Çarşamba, 9 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörSerbest Kürsü

Çift tabancalı “deli” paşa

Alper Eliçin
Son güncelleme: 8 Eylül 2026 19:38
Alper Eliçin
Paylaş
Paylaş

Sakarya ve Dumlupınar meydan muharebeleri ve Bursa’nın kurtuluşunun yıl dönümlerini kutladığımız bugünlerde Türk toplumunun yeterince tanımadığını düşündüğüm bir komutanımız, Deli Halid Paşa hakkında üç bölümlük bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim.

Deli Halid Paşa 1883 yılında İstanbul-Beşiktaş’ta doğmuş. Çerkez kökenli bir aileden geliyor. Ağustos 1903’te Harp Okulu’ndan teğmen rütbesiyle mezun olmuş. 1907’de Erkanı Harbiye Mektebini bitirerek kurmay yüzbaşı rütbesini almış. İlk önemli görevi Balkan Harbi öncesi Sırp, Bulgar ve Yunan çetecilere karşı mücadele etmek olmuş. Ayrıca Balkanlar’daki dini grupların liderleriyle (şeyhlerle) ilişkiler kurarak İttihat ve Terakki’ye karşı yapılmak istenen isyanları önlemiş. Bu dönemde komitacılık ve gerilla savaşı deneyimi edinmiş. Daha sonra Yemen, Trablusgarp ve Balkan savaşlarına katılmış.

Trablusgarp’ta bulunduğu dönemde Mustafa Kemal ile tanışmış. Üç aylık bu kısa süreçte aynı cephede görev yaptığı bir başka subay olan Kel Ali (Ali Çetinkaya) ile aralarında ciddi bir tartışma çıkınca Mustafa Kemal ve Enver beylerin ortak kararıyla her ikisinin de görev yerleri değiştirilmiş. Çok sert ve sinirini kontrol etmekte zorluk çeken bir kişiliği olduğu da ilk defa bu dönemde ortaya çıkmış.

Kasım-Aralık 1912’de Balkan Savaşı esnasında Bulgar ordularının Çatalca’ya kadar gelip İstanbul’u tehdit etmeye başladığı günlerde, bu hattın savunmasında tabur komutanı olarak yer almış. Savaş sonrası bir süre İstanbul’da inzibat subaylığı yaptıktan sonra Teşkilatı Mahsusa’da görevlendirilmiş. Bu kurum bugünkü Milli İstihbarat Teşkilatı’nın öncülüdür. Bu göreve getirilmesinin nedeni Balkanlar’da Balkan savaşları öncesi edindiği gerilla ve komitacılık deneyimi olmuş.

Cesaretiyle de tanınan Deli Halid Bey, 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla, Teşkilatı Mahsusa’nın özel bir birliğiyle Artvin’de görevlendirilmiş ve Çoruh müfreze komutanı olmuş. Görevi, 93 Harbi olarak anılan Osmanlı Rus Savaşı’nda kaybedilen Kars, Ardahan ve Sarıkamış’ı geri almakmış. Dolayısıyla 1916-1918 yılları arasında bu cephede savaşmış. 1916’da Bayburt’ta kendinden kat kat üstün Rus kuvvetlerine karşı çetin kış şartlarında dağlık arazide yaptığı savunma ile Rus ordusunu dört ay oyalamış ve bu şekilde Rusların Doğu Karadeniz’e inmesini engellemiş. Fakat, güneyde Erzurum’un düşmesi sonucu, kuşatılmamak için geri çekilmek zorunda kalmış. Ancak Bayburt savunması sayesinde kazanılan zamanda Üçüncü Ordu daha batıda yeni bir savunma hattı oluşturarak yok olmaktan kurtulmuş.

Sert ve acımasız bir komutan olan Deli Halid’in belinde iki tabancası varmış. Bunlardan sağ tarafındakine “namuslu”, sol tarafındakine ise “namussuz” adını verirmiş. Kendi anlatımına göre sağ tabancasını düşmana karşı kullanırken soldakini cepheden kaçmaya kalkanlara karşı kullanırmış. Düşman taarruzu esnasında ön cephedeki askerlerin hemen arkasında bir kayaya oturup kaçanı vurduğu anlatılan anekdotlar arasında. Altındaki subaylar ve erat ya düşman kurşunu ile namusunla ya da kaçarken Deli Halid’in kurşunuyla namussuzca ölmek seçeneği ile baş başa kalırmış. Bilindiği kadarıyla, bu uygulamayı ilk Bayburt direnişinde yapmış.

