Cuma, 5 Haz 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 5 Haziran 2026 05:55
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Çaresiz iktidar-Sertaç Eş (Cumhuriyet)

“AKP iktidarının son iki yılına bakın. Daha önce yapmadıklarını, hatta yapılmasını canhıraş eleştirdiklerini şimdi uyguluyorlar. AKP’nin önemli kadroları, özellikle ilk dönemlerde görev almış ve siyasete müdahaleye karşı çıkmış isimler gelinen noktadan çok rahatsız. Ancak bir irade var ki olmadık işler yaptırıyor. Özgür Özel’in suçu belli: CHP’yi kısa sürede güçlü bir şekilde iktidar adayı yapmak. Geriye düşmeyi kabul etmeyen iktidar her geçen gün farklı boyuta geçiyor.

Artık çoğunluğun umrunda değil ama iddialar evlere şenlik. Kılıçdaroğlu’nun CHP’ye üye yaptığı, aday gösterdiği Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, taksit taksit verdiği ifadelerinde, sonunda Özel’e para verdiğini de iddia etti. Emin olun ileride ihtiyaç doğarsa daha başka ifadeler de verecektir.

Gözlerinizi kapatıp rüya alemine geçirin kendinizi. İktidarın değiştiğini düşünün; aynı kişiden, aynı ifadeleri, aynı koşullarda Kemal Kılıçdaroğlu için de alma olanağınız yüzde yüz değil mi?

Burada temel sorun Kılıçdaroğlu’nda. Kendisinin uzun süre birlikte çalıştığı kadrolar hakkındaki iddialara ancak genel başkanlığı yitirince inanmaya başladı. Ancak, bindiği makam otomobili örneğinden yola çıkarak herkes için yedeklenmiş “arınma” söylemleri var. Pek olası değil ama Kılıçdaroğlu da Özel gibi AKP iktidarını indirme yönünde yol alabilse emin olun daha fazlası kendisi için gündeme getirilecek. Ama öyle bir risk olmadığını artık herkes anladı.

Başlıkta dediğimiz gibi iktidar çaresiz olunca her şeyi göze alıyor. Örneğin, CHP gibi devlet kurmuş bir partiye bizzat devlet operasyon yapıyor. Hatta hızını alamayanlar, bir kısmı da Kılıçdaroğlu safına geçenler, “Özel ve İmamoğlu’nu derin devletin istemediğini”, bu iki siyasetçinin Türkiye için milli güvenlik sorunu olduğunu söylüyorlar. AKP’den bu hava efsunlanarak yayılıyor. Kılıçdaroğlu’nun yakınları, bu iddiaları sisli, buğulu bir havada kulaklara fısıldıyor.

Başta İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu olmak üzere birçok siyasetçi, derin devlet iddialarının, beka iddialarının nasıl gerçekçi olmadığını ortaya koydular.

AKP’liler ve Kılıçdaroğlu’nun yakınları şunu anlamalı; kendilerinin kamuoyuna vermek istedikleri mesaj artık sokakta ilgi çekmiyor. Kuşak değişti, beklenti değişti, yönelim değişiyor…”

Demirtaş’ı unutturduk, her şey unutulur-Deniz Zeyrek (Nefes)

“İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu son grup toplantısında çok önemli bir tespitte bulundu. Bu aralar hukuk devletini görmezden gelen, demokrasi karşıtı her adıma bir “devlet aklı” kılıfı bulunmaya çalışıldığını söyledi.

Birtakım haklar gasp ediliyor, birileri eleştirince başka birileri hemen savunmaya geçiyor: “Devlet aklı böyle istiyor. Vardır devletimizin bir bildiği.”

Fotoğraflara iyi bakın.

Soldaki 2016’da çekilmiş. Sağdaki ise 2026’da.

Demirtaş 10 Nisan 1973 doğumlu. İlk fotoğrafta 43 yaşında.

16 Kasım 2016 gününden bu yana da cezaevinde.

Sağdaki fotoğrafta ise 53 yaşında.

Sizce aradaki fark 10 yıl yaş almakla oluşabilecek bir fark mı?

Hayır değil, çok daha fazla.

Aradaki fark “devlet aklı” dediğimiz gizemli oluşumun eseri.

10 yıl boyunca 11 metrekarelik hücre tipi bir cezaevinde tutulan bir insanın, aynı yaşı alan “özgür” yaşıtlarından daha fazla yaşlandığını, çöktüğünü söylesem herhalde hiçbiriniz itiraz etmezsiniz.

(Demirtaş’ı sevmeyenler, hapiste olmayı hak ettiğini düşünenler, siz öyle düşünmeye devam edebilir, bu satırdan sonra yazıyı okumayı bırakabilirsiniz. Bu tavrınıza saygı duyarım.

Zira yazımın bundan sonraki bölümü hukuk devletine, temel insan hak ve özgürlüklerine inanan okuyucularım içindir.)

