ABD Başkanı Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı ve danışmanı Jared Kushner’ın önce Moskova’ya, ardından Kiev’e yaptığı ziyaret, aylardır büyük ölçüde donmuş olan Rusya-Ukrayna diplomasisini yeniden hareketlendirdi.
İki Amerikalı temsilci 5 Eylül’de Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile üç saatten fazla süren bir görüşme yaptı. Ertesi gün Kiev’e geçen Witkoff ve Kushner, bu kez Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile görüştü. Bu, ikilinin Trump yönetimi döneminde Ukrayna’nın başkentine yaptığı ilk ziyaret oldu.
Trump, ziyaretlerden önce Witkoff ve Kushner’ın yanlarında “savaşı sona erdirecek bir öneri” götürdüklerini söylemişti. Ancak Washington şimdiye kadar bu önerinin ayrıntılarını kamuoyuna açıklamadı.
Önce Moskova
Witkoff’un Putin ile görüşmesi aslında yeni değil. ABD temsilcisi, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde Moskova’ya defalarca gitti ve 5 Eylül’deki ziyaret onun Rusya başkentine sekizinci ziyareti oldu.
Ancak bu kez yanında Kushner’ın da bulunması dikkat çekti.
Putin’in dış politika danışmanı Yuriy Uşakov, görüşmeyi “son derece açık ve samimi” olarak nitelendirdi. Uşakov’a göre Amerikan heyeti, savaşın sona erdirilmesi için bazı fikirler sundu ve Putin de olası çözüm yollarına ilişkin değerlendirmelerini aktardı.
Fakat görüşmeden sonra herhangi bir anlaşma açıklanmadı. Bu nedenle Moskova görüşmesini bir barış anlaşmasının başlangıcı olarak değil, Washington’ın yeniden taraflar arasında bir ortak zemin oluşturma girişimi olarak değerlendirmek daha doğru.
Sonra Kiev
Witkoff ve Kushner, Moskova’dan sonra Kiev’e geçti.
Zelenski ile yapılan görüşmede yalnızca olası barış süreci değil, Ukrayna’nın yaklaşan kışa hazırlanması ve askeri ihtiyaçları da ele alındı. Zelenskiy özellikle hava savunma sistemleri ve Patriot füzelerinin önemini vurguladı.
Ukrayna açısından mesele yalnızca savaşın bitmesi değil.
Kiev, savaşın sona ermesi halinde Rusya’nın gelecekte yeniden saldırmasını engelleyecek güvenlik garantileri istiyor. Zelenski ayrıca toprak meselesinin de çözülmesi gerektiğini belirtiyor.
Dolayısıyla Washington’ın karşısındaki denklem oldukça zor:
Rusya toprak konusunda taviz vermek istemiyor.
Ukrayna güvenlik garantisi olmadan anlaşma yapmak istemiyor.
ABD ise ikisini aynı masada buluşturmaya çalışıyor.
Moskova ne istiyor?
Barış görüşmelerinin önündeki en büyük engellerden biri hâlâ toprak meselesi.
Washington Post’un aktardığına göre Putin şu ana kadar Rusya’nın Donbas’ın tamamının Ukrayna tarafından terk edilmesi yönündeki temel talebinden geri adım atmış görünmüyor. Rusya, Ukrayna’nın Donetsk ve Luhansk bölgelerinin tamamı üzerinde hak iddia ediyor.
Kiev ise Rusya’nın işgal ettiği toprakların statüsünün ve Ukrayna’nın gelecekteki güvenliğinin kendi aleyhine belirleneceği bir anlaşmayı kabul etmek istemiyor.
Bu nedenle “barış planı” denildiğinde aslında birbirinden çok farklı iki beklentinin aynı masada buluşturulması gerekiyor.
İlginç gelişme
Kiev ziyaretinden sonra Kushner, Rusya, Ukrayna ve ABD’nin katıldığı üçlü görüşmelerin yeniden başlatılmasını umduklarını söyledi.
Kushner’a göre daha önce yapılan üçlü format, tarafların doğrudan birbirleriyle konuşmasını sağladığı için daha verimliydi.
