Bir genç kendini tanıdıkça meslek seçimi de kolaylaşır.
Nasıl biri olduğunu, nelerden keyif aldığını, güçlü ve zayıf yanlarını bildiğinde hangi alanlara ilgi duyduğunu ve hangi becerilerini geliştirme gereği duyacağını daha net görür.
Her gencin kendine özgü bir kişiliği, çevresiyle ilişki kurma tarzı, değişime uyum sağlama yolu ve öğrenme biçimi vardır. Bu farklılıklar meslek seçiminde de kendini gösterir.
Kimi kalabalık ve hareketli bir iş ortamında rahat çalışır, kimi ise sakin ortamda. Kimi yeniliklere çabuk uyum sağlar, kimi ise oturmuş bir düzen içinde çok daha verimli çalışır. Bilgiyi anlama, işleme ve sorun çözme yolları da kişiden kişiye değişir.
Meslek seçiminde kişilik kadar ilgi alanları da belirleyici bir rol oynar. Üstelik yükselen tek bir ilgi bile birbirinden çok farklı mesleklere uzanabilir. Örneğin sinemayı seven bir genç oyuncu da olabilir, yönetmen de; senaryo yazarlığına, ses tasarımına ya da görsel efekt sanatçılığına da yönelebilir.
Bu uğraşların her biri diğerinden oldukça farklı düşünsel, yaratıcı ve teknik yeterlilikler gerektirir. Bu yüzden sinemaya meraklı bir genci doğrudan oyunculuğa yöneltmek doğru olmayabilir. Böyle yapmak yerine, gencin sinemanın hangi mutfağında olmayı sevdiğini ve hangi becerilere yatkın olduğunu gözlemlemek çok daha yapıcı olur.
Bir gencin şimdiki mesleki eğilimleri gelecekte başka hangi becerileri geliştirebileceğini tek başına belirlemez. Beceriler aile ortamı, eğitim ve yaşam deneyimleriyle yoğrulup gelişirken merak odakları ve kendini dışa vurma yolları bir yıl içinde bile tümüyle farklı seyredebilir.
Şimdilerde çekingen olan bir genç, ilerleyen yıllarda topluluk önünde konuşma becerisini geliştirebilir. Dikkatini uzun süre aynı işe vermekte zorlanan biri de ilgisini çeken bir iş dalında çalışırken daha uzun süre odaklanmayı öğrenebilir.
Bu doğrultuda anne babaların meslek seçimi sürecinde gencin elde ettiği başarılarıyla yetinmeyip ona yeni deneyim kazanma fırsatları sunmaları çok kıymetlidir. Bu tür deneyimler, gencin geleceğine ve mesleki tercihlerine daha geniş bir açıdan bakmasına katkı sunar.
Gençlerin ilgilerini nasıl anlarız?
Bireysel ilgiler erken çocukluk döneminden itibaren biçimlenmeye başlar. Küçük çocuklar meraklarını oyunlar ve günlük davranışlarıyla ortaya koyarken ergenlik döneminde bu ilgiler daha belirgin seçimlere dönüşür.
Öykü yazmak, elektronik cihazları incelemek, hayvanları gözlemlemek veya bilgisayar programlarıyla yeni şeyler üretmek, zamanla kalıcı tutkulara dönüşebilecek etkinliklerden bazılarıdır.
Aslında gencin neyi nasıl yaptığından çok, o işin neresinden keyif aldığını fark etmek daha değerlidir. Söz gelimi, video oyunlarından hoşlanan bir genç belki rekabetten, strateji kurmaktan, dijital tasarımdan ya da ekip çalışmasından tat alıyordur. Dışarıdan zaman kaybı gibi görünen bir uğraş, içinde bambaşka tutkuları besliyor olabilir.
Anne babalar, gencin günlük seçimlerini yargılamadan gözlemleyerek meraklarını keşfetmesine yardımcı olacak sohbetler yapabilirler. Sohbet sırasında yinelenen ilgi ve davranışları fark etmek ve şu soruların yanıtlarını izlemek işe yarayabilir: Genç kendi isteğiyle hangi etkinliklere yöneliyor? Hangi konularda daha fazla bilgi edinmek istiyor? Karşılaştığı güçlükler karşısında hangi uğraşlardan vazgeçiyor, hangilerini sürdürmekte kararlılık gösteriyor? En çok hangi etkinliklerden doyum alıyor?