Selahattin Demirtaş, PKK’nın güdümünden kurtulamayan Kürt siyasi hareketini düz ovaya indirdi ve bir Türkiye partisine dönüştürmeyi başardı. En büyük başarısı da o siyasi hareketi seçimlere ilk defa parti olarak sokan isim olmasıdır.

7 Haziran 2015 seçimlerinde partisi HDP yüzde 13 oy alarak 80 milletvekili çıkarmayı başarmıştı. Bu tablo AK Parti’nin 12 yıllık “tek başına iktidar” dönemini de bitirmişti.

AK Parti bunu kabul etmedi elbette.

Hemen “devlet aklı” devreye alındı. Bir koalisyon hükümeti kurulmasına izin verilmedi. Seçimlerin 1 Kasım 2015’te yenilenmesi kararı çıktı.

7 Haziran ile 1 Kasım 2015 arasında yaşananları hatırlatmama gerek var mı?

Türkiye tarihinin en zor dönemlerinden biri yaşatıldı. Demirtaş ve partisi bütün yaşananların baş sorumlusu ilan edildi. Kamuoyu hazırlanınca da Demirtaş ve arkadaşlarının dokunulmazlıklarının kaldırılması gündeme getirildi.”

Fenerbahçe Cumhuriyeti’nde seçim zamanı-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

“Nietzsche’nin “ebedi döngü” felsefesi; hayatın tüm acıları, sevinçleri ve detaylarıyla sonsuz kez aynı şekilde tekrarlanacağını önerir.

Nietzsche’nin en çarpıcı varoluşsal metaforlarından biri olan bu döngü, hayatın amaçsızca tekrar eden bir lanet değil, en yüksek düzeyde olumlanması gereken bir sanat eseri olduğunu savunur.

Memlekette yaşadığımız bazı şeyleri düşündüğümde aklıma hep bu “ebedi döngü” meselesi gelir.

Bu yazıyı yazmak üzere bilgisayarımı açtığımda bir kez daha hatırlamamın nedenini biraz sonra açıklayacağım.

Bu hafta sonu Fenerbahçe Spor Kulübü, futbol takımının başarısız geçen bir sezonunun ardından bir kez daha olağanüstü kongreye gidiyor.

Fenerbahçe üyesi olduğumu bilen okuyucular e-posta ile soruyorlar. Kime oy vereceksin?

Aynı konuyu, kime oy vereceğimi soracak kadar bana yakın olan arkadaşlarım da merak ediyorlar.

Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanamayacağını bildiği bir seçimi kazanabilmek için yargı silahını çekip, CHP’nin başına zorla Kemal Kılıçdaroğlu’nu oturttuğundan beri ertelemek zorunda kaldığım bu yazının konusu da bu: Fenerbahçe seçiminde oyumu nasıl kullanırım?

“Ebedi döngü” meselesinin gelip bir kez daha beynimin içinde dönmeye başlamasının nedeni de bu soruya vereceğim yanıt aslında.

Lafı dolandırmadan baştan söyleyeyim: Kongre sırasında yurt dışında olacağım için oy kullanamayacağım ama İstanbul’da olsaydım oyumu Aziz Yıldırım’a verirdim.

Fenerbahçe, Aziz Yıldırım’ın başkanlık yaptığı 20 yıl içinde Süper Lig’de 6 kez şampiyon oldu.

10 kez ikinci, 2 kez üçüncü, 2 kez dördüncü, 1 kez de altıncı sırayı aldı.

O dönemde 2 kez de Türkiye Kupası kazanıldı.

Normal bir futbol ülkesinde olsak bu tablo aslına bakarsanız önemli bir başarı anlatıyor.

20 sezonun 16’sında takım şampiyonluk yarışının içinde olmuş. Bu “ikincilikler” arasında son maçta kaybedilen sezonlar da var.

Ali Koç’a karşı seçimi kaybettiği sezonun sonunda şampiyonluğu kaçırmasının nedeni de hakem Bülent Yıldırım’ın bütün hakem yorumcularının “net penaltı” dediği 3 pozisyonda gözünü kapatmasından başka bir şey değildi.

Hep düşünmüşümdür: O gün hakem hangi hesaplar içindeydi bilemiyorum ancak o penaltıların sonucunda Fenerbahçe şampiyon olsaydı, Aziz Yıldırım seçimi kaybeder miydi? Kaybetse bile yeni gelen Ali Koç, Aykut Kocaman’ı yine de gönderir miydi?

Ama burası Türkiye ve Fenerbahçe geleneğinde futbolda iki – üç sezondan daha uzun süre şampiyon olamamak diye bir şey kabul edilebilir bir durum değil.

Üstelik bu süre içinde Galatasaray, Fenerbahçe’den daha çok şampiyon olduysa, bu hiç kabul edilebilir bir şey değil.”

“İntikam ittifakı” bunun adı-Zafer Arapkirli (BirGün)

“Ülke siyasetinde son yaşanan gelişmeleri, elbette ki hukuki ve siyasi argümanlarla îzah etmeye çalışıyoruz günlerdir, haftalardır.

