“Sibirya’nın Gücü 2” Doğal Gaz Boru Hattı projesi, Gazprom’un Çin ile hattın inşası için “hukuken bağlayıcı” olarak tanımladığı bir memorandum imzalamasından aylar sonra hâlâ ilerleme kaydedebilmiş değil.
Ancak İran savaşı, enerji güvenliği konusundaki endişelerin Pekin’i anlaşmaya daha da yaklaştırabileceği yönünde Moskova’da yeni umutlar yarattı.
Moskova, Rusya’nın Yamal Yarımadası’ndan çıkarılacak gazı Moğolistan üzerinden Çin’e taşıyacak ve yaklaşık 2.600 kilometrelik bir güzergâha sahip olacak projeyi, Ukrayna’nın işgalinden sonra kaybedilen Avrupa gaz satışlarının yerine geçecek kritik bir adım olarak görüyor.
Moscow Times gazetesine göre Rus yetkililer, Orta Doğu’daki savaşın başlamasının ardından projeye yönelik kamuoyu desteğini yeniden artırdı ve İran savaşı nedeniyle küresel enerji arzında yaşanan aksaklıkların kara üzerinden geçen boru hatlarının önemini ortaya koyduğunu savundu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, nisan ayında Pekin’e yaptığı ziyaret sırasında “Sibirya’nın Gücü 2” projesine ilişkin görüşmelerin uzun zamandır sürdüğünü kabul etti ancak projenin “mevcut altyapıya” göre avantajlar sunduğunu ve onu “uyumlu biçimde tamamlayacağını” söyledi.
ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı hakkında konuşan Lavrov, Rusya ile Çin’in “küresel ekonomiyi ve enerji sektörünü baltalayan böylesi saldırgan maceralardan” kendilerini bağımsız hale getirebilecek “kapasitelere” sahip olduğunu söyledi.
Bu açıklamalar, Rusya’nın bu yıl “Sibirya’nın Gücü 2” için yaptığı ilk büyük kamuoyu tanıtımı olarak görülüyor ve Moskova’nın Orta Doğu krizinin dengeleri kendi lehine çevirebileceği yönündeki umutlarını gösteriyor.
Buna rağmen Çin, diğer enerji projelerinde ilerlemeyi sürdürüyor.
Lavrov Pekin’de bulunurken, Çin Başbakan Yardımcısı Ding Xuexiang liderliğindeki bir heyet, Çin’in boru hattı gazındaki ikinci büyük tedarikçisi olan Türkmenistan ile gaz iş birliğini genişletmeye yönelik anlaşmalar imzaladı.
Yine de Moskova, projeyi özellikle İran savaşı nedeniyle Orta Doğu LNG arzının aksadığı bir dönemde, deniz yollarına bağımlı enerji güzergâhlarına karşı stratejik açıdan önemli bir alternatif olarak tanıtmaya devam ediyor. Orta Doğu kaynaklı LNG, 2025 yılında Çin’in LNG ithalatının yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyordu.
Rusya hâlihazırda mevcut “Sibirya’nın Gücü” boru hattı üzerinden 2025 yılında Çin’e yaklaşık 40 milyar metreküp gaz sağladı. Buna ek olarak 9,8 milyon ton LNG ihraç etti; bu miktar yaklaşık 13,5 milyar metreküp doğal gaza denk geliyor.
“Sibirya’nın Gücü 2” hattı ise yıllık 50 milyar metreküplük ek kapasite sağlayacak ve Rusya’nın Çin gaz pazarındaki payını toplam tüketimin yaklaşık yüzde 10’undan yüzde 20’sine çıkarabilecek.
Bu durum Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı açısından büyük önem taşıyor. Çünkü Ukrayna’daki savaşın başlamasından önce Avrupa Birliği’ne yapılan gaz ihracatı 157 milyar metreküp seviyesindeyken geçen yıl yalnızca 18 milyar metreküpe düştü. Bu durum Rusya’nın gaz bağlantılı vergi gelirlerinde yüzde 7’lik düşüşe yol açarken ülkeyi toplam gaz üretimini yüzde 3 azaltmaya zorladı.
Proje aynı zamanda Çin açısından da stratejik ve ekonomik avantajlar sunuyor.
Çin’in gaz tüketimi son iki yılda yüzde 5’in üzerinde artarak 2025 yılında 456 milyar metreküpe ulaştı. Tahminler, talebin 2040 yılına kadar yaklaşık 610 milyar metreküpe çıkacağını öngörüyor.
Rus gazı ayrıca alternatif ithalatlara kıyasla daha ucuz. Türkmenistan’dan gelen gazla karşılaştırıldığında her 1.000 metreküp başına yaklaşık 50 dolar daha düşük maliyetli olduğu belirtiliyor. Orta Doğu LNG’sine göre fark ise daha da büyük.
