Önemli not: Ben bir savaş ve askeriye analisti değilim. Esasen savaşlara karşıyım. Bir barış sevdalısı olduğumu da vurgulamak isterim. Bir insan olarak savaşların nereye evrilmekte olduğunu dehşetle gözlemlemekteyim. The Wall Street Journal’da “There’s a New Way of War, but Is It Evolution or Revolution?” (Yeni Bir Savaş Biçimi Var; Peki Bu Bir Evrim mi, Yoksa Devrim mi?) başlıklı makaleyi okudum. Notlarımı aldım. Makalenin ilham kaynağı o sitedeki analizdir. Ben de, buradan aldığım verileri, tarih, teknoloji, siyaset, gibi alanlardaki birikimim ışığında harmanladım.
Ortaya bu yazı çıktı.
Bu yazı sadece bir endişe ve korku beyanıdır.
Savaş, neredeyse insanın tarihi ile yaşıt bir eylem.
Şimdilik bu kavramın daha derinlerine inmeyeceğiz. Ama bir başka makalede, insanoğlunun bu en anlaşılmaz eylemini dilimiz döndüğünce açıklamaya çalışacağız.
Bu kavramın anlamının ve etkisinin değiştiği çok trajik kırılma anları var.
Yontma taşlardan yapılan mızrağın devreye girmesi.
Çeliğin işlenerek keskin bir kılıca dönüştürülmesi.
Yakın çarpışma yerine uzaktan imhayı sağlayan ok.
Tüfek. Tank. Savaş uçakları. Yani teknolojik sıçrama.
Geldik bugüne.
Beş yıl öncesine kadar, bir ülkenin askeri gücü, savaşçı insan sayısına, tank, uçak, füze, gemi, bomba gibi silahlara göre ölçülüyordu.
2025 yılında bütün askeri ezberler bozuldu.
Daha da bozulacak.
Şimdi savaşlara çok farklı kavramlar dahil oldu.
Otonomi.
Hız.
Yapay zekâ.
Gerçek zamanlı tahrip.
Düşük maliyetli saldırılar.
Şu bilgiyi ben de şaşkınlıkla öğrendim.
Artık savaşların kaderi, en az kurmay liderlik kadar, cephe ve çevreye hakim mühendislerin yeteneklerine de bağlı.
Askeri dönüşümler sadece teknolojik icatlarla değil, bu icatların stratejik doktrinlere entegre edilmesi ile hayata geçiyor. Bu da, insan gücünün savaşın kaderine etkisinin giderek azalmasına işaret eder.
Bugün hiçbir bölge “güvenli” değildir.
Irak ve Körfez savaşlarında gözlemlenen devasa zırhlı tugay hareketleri, modern sensör ağları karşısında hedef olmaktan öteye gidememektedir.
Bunda böyle, devasa zırhlı tugayların, cepheye varamadan modern sensör ağlarının avı olmaktan kaçınmaları gittikçe zorlaşacak.
Bu durum, orduları merkeziyetçi ve hantal yapılardan; dağınık, mobil ve daha küçük ölçekli otonom hücrelere geçmeye zorlamaktadır.
Klasik savaş mevzilenmesini unutun.
Cephe gerisi diye bir kavram yok oluyor. Bunun yerine “şeffaf savaş alanı” kavramı geliyor.
Önceki yüzyıllarda askeri doktrinler savaşın gerçekleştiği cepheleri, cephe gerisinin güvenliğini, lojistiği, mühimmatı ve komuta merkezini odağına alıyordu.
Cephe gerisi adeta sağlam bir sır perdesinin ardındaydı.
Bu perde de çöktü.
Uzun menzilli kamikaze İHA; uydulardan alınan anlık istihbarat ve her an uçuşta olan ssnsörler ne cephe bıraktı, ne de cephe gerisi.
Devasa coğrafyaların hiçbir noktası güvenli değil. Klasik savaşlarda dehşet veren dev zırhlı birlikler artık sensör ağları karşısında kurban olmaktan öteye bir anlam taşımıyor.
Bu da demektir ki, artık merkeziyetçi ve hantal yapılar yerine dağınık, hareketli ve otonom hücrelere geçme zamanıdır.
Korkmamız gereken bir başka sıçrama ise şudur; Yapay zekâ savaşlarda yardımcı araç olmaktan çıkıyor. Karar verici haline geliyor.
İnsani duyguların ve mantığın süzgecinden geçmeyen savaş hamlelerinin ne kadar yıkıcı olabileceğini düşünmek bile korkunç.
Hedefin tespiti ile imha arasındaki sürenin neredeyse sıfır noktasına düşmesi, geri dönülmez sonuçlara neden olacaktır.
Sonuç ve stratejik öngörüler
Hızlı ve ucuz üreten kazanır: Artık en teknolojik silaha sahip olan değil; teknolojisini en hızlı güncelleyen ve en ucuza üretebilen taraf savaşı kazanıyor.
Dev bütçeler, ucuz tehditler: Milyar dolarlık uçak gemileri ve F-35’ler hâlâ güçlü birer gövde gösterisi. Ancak bin dolarlık otonom dron sürüleri, bu devasa yatırımları bir anda oyun dışı bırakıp kilitleyebiliyor.
Hantallık kaybettirir: Kağıt üstünde güçlü görünen ama hantal bürokrasiyi aşamamış “barış dönemi” orduları, gerçek bir çatışmayla yüzleştiklerinde çok hızlı ve telafisi imkansız darbeler alabilir. Hızlı adapte olamayan eleniyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