Anne babalar, ilgilerin zaman içindeki gelişimini izlemek için birkaç ay boyunca basit bir “gözlem günlüğü” tutabilir. Gencin merakını uyandıran konular, öğrenmek için gösterdiği çaba, araştırmaları sırasında karşılaştığı zorluklara nasıl yaklaştığı ve bu süreçlere ilişkin düşünceleri kaydedilebilir.
Bir süre sonra bu notları gençle birlikte gözden geçirmek, onun ilgi dünyasını ve güçlü yanlarını daha iyi tanımasını sağlayabilir. Bu soruların yanıtları, gencin iç dünyasında hangi kıvılcımların zamanla mesleki yönelime dönüşebileceğine ilişkin önemli ipuçları sunabilir.
Okul notlarının ötesine bakmak
Bir öğrencinin herhangi bir derste yüksek not alması, ileride o bilgi dalıyla bağlantılı bir mesleğe yöneleceği anlamına gelmez. Düşük notlar ise öğrencinin yeteneksiz olabileceğini göstermez.
Okul başarısı öğrenme isteği, odaklanma süresi, evdeki huzur, öğretim yöntemleri ve ruh hâli gibi pek çok unsurdan etkilenir. Bu nedenle karne notları, gencin yeteneklerini ve yarın neleri başarabileceğini değerlendirmek için tek başına bir şey ifade etmez
Örneğin matematik notları pek yüksek olmayan bir genç, uzamsal ilişkileri kavramakta başarılı olabilir. Ya da edebiyat dersinde zorlanan bir başkası ise hayal gücüyle özgün öyküler yazabilir. Geleneksel sınavlar bu tür yetenekleri her zaman ortaya çıkaramayabiliyor.
Şurası açık ki, gencin içindeki gerçek potansiyelini görmek istiyorsak okul notlarının ötesine geçmemiz gerekiyor.
Karneye yansımayan o yetenekleri ve yönelimleri fark ederken birbirine karıştırılmaması gereken üç temel soru var: Gencimiz derslerin dışında şu sıralar en çok hangi konuları ilgi ve heyecanla anlatıyor? Sınavlarda görünmese de bugün hangi alanlarda potansiyel taşıyor ve gelecekte hangi yönlerini besleyebilir? Özgür bırakıldığında not kaygısı olmaksızın kendiliğinden hangi uğraşlara yöneliyor?
Anne babaların bu serüvende yapabileceği en değerli katkı, belirli bir mesleği benimsetmeye çalışmak değil, öz gelişimini fark etmesine yardımcı olmak ve bunun için alan açmaktır.
Genci değerlendirirken ilk refleks olarak hemen övgüde bulunmak ya da eksikliklere dikkat çekmektense “Neler öğrendin? Hangi konularda ilerleme kaydettin? Geçen aya göre neleri daha iyi yapabiliyorsun?” gibi sorularla onun kendi sürecini görmesini sağlamak daha yararlı olur.
Böylece genç, kendisini başkalarıyla karşılaştırmak yerine kendi ilerleyişini izlemeyi öğrenir. Daha önce zorlandığı bir işi başarması öz güvenini güçlendirir. Neleri severek yaptığını daha iyi kavradıkça geleceğine ilişkin kararlarını da daha bilinçli verebilir.
Meslek seçimi odaklı sohbetlerde gencin düşüncelerine, beklentilerine ve kaygılarına kulak vermek önemli. Anne babalar kendi deneyimlerini paylaşabilir, farklı meslekleri incelemesine yardımcı olabilir. Ancak son kararı gencin kendisinin vermesine de fırsat tanımalıdırlar.
Sonuçta önemli olan, gencin bugün hangi mesleği seçeceğinden çok, gelecekte kendi yolunu çizebilecek olgunluğa ulaşması ve yaptığı işten mutluluk duyabilmesidir. İlgi bilgiye, bilgi ise beceri ve başarıya götürür.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