Analistler, Rusya’dan boru hattıyla yapılan teslimatların, bölgesel çatışmalara açık Orta Doğu enerji arzına göre daha düşük jeopolitik risk taşıdığını söylüyor. Ayrıca Avustralya gibi ihracatçılardan gelen LNG sevkiyatlarının, Pekin ile Washington arasındaki gerilim artarsa Batı baskısına açık hale gelebileceği belirtiliyor.
İki ülke arasında projeye daha güçlü destek veren tarafın açık şekilde Rusya olduğu görülüyor çünkü Çin, Moskova’nın kaybettiği Avrupa gaz pazarının yerine koyabileceği en büyük fırsat olarak değerlendiriliyor.
Çin’in mart ayında onaylanan 2026-2030 Beş Yıllık Planı’nda, Çin-Rusya doğal gaz boru hattının merkez rotası için “hazırlık çalışmalarının ilerletileceği” belirtildi. Bu ifade geniş ölçüde “Sibirya’nın Gücü 2″ye gönderme olarak yorumlandı. Ancak Pekin henüz projeye nihai onayı vermiş değil.
Görüşmelerin fiyatlandırma ve gaz tedarik sözleşmelerinin süresi konusunda tıkandığı bildiriliyor. Pekin’in, gaz fiyatlarının Rusya’nın iç piyasa fiyatlarına yakın olmasını istediği; Moskova’nın ise “Sibirya’nın Gücü 1” benzeri şartlar talep ettiği belirtiliyor.
Analistler, Orta Doğu’daki çatışmanın projenin siyasi açıdan ilerleme ihtimalini artırabileceğini ancak müzakerelerdeki güç dengesini kökten değiştirmesinin pek olası olmadığını düşünüyor.
Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü’nde Çin enerji araştırmaları başkanı olan Michal Meidan, Rusya’nın ikinci gaz boru hattı konusunda henüz kesin bir taahhüt bulunmadığını ancak mevcut “uluslararası ortam ve dalgalanmanın” projeyi daha olası hale getirdiğini söyledi.
Meidan, “Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, deniz kaynaklı şoklara karşı arz güvenliğinde boru hatlarının katkısını ortaya koyuyor” dedi.
Bununla birlikte Meidan, “Sibirya’nın Gücü 2″nin 2030’dan önce faaliyete geçmesinin düşük ihtimal olduğunu belirtti. Çünkü önemli teknik ayrıntılar hâlâ çözülmüş değil ve Çin, Türkmenistan’dan gelen Orta Asya gaz koridorunun D Hattı da dahil olmak üzere başka kara tabanlı tedarik seçeneklerini geliştirmeyi sürdürüyor.
S&P Global’de küresel gaz bölümünün yöneticisi Laurent Ruseckas ise küresel enerji krizinin müzakerelere siyasi ivme kazandırabileceğini ve projeyi hızlandırabileceğini söyledi.
Ruseckas, “Geleneksel olarak Çin enerji güvenliğini, boru hattı gazının pazarın yüzde 25’ini aşmaması prensibi üzerinden değerlendiriyordu ve Moskova’ya aşırı bağımlı hale gelmek istemiyordu” dedi. Ancak mevcut kriz bağlamında daha fazla boru hattı arzının artık olumsuz değil olumlu görünebileceğini söyledi. Buna rağmen çatışmanın Pekin’in stratejik hesaplarını temelden değiştirip değiştirmeyeceğinin hâlâ belirsiz olduğunu vurguladı.
Ruseckas, S&P Global’in hattın 2031’in sonlarına doğru faaliyete geçmesini beklediğini ve Gazprom ile Çin Ulusal Petrol Şirketi’nin fiyat müzakerelerini sürdürmesinin muhtemel olduğunu söyledi.
Rusya geçen yıl Çin’e gazı ortalama 1.000 metreküp başına 249 dolardan sattı. Bu fiyat, Rusya’nın Avrupa’ya kalan gaz ihracat fiyatlarının altında kalırken, Çin’in LNG ithalat fiyatlarının da oldukça gerisinde bulunuyor. Çin’in LNG ithalat fiyatları ortalama 1.000 metreküp başına 400 doların üzerindeydi.
Analistler, boru hattını destekleyen jeopolitik argümanlara rağmen Orta Doğu krizinin fiyat konusunda Rusya’nın pazarlık gücünü artırmasının pek mümkün olmadığını düşünüyor.
Ruseckas, “Gazprom’un müzakere edebileceği başka kimse yok, dolayısıyla bütün kozlar Çin’in elinde. Bence ‘Sibirya’nın Gücü 2’ için oluşacak fiyat, ‘Sibirya’nın Gücü 1’den bile daha düşük olacak” dedi.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
