Türk televizyon tarihinin en kendine has, iz bırakan ve uzun yıllar boyunca ana haber bültenleri ile kitleleri ekran başına kilitleyen usta gazeteci ve sunucusu Reha Muhtar, 66 yaşında hayatını kaybetti.
Bir süredir ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ettiği bilinen Muhtar, kısa süre önce rahatsızlanarak Muğla’nın Bodrum ilçesinde hastaneye kaldırılmış ve tedavi altına alınmıştı. Medya dünyasını yasa boğan acı haberi, yakınları ve sağlık ekipleri duyurdu.
Kimdir?
Türk medyasında gazeteci, haber sunucusu, televizyon programcısı ve yorumcu kimliğiyle silinmez bir iz bırakan Reha Muhtar, 21 Temmuz 1959 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi. Aslen Irak Türkmeni olan Muhtar, babasının akademik görevleri sebebiyle çocukluk ve gençlik yıllarını Ankara ile İstanbul arasında mekik dokuyarak geçirdi.
İlk, orta ve lise eğitimini TED Ankara Koleji’nde başarıyla tamamladı, medyadaki vizyonunu şekillendirecek olan yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulu’nda aldı.
Gazetecilik mesleğine adımlarını 1980 yılında atan Reha Muhtar, 1981 yılında Milliyet gazetesinin Ankara Bürosu’nda dış politika ve siyaset muhabiri olarak profesyonel kariyerine başladı. Milliyet’in yanı sıra TRT’nin Atina muhabiri olarak Yunanistan’da görev yaptığı dönemde yaptığı haberlerle adını tüm Türkiye’ye duyurdu, “Reha Muhtar Atina’dan bildiriyor” sözü bir klişe olarak hafızalara yerleşti.

1990’lı yıllara gelindiğinde, Türkiye’de özel televizyonculuğun yükselişiyle birlikte ekranların en dinamik figürlerinden biri haline geldi. TRT’de hazırlayıp sunduğu, dönemin siyasi ve toplumsal krizlerini masaya yatıran efsanevi “Ateş Hattı” programıyla geniş kitlelerin takdirini kazandı.
Kariyeri boyunca TRT başta olmak üzere Kanal D, Show TV, Star TV, ATV, FOX, CNN Türk ve Kanaltürk gibi Türkiye’nin en büyük televizyon kanallarında haber sunuculuğu, program yapımcılığı ve üst düzey yöneticilik görevlerini üstlendi. Özellikle uzun yıllar yürüttüğü Show TV Ana Haber Bülteni’ndeki kendine has, dinamik, sorgulayıcı ve toplumsal refleksleri ön plana çıkaran sunum tarzıyla Türk televizyon haberciliğinde adeta bir ekol yarattı.
Haberin önüne geçti
Türkiye’de 1980’lerde haber sunucuları çoğunlukla görünmez birer aktarıcı olarak kabul edilirken, 1990’larda “anchorman” kültürü yükselişe geçti.
Bu dönemin önemli isimleri arasında Mehmet Ali Birand, Ali Kırca, Uğur Dündar ve Reha Muhtar yer aldı. Ancak Muhtar’ın tarzı diğerlerinden belirgin biçimde ayrılıyordu.
Yüksek ses tonu, vurgulu anlatımı, doğrudan izleyiciye seslenmesi, olaylara anlık tepki vermesi ve zaman zaman haberin bir parçası haline gelmesi onu ekranın en tanınan yüzlerinden biri yaptı.
Onunla birlikte haber bültenleri daha hızlı, daha dramatik ve daha kişiselleşmiş bir yapıya büründü. Birçok medya gözlemcisine göre bu dönem, televizyon haberciliğinin aynı zamanda bir gösteri formatına dönüşmeye başladığı yıllardı.
Gülen röportajı
Reha Muhtar’ın kariyeri boyunca yaptığı çok sayıda röportaj arasında, Fethullah Gülen ile gerçekleştirdiği canlı yayın görüşmesi de dönemin medya atmosferini yansıtan örneklerden biri olarak hafızalarda yer aldı.