Her ne kadar hukukun “H”si, siyasi ahlâkın da “A”sı bile kalmamışsa da, gazete sütunlarında ve TV ekranlarındaki oturumlarda, toplasan milyonlarca saate tekabül edebilecek yoğunlukta analizler ve yorumlar yapılıyor.

Şunun şurasında 2 sene öncesine kadar sözlüğe bakmadan anlamını bilmediğimiz mâlûm sözcükle anılan “Butlan” kararının ayrıntılarını, bu kararın yere basacak hiçbir ayağı bulunmadığını, tam bir “mücerret ve müphem ucube” niteliği taşıdığını, kararı veren mahkemenin hukuk dairesinin bile “normal şartlarda” önüne gelse, “gülmekten kırılacağını” artık çok iyi biliyoruz.

Bu karar üzerinden başlayan; Tedbir, Yargıtay başvurusu, mazbata, delege listesi, parti meclisi, grup toplantısı, MYK listesi başlıklı uzun tartışmaların sürdüğü bir ortamda, daha henüz hiç kimsenin birbirini anlayamadığını ve ikna etmekte başarılı olmadığı görerek, kafası daha da karışıyor kamuoyunun.

Ama, meselenin tartışma götürmeyecek bir tek yanı var ki, CHP’nin bu karardan mağdur olan (bence) meşru genel başkanı ve yönetiminin söylemini ısrarla ve giderek daha kuvvetli biçimde bunun üzerinden şekillendirmesi gerekiyor. Zaten Özgür Özel’in de Salı günkü grup toplantısında yapmaya çalıştığının bu olduğunu memnuniyetle gördük.

Bu kararın arkasındaki nedeni çok açık ve net ortaya koydu Özel.

“5 Kasım 2023’te kurultay sandığında yenilen (mazbatasız) siyasetçi ile, 31 Mart 2024 yerel seçim sandığından ağır bir hezimetle çıkan bir diğer siyasetçi (diplomasız)” arasında kurulduğu artık apaçık ortaya çıkan “İntikam İttifakı”dır bunun adı.

Hani, çok bilinen bir lâf vardır ya:

“İntikam soğuk tercih edilen bir yemektir” diye…

Bu lâfın tarihteki mucidi her kimse, maksadı “Zamana yayılmış ve zekice ilmek ilmek örülmüş bir intikam planı, en keyifli ve en etkili silahtır…” demek istemiştir. Bunu böyle uygulayanlar, “o yemeğin tadından yenmeyeceğini” gayet iyi bilir. Hem dünya tarihinde hem de kişisel tarihlerimizde bunun örnekleri çoktur.”

Büyüme ve enflasyon dinamikleri üzerine-Prof. Dr. İbrahim Ünalmış (Dünya)

“2026 yılı birinci çeyrek GSYİH büyüme rakamları açıklandı. Buna göre Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçtiğimiz yıla göre %2.5, bir önceki çeyreğe göre %0.1 büyüdü.

Sektörler açısından baktığımızda sanayi sektörü haricinde diğer sektörlerin büyümeye pozitif katkı verdi.  Tarım %4.6, İnşaat %3.2, hizmetler %3.5 büyürken sanayi %0.8 küçüldü. Harcamalar yöntemi ile hesapalanan milli gelir rakamlarına göre toplam tüketim %4.4, yatırımlar %3 artış gösterdi. İhracat %12.7, ithalat %2 daraldı. Bu veriler yurt içi talebin hala güçlü olduğu ve büyümenin temel kaynağı olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Ekonomist Erkin Işık Dünya gazetesinde yayınlanan makalesinde önemli bir noktaya değindi. Ekonominin potansiyelinin altında büyüdüğü bir ortamda neden enflasyon düşmüyor? Çıktığı hesaplarımızda mı bir hata var? Ekonomideki yavaşlamanın fiyatlar üzerindeki etkisi daha sonra mı görülecek? Başka bir soru da; ekonomi potansiyelinin altında büyürken tüketim eğilimi nasıl oluyor da hala güçlü seyrediyor?

Bu soruların cevapları uzun tartışmalar gerektiriyor. Fakat bu yazımızda konuya farklı bir açıdan bakmak istiyoruz.  Üzerinde durmak istediğimiz konu farklı servet birikimi kanallarının büyüme ve enflasyon üzerindeki etkileri.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale YSK yetkisine sahip çıkmalıdır…
Sonraki Makale Zelenski’den Putin’e mektup

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Zelenski’den Putin’e mektup

Medya Günlüğü
5 Haziran 2026
ManşetMG Özel

“Lugansk’ta Türk İHA’sı” iddiası

Fuad Safarov
5 Haziran 2026
Köşe YazılarıManşet

Rusya’dan kopuşun bedeli

Aydın Sezer
5 Haziran 2026
Köşe YazılarıManşet

Herkesin derdi başka

M. Hakkı Yazıcı
5 Haziran 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?