Çarşamba, 16 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Sevr Antlaşması nedir?

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 25 Ağustos 2026 19:34
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Paris’in güneybatısındaki küçük Sèvres (okunuşu Sevr) kasabasında, Osmanlı İmparatorluğu’nun geleceğini belirlemesi beklenen antlaşma imzalandığında tarih 10 Ağustos 1920’ydi.

Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Osmanlı Devleti, İtilaf Devletleri’nin karşısında artık savaşabilecek durumda değildi. İstanbul işgal altındaydı, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yabancı ordular bulunuyordu ve Yunan ordusu İzmir’den başlayarak Batı Anadolu’nun içlerine doğru ilerliyordu.

İtilaf Devletleri açısından mesele artık savaşın nasıl kazanılacağı değil, Osmanlı topraklarının nasıl paylaşılacağıydı.

İmzalanan metin, 433 maddesiyle yalnızca bir barış antlaşması değildi. Osmanlı Devleti’nin topraklarını, ordusunu, ekonomisini ve egemenlik alanını büyük ölçüde yeniden düzenleyen kapsamlı bir tasarıydı.

Fakat Sevr imzalanmasına rağmen hiçbir zaman uygulanamadı.

Bunun nedeni, Anadolu’da başlayan Milli Mücadele’nin antlaşmanın öngördüğü düzeni askeri ve siyasi olarak değiştirmesiydi.

Osmanlı’ya bırakılanlar

Sevr’in haritasına bakıldığında ilk dikkat çeken, Osmanlı Devleti’nin Avrupa ve Orta Doğu’daki topraklarının neredeyse tamamını kaybetmesiydi.

Osmanlı Devleti zaten Mondros Mütarekesi’nden sonra Arap topraklarının büyük bölümündeki fiilî hâkimiyetini kaybetmişti. Sevr ise bu kayıpları hukuki bir çerçeveye oturtmayı amaçlıyordu.

Suriye Fransa’nın, Irak ve Filistin İngiltere’nin mandası altına giriyordu. Hicaz üzerindeki Osmanlı hakları sona eriyordu. Mısır ve Kıbrıs üzerindeki Osmanlı hakları da tanınmıyordu.

Doğu Trakya’nın büyük bölümü Yunanistan’a bırakılıyor, İzmir ve çevresinde de Yunan yönetiminin kurulmasına yönelik özel bir düzenleme getiriliyordu. Sevr, İzmir bölgesinin hukuki statüsünü doğrudan Yunanistan’a katmaktan farklı bir mekanizma ile düzenlemiş, ancak bölgenin Yunan yönetimine bırakılmasının önünü açmıştı.

Böylece Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki varlığı İstanbul ve çevresiyle sınırlı hale geliyordu.

Fakat mesele yalnızca toprak kaybı değildi. Anadolu haritası da yeniden çiziliyordu.

Ermenistan maddesi

Sevr’in en önemli hükümlerinden biri Doğu Anadolu’yla ilgiliydi. Antlaşmanın 88. maddesiyle Osmanlı Devleti, Ermenistan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımayı kabul ediyordu. 89. madde ise Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırın belirlenmesinde ABD Başkanı Woodrow Wilson’ın hakemliğine başvurulmasını öngörüyordu.

Wilson daha sonra kendisine verilen yetki çerçevesinde bir sınır tasarımı hazırladı. Bu tasarımda Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon’un önemli bölümlerini kapsayan geniş bir Ermenistan öngörülüyordu.

Ancak bu sınır hiçbir zaman uygulanmadı.

Sevr tartışmalarının en çok konuşulan maddelerinden biri de Kürtlerle ilgili hükümler.

Antlaşmanın 62, 63 ve 64. maddeleri Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerde bir yerel özerklik düzenlemesi oluşturulmasını öngörüyordu. 62. maddeye göre Fırat’ın doğusunda, Ermenistan’ın güneyinde ve Suriye ile Mezopotamya sınırlarının kuzeyindeki Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgeler için bir özerklik planı hazırlanacaktı. 63. madde ise daha ileri bir ihtimali düzenliyordu.

Belirli şartların gerçekleşmesi, bölgedeki Kürtlerin bağımsızlık yönünde isteklerini göstermesi ve Milletler Cemiyeti Konseyi’nin bunu uygun görmesi halinde Türkiye’nin bu bağımsızlığı tanımayı kabul etmesi öngörülüyordu.

Boğazlar tehlikede

Sevr’in bir başka önemli bölümü İstanbul ve Boğazlar konusundaydı.

İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalıyordu. Ancak Boğazlar bölgesi üzerindeki Osmanlı egemenliği ciddi biçimde sınırlandırılıyordu.

İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi’ni kapsayan bölge askerden arındırılacak ve geçiş rejimi uluslararası bir komisyonun denetimine bırakılacaktı.

Bu, Osmanlı Devleti’nin kendi başkentinin hemen yanındaki stratejik suyolları üzerinde egemenliğinin büyük ölçüde ortadan kalkması anlamına geliyordu.

Bu düzenlemenin daha sonraki tarih açısından önemi çok büyük. Çünkü 1923 Lozan’da Boğazlar konusunda Sevr’den farklı bir düzenleme ortaya çıkacak, 1936 Montrö Sözleşmesi ise Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini daha da güçlendirecekti.