Son derece gözüpek bir asker olan Deli Halid, askeriyle birlikte kendisi de en ön safta bulunurmuş. O nedenle de askerlik yaşamı boyunca, ikisi ağır olmak üzere, tam 13 kez yaralanmış. İlk ağır yaralanması Trablusgarp’ta bacağı ve akciğerinden olan, o zamanki rütbesiyle Yüzbaşı Deli Halid Bey, daha sonra da Sakarya Meydan Muharebesi’nde boynundan ve göğsünden çok ciddi şekilde yaralanmış, ama cepheyi terk etmemiş. Trablusgarp sonrası imzalanan Uşi Antlaşması’ndan sonra sekiz ay Avusturya’da tedavi görmek zorunda kalmış. Hep ön saflarda bulunması ve çatışmalardaki atak tabiatına ek olarak, çoğu yaralanmalarda cepheyi terk etmeyerek çatışmaya devam etmesi nedeniyle kendisine ‘Deli’ lakabı takılmış.

Deli Halid Bey Bayburt savunması sonucunda binbaşı rütbesini almış. Kendisinin Erzurum’un kurtarılmasında da çok önemli bir rolü var. Ermenilerin Erzurum ve çevresinde yaptığı katliamları bir an evvel durdurmak için ordu karargahının karşı görüşüne rağmen kendi inisiyatifiyle harekete geçmiş. Oysa Üçüncü Ordu karargahı kendisine ağır topçunun gelerek önce son derece iyi teçhiz edilmiş Aziziye ve Mecidiye tabyalarını etkisiz hale getirmesini beklemesi talimatını vermişmiş. Erzurum’un batıya kapısı olarak kabul edilen Ilıca’daki Ermeni savunma hatlarını fırtınalı bir kış gecesinde bağlı birliklerine yaptırdığı cebri gece yürüyüşü sonucu şok bir baskınla aşmış, 10 Mart’ı 11 Mart 1918’e bağlayan gece Ilıca’ya girmiş. Bu şekilde binlerce sivili katledilmekten kurtarmış. Harekatına devam eden Binbaşı Halid Bey, 11 Mart gecesi de yine dondurucu bir soğukta ve tipide, askerlerinin bizzat başında olarak, Erzurum tabyalarına sızmış. Karşılarında aniden beliren, süngü takmış piyade birlikleri ve süvariler karşısında düşman çözülmüş, 12 Mart sabahı saat 7.00 sularında, komutasındaki 1. Kafkas Tümeni birlikleri Erzurum’a giren ilk Türk kuvveti olmuş. Derhal tarihi kaleye ve hükümet konağına Türk bayrağını çektiren Deli Halid Bey kentte hızla asayişi sağlamış, Ermenilerin katliamlarını durdurmuş ve kenti ateşe vermelerine olanak tanımamış.

3 Mart 1918’de imzalanan Brest-Litovsk anlaşmasıyla Ruslar Kars, Ardahan ve Batum’dan çekilmeye başlayınca, onların yerini dolduran Ermeni ve Gürcü birlikleri bu bölgelerden geri çekilmeyerek direnmeye karar vermişler. Bunun üzerine Deli Halid, komutasındaki birliklerle 25 Nisan 1918’de Kars’ı Ermeni güçlerinden geri almış. Ancak 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sonucu geri çekilmeye zorlanmış. Sonunda Deli Halid direnme taraflısı olmasına rağmen kendisine lojistik destek sağlanmadığından mecburen Kars’ı boşaltmak zorunda kalmış.

