Cumartesi, 25 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Milletsiz, dilsiz, değersiz, ailesiz, cinsiyetsiz

Tijen Zeybek
Son güncelleme: 25 Nisan 2026 16:18
Tijen Zeybek
Paylaş
Paylaş

Anlamın ortadan kaldırılması köklerin unutturulması ve biyolojinin inkarıyla mümkündür.

Peki bu anlamsızlık atmosferi ve biyolojinin (yanında tıbbın, endokronolojinin, genetiğin, anatomin vb.’nin de) inkarına dayanan yeni toplum mühendisliğinin sonucu ne olabilir ve kime hizmet eder?

Konuyu açalım…

Diyorlar ki, ‘’Bir bebek doğduğunda hiçbir şekilde herhangi bir cinsel kimliğe sahip değildir. Onu dünyaya getiren doktor, ebe, hemşire diyor ki bu kız ya da erkek ve onun bütün hikayesini yazarak kaderini belirliyorlar. Bu yapılmamalıdır ve bir çocuk bu tarz atamalara maruz kalmadan 18 yaşına kadar büyümeli ve o yaşa gelince cinsel kimliğinin ne olduğuna kendi karar vermeli.’

Bu iddia, kendine kadın ya da erkek diyen herkesin aslında kandırıldığı, aileden ya da toplumsal normlardan gelen bu ‘’cinsiyet atamasını’’ sorgusuz sualsiz kabul eden bir nevi saftirikler olduklarını, o yüzden de bilinçlendirilmeleri gerektiğine inanıyorlar. Bütün bu örgütlenmeler de biz heteroların bu konudaki cehaletini kırmak için çalıştığını ifade etmek anlamına geliyor. 

Ciddi ciddi bunu öne sürüyorlar. Eş cinsel haklarında neden bu tuhaf noktaya geldik acaba?  

İşe önce toplumsal olanı “tu kaka” ilan edip bireyselliği kutsamakla başladılar. Arkasından, ne milleti ne tarihi hepimiz dünya vatandaşıyız balonunu patlattılar. Sonra dil, tarih ve coğrafyanın hiçbir değeri yok, kaldıralım dediler. Coğrafya ‘’ABD’’ ise, coğrafya ‘’Avrupa’’ ise güzeldi. Dil İngilizce ise, Almanca, İtalyanca, İspanyolca ise güzeldi. Sonra devleti düşman ilan ettiler. Devlet insanları sömürmek, yönetmek ve iktidardakilere biat ettirmek için, sadece bunun için kurulmuş bir yapıydı. Ama ABD ve AB üyesi devletler bu tanımın dışındaydı tabii.

Böylece tarihinden, coğrafyasından, dilinden, geleneğinden, toplumundan, ailesinden ve nihayet cinsiyetinden nefret eden ya da en azından bunlarda kuşku duyan bir nesil ortaya çıktı.

Bunlar, kendilerini hiçbir yere ve hiçbir şeye dahil hissetmeyen, tutunacak dalı, bağlanacak kökü, ait olmaktan anlam yaratacak bağı kuramayan ‘’birey’’ ler. Aidiyeti olmayan birey kendinden başka düşünecek şeyi olmayandır. Sevgi, bağlılık, fedakârlık, kutsiyet, ahlak, dürüstlük, mertlik, doğruluk ve benzeri hiçbir insanlık kavramı bu tekilde kendine yer bulamaz. Bu tekilde kendine yer bulan kavramlar ancak bencillik, yıkıcılık, huzursuzluk, yabancılık, nefret, anlamsızlık, değersizlik ve benzerleri olabilir. 

Bu kabuk insanlar yaşadıklarını hissetmek için şiddete, radikal örgütlere, bilim dışı inançlara, bir takım mühendislik çabası içinde olan odaklara malzeme olurlar ancak.

Böylece tekilleşme kolay yönetilmeyi getirir. Çünkü yalnızlık yani aidiyetsizlik eninde sonunda güçsüzlüktür.

Direnemezsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanTijen Zeybek
Takip et:
1965 yılında Lefkoşa’da doğdu. İşletme lisans eğitiminden sonra Yakın Doğu Üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında master yaptı. Daha sonra Medya Çalışmaları ve İletişim alanında doktora yaptı. Halen Yakın Doğu Üniversitesi, İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölümünde Yrd. Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır. Sanat, edebiyat alanında çeşitli TV programları yaptı. Halen Bayrak Radyo ve Televizyon kurumunda Anahtar Kelimeler adlı programı sürdürmektedir. Edebiyat alanında faal bir geçmişe sahiptir. Uzun yıllar boyunca Türkiye ve KKTC’de çeşitli gazetelerde köşe yazıları yazmıştır, yazmaya devam etmektedir. Deneme ve makaleleri çeşitli dergilerde yayımlanmaktadır. Seramik Heykel, resim ve enstalasyon (yerleştirme) sergileri açmıştır. Seramik Heykel alanında iki ödülü vardır. Şimdiye kadar yayımlanmış üç romanı bulunmaktadır.
Önceki Makale Fotoğraflarla nükleer felaket
Sonraki Makale Dakika dakika Çernobil felaketi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörSerbest Kürsü

Paskalya çöreğinin püf noktası

Alper Eliçin
25 Nisan 2026
Köşe YazılarıManşet

Gözümüzün nuru çocuklarımız

Dr. Nevin Sütlaş
25 Nisan 2026
Köşe YazılarıManşet

Geziyorum o hâlde varım

Emre Dilek
25 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Diploma çağı bitiyor mu?

Olga Ocaklı
25 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?