1999 yılında ABD’de bulunan Gülen’le yaptığı röportajda Muhtar, Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından hazırlanan rapordaki iddiaları tek tek gündeme getirdi. Laiklik, cumhuriyet, devlet kurumları ve Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki görüşlerini ayrıntılı biçimde sordu. Röportaj boyunca aynı soruların farklı biçimlerde yeniden sorulması, dönemin televizyon haberciliğinde canlı yayınların ne kadar etkili bir siyasi ve toplumsal tartışma alanına dönüştüğünü gösteriyordu.
Bugünden bakıldığında bu röportaj, yalnızca Gülen hareketine ilişkin tartışmaların değil, televizyonun kamuoyu oluşturma gücünün de göstergelerinden biri olarak değerlendiriliyor.
“Acı var mı acı?”
Reha Muhtar’ın ekran kişiliği zaman zaman haberlerin önüne geçti. Keskin çıkışları, polemiklere açık tavrı ve alışılmışın dışındaki soruları uzun yıllar konuşuldu.
Onunla en çok özdeşleşen ifadelerden biri “Acı var mı acı?” sorusu oldu. Canlı yayınlarda mağdurlara, kazazedelere ya da yakınlarını kaybeden kişilere yönelttiği bu soru, yıllar içinde Türkiye televizyon tarihinin en çok hatırlanan ekran anlarından biri haline geldi. Bu ifade zamanla Reha Muhtar’ın televizyonculuk tarzını simgeleyen bir kalıp olarak hafızalara yerleşti.
Ancak hafızalara kazınan tek yayın anı bu değildi. Kürtaj yaptırdığını açıklayan sanatçı Harika Avcı ile yaptığı söyleşide yönelttiği “Peki, bebek şimdi nerede?” sorusu, cezaevinden kaçan mahkûmlarla ilgili bir haberde kullandığı “Tüneli kaçmak için mi kazdınız?” ifadesi, doğuştan görme engelli bir konuğuna yönelttiği “Küçükken de gözleriniz görmüyor muydu?” sorusu ve ölümlü bir trafik kazası haberinde muhabirine sorduğu “Ölülerin durumu nasıl?” sorusu yıllarca televizyon izleyicileri arasında konuşuldu.
Bir başka canlı yayında eşini öldüren bir kişiyle yaptığı bağlantıda kullandığı “Efendim başınız sağ olsun” ifadesi de uzun süre gündemde kaldı. Bu sözler, bir yandan televizyon tarihinin unutulmayan yayın anları arasında yer alırken, diğer yandan Muhtar’ın ekran üslubuna yönelik eleştirilerin de temel dayanaklarından biri oldu.
Bu dönem aynı zamanda üçüncü sayfa haberlerinin, suç olaylarının, canlı bağlantıların ve duygusal anlatıların ana haber bültenlerinde daha fazla yer bulduğu yıllardı. O da bu dönüşümün en görünür yüzlerinden biri oldu. Haberin aktarılma biçimi kadar sunuluş tarzı da izleyicinin dikkatini çekmeye başlamıştı.
Televizyon ekranlarındaki çalışmalarının yanı sıra yazılı basından da kopmayan Muhtar; Akşam, Star, Sabah ve Vatan gazetelerinde uzun yıllar boyunca gündemi yorumladığı köşe yazıları kaleme aldı.
Medya kariyerinin yanı sıra özel hayatıyla da magazin ve kültür-sanat basınının odağında yer alan Muhtar, ilk evliliğini gazeteci Selin Çağlayan ile yaptı. İlerleyen yıllarda Türkiye’nin pop müzik dehalarından sanatçı Nilüfer ve ünlü oyuncu Deniz Uğur ile yaşadığı uzun soluklu ilişkilerle adından söz ettirdi. Muhtar’ın, Deniz Uğur ile olan birlikteliğinden dünyaya gelen Mina ve Poyraz adında ikiz çocukları bulunuyor.
(Cumhuriyet, DW Türkçe, Medya Günlüğü)
Fotoğraf: Medyascope
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