Ancak 1920’de, Kazım Karabekir Paşa komutasında yürütülen Doğu Harekatı esnasında, Ruslar tarafından çok iyi tahkim edilmiş olan Kars Kalesi’ni ve kenti sızma ve baskın hareketiyle üç saat içerisinde ele geçirerek bu kente de ilk giren kuvvetlerin komutanı olmuş. Bu çatışmalarda Erivan’ın atadığı Kars genel valisini ve Rus kale komutanını, altı kolordu tugay komutanını 300’den fazla subay ve 3000 eri esir almış ve tüm teçhizatlarını ele geçirmiş. Kars’ı alırken komutasında sadece bir miktar sahra topçusu ve 3500 piyade varmış. Erzurum’da olduğu gibi ağır topçunun beklenmesini yine zaman kaybı olarak görmüş. 100’den fazla ağır top, onlarca makineli tüfek ve 8-10 bin civarındaki silahlı güce sahip olan Ermeni birliklerine karşı elindeki bu kısıtlı kuvveti Dereiçi-Borluk hattında toplayarak savunma hatlarına adeta bir kama gibi saplamış. Saldırı yine fırtınalı ve dondurucu bir gecede gerçekleştirilmiş. Bu başarısı sonucu Binbaşı Deli Halid albaylığa terfi ettirilmiş. Bu harekatı gözlem merkezi olan Üçler Tepesi’nden yöneten Kazım Karabekir de korgeneral olmuş. Kars’ın kaybı sonucu Ermeniler barış istemiş ve Gümrü Antlaşması imzalanmıştır.

Gidenler Kars Kalesi’nin nasıl yalçın bir kayalığın üzerinde olduğunu bilirler. Bu kalenin üç saat içerisinde teslim alınması olağanüstü bir olaydır. O nedenle 1925’teki ölümünden sonra kendisine, dolayısıyla ailesine bir onur nişanesi olarak TBMM tarafından Karsıalan soyadı verilmiştir.

Deli Halid daha sonra harekatına devam ederek Ardahan’a ulaşmış, hatta bugün sınırlarımız dışında kalan Ahıska’yı da ele geçirmiştir.

Devam edecek…

Not 1: Bu yazı dizisinde kullanılan tüm kaynaklar üçüncü bölümün sonunda listelenecektir.

Not 2: Bu yazım ilk olarak noktakibris.com sitesinde yayınlanmıştır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAlper Eliçin
Takip et:
1974 yılında Alman Lisesi’nden mezun oldu. Öğrenimine Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde devam etti. İngiltere’de Sussex Üniversitesi’nde Yöneylem Araştırması ve ABD’de Clemson Üniversitesi’nde İşletme alanlarında yüksek lisans yaptı Dünya Bankası'na değişik projelerde danışmanlık yaptı, Çukurova Metropolitan Bölgesi Kentsel Gelişim Projesi'nde ise proje direktör yardımcılığı görevini üstlendi. Gayrimenkul geliştirme projelerindeki deneyimini zaman içerisinde turizm yatırımlarına yönlendirmiştir. İş yaşamına 1990 yılından itibaren Pegasus Havayolları'nda kurucu ortak olarak devam etti, şirkette genel müdür yardımcısı ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. İstanbul Havayolları'nda genel müdür yardımcılığı, Kavrakoğlu Management Institute’da başkan yardımcılığı görevlerinde bulundu. Havayolu yönetimi, yeniden yapılandırılması, şirket birleştirme, ayırma ve satın almaları ve gayrimenkul yönetimi konuları uzmanlık alanlarından. Merkezi Paris'te olan Milletlerarası Ticaret Odası Havacılık Komitesi'nde uzun yıllar Türkiye'yi temsil etti, Türkiye Havacılık Vakfı Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Türkiye Özel Sektör Havacılık İşletmeleri Derneği Başkan Yardımcılığı görevlerinde de bulundu. 2008 yılında BCD Eğitim ve Danışmanlık Ltd’nin kurucu ortağı oldu. Halen serbest danışman ve eğitmen olarak çalışmaktadır. Bugüne kadar Türkiye, KKTC, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Romanya, Mısır, Belçika, İsviçre ve Avusturya’da eğitimler vermiş, danışmanlık yapmıştır. Ayrıca, Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde dijital yayın organlarında köşe yazarlığı yapmaktadır. Çok iyi düzeyde Almanca ve İngilizce biliyor. Dağ tırmanışları ve doğa yürüyüşlerine ilgi duyuyor, Ağrı ve Musa dağları tırmandığı dağlar arasındadır. Okumak ve seyahat etmekten büyük zevk alıyor.
Önceki Makale Eda Erdem’in portresi
Sonraki Makale ABD’nin derdi Trump’ın reklamı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

“Vefa”ya ömür boyu kombine

Medya Günlüğü
9 Eylül 2026
EditörGünlük

Takvimde çok özel bir gün

Medya Günlüğü
9 Eylül 2026
EditörGünlük

Liverpool’u ‘uçuran’ anlaşma

Medya Günlüğü
8 Eylül 2026
EditörKöşe Yazıları

ABD’nin derdi Trump’ın reklamı

Aydın Sezer
8 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?