Rusya’nın Ural Dağları bölgesindeki Çelyabinsk kentinde yaşayan feminist aktivist Oksana, Ukrayna savaşının başlamasının ardından Rus kadınlarının hayatının giderek zorlaşacağını düşünüyordu.
2022’den bu yana yaşananlar kaygısını büyük ölçüde doğruladı. Ancak Oksana, çevresindeki kadınlarda başka bir değişim de gözlemliyor: Daha fazla dayanışma, daha fazla bağımsızlık ve geleneksel aile rollerini sorgulama eğilimi.
Güvenlik endişesi nedeniyle gerçek adının kullanılmasını istemeyen Oksana’nın anlattığına göre, bir zamanlar kentte oldukça hareketli olan feminist topluluk artık sokak eylemleri yerine bir feminist okuma kulübü çevresinde faaliyet gösteriyor. Hareketin kamusal görünürlüğü azalsa da kadınlar arasındaki dayanışma ortadan kalkmadı.
The Moscow Times’ın haberine göre, Rusya’daki feministler, siyasi baskılar ve daralan hareket alanı karşısında çalışmalarını yeniden biçimlendirmeye çalışıyor. Sokaklardan daha küçük ve az görünür buluşmalara uzanan bu dönüşüm, ülkedeki siyasal ve toplumsal değişimin de bir göstergesi.
Rusya’da feminist hareket üzerindeki baskılar, Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte daha geniş bir muhalefet karşıtı ortam içinde yoğunlaştı. Kremlin’in “geleneksel değerler” vurgusu, muhafazakâr aile anlayışını öne çıkaran politikalar ve bağımsız sivil toplum faaliyetlerine yönelik kısıtlamalar, kadın hakları savunucularının çalışma koşullarını zorlaştırdı.
Bazı kadın hakları örgütleri maddi kaynak yetersizliği veya yetkililerin baskısı nedeniyle faaliyetlerini sonlandırırken, ülkede kalmayı sürdüren aktivistler daha az dikkat çeken yöntemlere yöneldi. İnternet üzerinden yürütülen kampanyaların yerini, doğrudan insanlara ulaşan ve günlük sorunları çözmeyi amaçlayan çalışmalar almaya başladı.
Aktivist Marta, The Moscow Times’a yaptığı açıklamada, feminist toplulukların bir bakıma devletin yerine getirmesi gereken bazı sosyal işlevleri de üstlendiğini söylüyor. Marta’ya göre kadınların ihtiyacı artık yalnızca bilgiye ulaşmak değil; para, ilaç ve lojistik destek gibi somut yardımlar.
Bu yardımlar arasında aile içi şiddete ve üreme hakları ihlallerine maruz kalan kadınlara destek verilmesi, göçmenlere ve evsiz kadınlara yardım edilmesi, güvenli kürtaja erişebilmek için başka bölgelere gitmek zorunda kalan kadınların yolculuklarının organize edilmesi de bulunuyor.
Kürtaj tartışması
Kadın hakları mücadelesinin en hassas alanlarından biri üreme özgürlüğü. Rusya’da kürtaj ulusal düzeyde hâlâ yasal olsa da çeşitli bölgelerde uygulamaya erişimi sınırlayan düzenlemeler devreye giriyor.
2023’ten bu yana en az 32 bölgede kadınları kürtaja yönlendirmeyi veya bu konuda baskı yapmayı hedef aldığı belirtilen düzenlemeler kabul edildi. En az 19 bölgede özel kliniklerde kürtaj yasaklandı.
Muhafazakâr çevrelerin kürtaja karşı kampanyaları ve bu görüşleri savunan isimlerin siyasette güç kazanması, aktivistler arasında yeni kısıtlamaların gündeme gelebileceği endişesini artırıyor. Kadın hakları savunucuları, kürtaj konusunda bilgi paylaşımının dahi baskı altına alınabileceğinden kaygı duyuyor.
Sibirya’da yaşayan ve güvenliği nedeniyle takma ad kullanan aktivist Arina, olası bir istenmeyen gebelik karşısında seçeneklerinin azalmasından endişe ettiğini söylüyor. Bu kaygı, üreme hakları tartışmasının yalnızca hukuki bir mesele olmadığını; kadınların özel hayatlarına, gelecek planlarına ve kendilerini güvende hissetmelerine doğrudan etki ettiğini gösteriyor.
Yeni müttefik arayışı
Rus feministler yalnızca çalışma yöntemlerini değiştirmiyor, ulaşmaya çalıştıkları kesimleri de genişletiyor. Aktivist Daşa Yakovleva, geçmişte daha çok kadınlarla ve LGBTİ+ topluluğuyla çalıştıklarını, artık feminist düşünceyi erkeklerle de paylaşmaya yönelik bilinçli bir çaba içinde olduklarını anlatıyor.
Hareketin bir diğer hedefi, kendisini feminist olarak tanımlamayan kadınlarla ilişki kurmak. Aktivistlere göre kadınların bir bölümü eşitlik, bağımsızlık ve şiddete karşı mücadele gibi konularda benzer kaygılar taşısa da bunları feminist bir çerçevede değerlendirmiyor. Feministler bu ortak noktalar üzerinden yeni dayanışma ilişkileri kurmaya çalışıyor.
Çelyabinskli Oksana da kadınların geleneksel aile rollerini sorgulamaya başladığını düşünüyor. Ona göre bazı kadınlar artık sırf toplumsal beklentiler nedeniyle bir erkekle aynı evde yaşamak zorunda olmadıklarını daha açık biçimde dile getiriyor. Oksana, bu tutumların ileride siyasete de yansıyabileceğini umuyor.
Görünmezlik mi?
Rus feministlerin karşı karşıya olduğu temel çelişki şu: Kamusal alanda görünür olmak giderek zorlaşırken hareket, daha küçük ölçekli ve doğrudan yardıma dayalı çalışmalarla varlığını sürdürmeye çalışıyor.
Bu yöntemlerin ne ölçüde geniş bir toplumsal dönüşüm yaratabileceğini şimdiden söylemek güç. Sokak eylemlerinin ve açık kampanyaların yerini küçük grupların alması, hareketin sesini duyurmasını zorlaştırabilir. Buna karşılık gündelik hayatın içindeki dayanışma, feminist fikirlerin daha önce bu tartışmalara katılmamış kesimlere ulaşmasını sağlayabilir.
Rusya’daki siyasi muhalefet kendi içinde bölünmüşlük yaşarken feminist aktivistler, somut ihtiyaçlar üzerinden toplumla bağlarını korumaya çalışıyor. Bu çabanın gelecekte siyasi bir karşılık bulup bulmayacağı belirsiz.
Ancak Oksana’nın hikâyesi, baskı altında değişen bir hareketin yalnızca geri çekilmesini anlatmıyor. Rus feministler “yeraltında” çalışmak zorunda kalırken, mücadelelerini daha az görünür ama daha doğrudan bir dayanışma biçimine dönüştürüyor. Bu dönüşümün sınırları olsa da kadınların bağımsızlık arayışı, Kremlin’in geleneksel değerler söyleminin ötesinde bir toplumsal değişimin işaretlerini taşıyor.
Kaynak: The Moscow Times, Leyla Latypova
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