Bu önemli çünkü son aylarda diplomatik temasların büyük bölümü Moskova-Washington veya Washington-Kiev hattında yürüdü. ABD’nin iki taraf arasında gidip gelmesi, tarafları aynı masaya oturtmak yerine onların pozisyonlarını ayrı ayrı anlamaya yönelik bir yöntem oldu.
Şimdi Washington yeniden üçlü formata dönmek istiyor.
Dikkat çeken ateşkes
Witkoff ve Kushner’ın ziyaretleri sırasında Moskova ile Kiev arasında ilginç bir gelişme daha yaşandı.
Rusya ve Ukrayna, başkentlerine yönelik saldırıları geçici olarak durdurma konusunda anlaştı. Zelenski, Ukrayna’nın Moskova’ya yönelik saldırıları cumartesi, pazar ve pazartesi günleri durdurmaya hazır olduğunu açıklarken Rusya da Kiev’e yönelik hava saldırılarını askıya aldı.
Bu elbette ateşkes anlaşması anlamına gelmiyor.
Ancak dört yılı aşkın süredir devam eden savaşta tarafların, Amerikalı temsilcilerin ziyareti için dahi olsa saldırıları aynı anda durdurması diplomatik açıdan dikkat çekici.
Peki gerçekten barış ihtimali var mı?
Var ama henüz güçlü değil.
Bu ziyaretlerin en önemli sonucu bir barış anlaşması değil, diplomatik kanalın yeniden açılması oldu.
ABD artık iki tarafla aynı anda konuşuyor. Putin Amerikan önerilerini dinliyor. Zelenski Washington’ın girişimine tamamen kapıyı kapatmıyor. Üçlü görüşmelerin yeniden başlaması ihtimali ortaya çıkıyor.
Ama savaş alanındaki gerçeklik değişmiş değil.
Rusya’nın toprak talepleri devam ediyor. Ukrayna güvenlik garantileri istiyor. Cephede çatışmalar sürüyor. Taraflar birbirlerinin şehirlerine ve altyapılarına saldırmaya devam ediyor.
Üstelik önceki ABD arabuluculuk girişimleri de kalıcı bir sonuç üretmemişti. Reuters’a göre Moskova ve Kiev arasındaki görüşmeler, ABD’nin İran savaşına odaklanmasıyla birlikte aylar boyunca büyük ölçüde durmuştu.
Trump’ın zor denklemi
Trump yönetimi açısından mesele yalnızca Rusya ile Ukrayna’yı anlaşmaya ikna etmek değil.
ABD’nin aynı zamanda Avrupa’nın güvenlik kaygılarını, Ukrayna’nın taleplerini ve Rusya’nın savaş hedeflerini aynı çerçeveye yerleştirmesi gerekiyor.
Kushner ve Witkoff’un Moskova’dan sonra Kiev’e gitmesi bu açıdan önemli. Çünkü Washington ilk kez iki başkent arasında yalnızca mesaj taşıyan bir aracı olmaktan çıkıp ortak bir çerçeve oluşturmaya çalışan aktör görüntüsü veriyor.
Fakat henüz o çerçevenin ne olduğu bilinmiyor.
Trump’ın sözünü ettiği önerinin ayrıntıları açıklanmadı. Putin’in öneriye nasıl karşılık verdiği konusunda da kamuoyuna yalnızca genel ifadeler yansıdı. Kiev ise görüşmelerin yapıcı olduğunu söylese de toprak ve güvenlik garantileri gibi temel sorunlar ortadan kalkmış değil.
Savaş bitmeyecek mi, yoksa yeni bir kapı mı açıldı?
Şimdilik ikisini de söylemek mümkün değil.
Witkoff ve Kushner’ın Moskova ve Kiev ziyaretleri, savaşın sona erdiğini değil, savaşın sona erdirilmesi için yeniden ciddi bir diplomatik girişim başlatıldığını gösteriyor.
Uzun zamandır ABD’li yetkililerin ilk kez aynı hafta içinde hem Putin’in hem Zelenskiy’nin karşısına oturup “Savaşı nasıl bitirebiliriz?” sorusunu doğrudan sorması, barış ihtimalinin yeniden ciddi biçimde konuşulmasını sağladı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