Osmanlı ordusu

Sevr’in belki de en ağır hükümlerinden biri askeri alandaydı; Osmanlı Devleti’nin silahlı kuvvetleri ciddi biçimde küçültülecekti.

Ordunun mevcudu sınırlandırılacak, ağır silahlar ve askeri kapasite üzerinde ciddi kısıtlamalar getirilecek, deniz ve hava gücü de büyük ölçüde tasfiye edilecekti.

Başka bir ifadeyle Osmanlı Devleti’nin gelecekte kendi başına büyük bir savaş yürütmesini sağlayabilecek askeri kapasite ortadan kaldırılmak isteniyordu.

Bu nedenle Sevr yalnızca “toprak paylaşımı” değildi; devletin yeniden savaşabilecek bir güç haline gelmesini de engellemeye yönelikti.

Ekonomik boyutu

Sevr’in bir başka önemli boyutu ekonomiydi. Osmanlı maliyesi üzerinde İtilaf Devletleri’nin etkisini artıran düzenlemeler getiriliyordu. Gümrük politikası, mali denetim ve Osmanlı borçları gibi alanlarda yabancı devletlerin etkisi güçlendiriliyordu.

Böylece siyasi egemenliğin yanında ekonomik egemenlik de önemli ölçüde sınırlandırılıyordu.

Bu yönüyle Sevr, 19. yüzyılda kapitülasyonlarla başlayan yabancı ekonomik ayrıcalıklar meselesinin çok daha ileri bir aşamasını temsil ediyordu.

Azınlıklar ve savaş suçları

Antlaşmada azınlıkların korunmasına ilişkin hükümler de bulunuyordu.

Osmanlı Devleti, çeşitli azınlıkların haklarını güvence altına alacak düzenlemeleri kabul ediyordu.

Ayrıca savaş sırasında işlenen suçlardan sorumlu görülen kişilerin yargılanmasına ilişkin hükümler de yer alıyordu.

Yani Sevr, yalnızca sınırları belirleyen bir belge değildi; yeni devlet düzeninin nasıl işleyeceğine kadar uzanan son derece ayrıntılı bir metindi.

İngiliz hükümetinin yayımladığı 1920 tarihli antlaşma metninin kendisi de Sevr’in siyasi, azınlıklar, askeri, mali ve ekonomik hükümlerinin yanı sıra ulaşım, limanlar, demiryolları ve hava ulaşımı gibi çok farklı alanları düzenlediğini gösteriyor.

Neden uygulanamadı?

Sevr 10 Ağustos 1920’de Osmanlı hükümeti adına imzalandı. Ancak Ankara’daki Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümeti bu antlaşmayı tanımadı.

Daha önemlisi, Anadolu’daki Milli Mücadele askeri olarak güçlenmeye devam etti.

1921’de Yunan ordusunun ilerleyişi Sakarya’da durduruldu.

1922’de Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi geldi.

Yunan ordusu Anadolu’dan çıkarıldı.

Mudanya Mütarekesi’nin ardından artık Sevr’in öngördüğü siyasi düzenin askeri olarak uygulanması mümkün olmaktan çıktı.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın tarih belgelerinde de Osmanlıların Sevr’i onaylamayı reddettiği ve İtilaf Devletleri’nin antlaşmayı zorla uygulatacak durumda olmadığı açıkça belirtiliyor.

Osmanlı Meclisi onayladı mı?

Sevr, Osmanlı hükümetinin görevlendirdiği temsilciler tarafından imzalandı ve Sultan Vahdettin başkanlığındaki Saltanat Şûrası 22 Temmuz 1920’de antlaşmanın kabul edilmesini onayladı.

Fakat Osmanlı Meclis-i Mebusanı antlaşmayı onaylamadı.

Dolayısıyla Sevr, uluslararası hukuk bakımından yürürlüğe girmiş ve uygulanmış bir barış antlaşması haline gelemedi.

1922’de Mudanya Mütarekesi’nin ardından artık yeni bir barış konferansı kaçınılmaz hale gelmişti.

Bu kez masaya İstanbul’daki Osmanlı hükümeti değil, Ankara’daki TBMM hükümeti oturdu.

Lozan Konferansı 1922’nin sonlarında başladı ve uzun müzakerelerin ardından 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandı.

Lozan, Sevr’in öngördüğü düzenin önemli bölümünü tersine çevirdi. Doğu Trakya Türkiye’ye bırakıldı. İzmir ve Batı Anadolu’daki Yunan işgali sona erdi.

Ermenistan için Sevr’de öngörülen toprak düzenlemesi gerçekleşmedi.

Kürt özerkliği ve bağımsızlığına ilişkin Sevr hükümleri Lozan’a girmedi.

Türkiye’nin maliyesi üzerinde Sevr’de öngörülen yabancı denetim mekanizmaları kaldırıldı.

Türkiye’nin askeri gücü de Sevr’deki gibi sınırlandırılmadı.

Harita: Tele1.com.tr

İlgili yazı:

10 soruda Lozan Antlaşması

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitikNedir?
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Tarihte bu hafta
Sonraki Makale Genç Nâzım’ın isyanı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Gazeteci Tuğba Tekerek tutuklandı

Medya Günlüğü
16 Eylül 2026
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
16 Eylül 2026
GünlükManşet

İmralı Adası’nda üç darağacı

Medya Günlüğü
16 Eylül 2026
GünlükManşet

Sovyet kredisiyle sanayileşme

Medya Günlüğü
16 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?