyunda yarattığı hoşnutsuzluk, gümrük tarifeleri fiyaskosu, Elon Musk dalaşı ve son mülteci isyanları bağlamında İran çekişmesi iyi bir can simidi sayılabilir.
Suriye ve Gazze katliamları uluslararası tepki yaratan İsrail’in genel vizyonu ve siyasi çıkmazlar yaşayan Netenyahu’nun, “çivi çiviyi söker” anlayışıyla ulusal ve uluslararası kamuoyunu başka kulvarlarda tartışmaya çekmesi akıllıca olur.
Öte yandan özgürlükler, hayat tarzı ve başörtüsü meselelerinde baskıcı polisiye rejimini sürdüren, toplumsal direnç karşısında bocalayan mollalar için İsrail saldırısı ilaç gibi gelebilir.
Rejim, ezeli siyonizm ve ABD tehditlerini öne sürerek, daha önce başvurduğu gibi, dış mihraklar tehdidiyle iç talepleri kolayca bastırabilir.
Bir anlamda gerginliğin karşılıklı misillemelerle uzaması algı oyunlarına bolca imkan tanıyacaktır.
Kısacası, Büyük Orta Doğu Projesi, sadık kalınan plana uygun olarak sarmal entrikalarla, masum sivillerin canı pahasına sürmektedir.
İran’ın düşmesi halinde Orta Doğu siyasi haritasının yeniden şekillenmesinde sıradaki son adresin Türkiye olması kuvvetle muhtemeldir.
İşaretleri alınan bu kaçınılmaz olasılık karşısında ulusça ayağımızı denk almak da bize kalıyor.
Görsel: svoboda.org
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
