Esrarengiz buluşmanın sırrı şimdi çözüldü!-Deniz Zeyrek (Nefes)
“Ankaralı gazeteci olmanın bazı avantajları var.
Ankara küçük yer.
Bir restoranda bir kahvecide hiç beklemediğiniz anda önemli bürokratlarla, siyasetçilerle karşılaşabiliyor, önemli gelişmelerin hikayesini önünüzde bulabiliyorsunuz.
Geçen ay çok sevdiğim, müdavimi olduğum bir yerde oturuyordum.
Bir siyah minibüs kaldırıma yanaştı.
Belli ki mühim biri geliyordu.
Kapı açıldı, genç sakallı biri indi. Oturduğum yerin yanındaki meyhaneye doğru yürümeye başladı.
Belli ki orada takılacaktı.
Bir süre sonra aynı mekana medyadan tanıdığım ünlü bir anketçi geldi.
Benimle aynı mekanda oturan bir meslektaşıma siyah makam minibüsünden inen kişiyi gösterip sordum “kim bu” diye.
“Eren Ali Bingöl” dedi.
İsim tanıdıktı ama emin olmak için Google’dan sordum. “Tuzla Belediye Başkanı” yazıyordu.
Bir süre sonra gelen anketçi de Mehmet Ali Kulat idi.
Gazeteci merakı işte.
Hemen kalkıp içeri baktım.
Eren Ali Bingöl ve Mehmet Ali Kulat aynı masadaydı. Masadaki üçüncü kişi ise daha önce İstanbul’da ağır ceza mahkemesinde görev yapmış an itibariyle Yargıtay 1. Ceza Dairesi üyesi olan biriydi.
Bir yargı mensubu, medyatik bir anketçi ve bir CHP’li belediye başkanının bir araya gelmesi size de tuhaf gelmedi mi?
Bana geldi. Bu üçlünün aynı masada buluşması kimseye normal gelmez.
Hemen yerime dönüp Eren Ali Bingöl’le ilgili haberleri araştırmaya başladım.
Adı AK Parti’ye geçecek başkanlar listesindeydi.
Ayrıca İBB’yi şikayet ettiği bir açıklamaya denk geldim.
Böylece AK Parti’ye geçeceği iddiası, kafamda biraz daha ete kemiğe büründü.
1 Ağustos 2026 Cumartesi günü de AK Parti’ye katıldığında ise şaşırmadım ve o meyhanedeki buluşma daha bir anlamlı hale geldi.
Fatih Altaylı Ağabey’in YENİ Parti lideri Özgür Özel’le yaptığı söyleşiyi dün izleyince de kafamdaki taşlar yerine oturdu.
Eren Ali Bingöl meğer AK Partili selefi Şadi Yazıcı’yı da kendisini de kurtaracak bir operasyonun içindeymiş.”
İmralı Cumhuriyeti yeniden kuruyor, bu kez ‘demokratik’-Orhan Bursalı (Cumhuriyet)
“AKP liderliği ve hükümeti biliyor, İmralı biliyor belki de onayına sunuldu, (PKK’nin de bilgi sahibi olduğunu reddedemeyiz), DEM’liler haydi haydi biliyor.
Bir bilmeyen millet, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları.
Öncelikle onların bilmesi gerekiyor, çünkü bu ülkenin esas sahipleri onlar. İktidar ve tüm diğerleri ise geçici bir varlık, pek çoğu temsiliyetini bile epey yitirmiş.
Çerçeve yasadan bahsediyorum.
Bu hafta Meclis’te. Sözde partilerin ortak yasa önerisi olarak Meclis’e inecek yakında.
Milletin ne olduğunu, neler içerdiğini bilmediği, görüş bile açıklama olanağı olmadığı, değerlendirme yapamadığı, “Kürt sorunu”nu çözeceği vaat edilen tasarıdan bahsediyoruz.
Hani Meclis’te kurulan Demokrasi ve Kardeşlik Komisyonu’nun aylarca görüşler aldığı, şimdi de bir çerçeve yasanın çıkarılma aşamasına girildiği bir sürecin içindeyiz.
Özgür Özel ve arkadaşlarının komisyona katılabilmek için adına yalandan bir “demokrasi” lafının eklendiği, yani demokrasi lafıyla aldatıldığı… Bırakın demokrasiyi, muhalefete zulmün arttığı, neredeyse tüm belediyelerine çöküldüğü, başkanlarının korku ile devşirildiği, milletin iradesinin reddedildiği ve berhava edildiği, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ve dünya tarihinde görülmemiş bir şekilde başkanlarının yüzlerce çalışanıyla birlikte içeri tıkıldığı, “cum…” ile cümleye başlamadan içeriye atılan gazeteci ve yurttaşların yaşadığı, bir “süreç”in sonunda.
Birilerinin yeni “demokratik bir Türkiye…” diye nitelendirdiği yasa tasarısı.
Dün yasa tasarısı götürülen İmralı sakininin lafına bakın: Bu yasa ile “…demokratik Cumhuriyetin önünde sonuna kadar kapı aralanmaktadır. Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. Bu yasa ile tarihsel bir sorunu çözmek için yola çıkıyoruz. En az Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli olacak bir demokratikleşme sürecinin başlangıcındayız. Cumhuriyetin kuruluş sürecinde nasıl büyük bir emek ve fedakârlık ortaya konulduysa şimdi de demokratik Cumhuriyet için aynı ciddiyetle çalışmak gerekiyor…”
Kaçıncı “eve dönüş”?-Hüseyin Aygün (BirGün)
“İki binli yılların başıydı, Öcalan yeni yakalanmış, örgütüne “Türkiye’yi terk et” demiş, binlerce silahlı militan sessiz sedasız Irak, İran, Suriye’nin komşu topraklarına doğru yola çıktılar -Öcalan neden bilinmez bir tek Dersim bölgesinde “bir miktar militan” bırakmış, “orayı boş bırakamayız” demiş. Bu arada örgütünün Dersim grubu da talimata uymakta isteksizdir. Ama onlar da bir süre sonra dışarı çıkarlar-.
Tam o sıralar her yerde önce fısıltı halinde, sonra gittikçe yoğunlaşan söylentiler, dağbaşlarını, hapishaneleri, mahkeme salonlarını dolaşıyor: Madem Öcalan emir verdi, artık herkes evine dönmeli, ailesine ve topluma karışmalı, artık analar ağlamamalı. Silah bırak emrinin doğal sonucu bu.
İşte o günlerde o ünlü “özel yasa” çıktı, yargı ve siyaset tarihimizde “eve dönüş” adıyla anılan ilk yasadır bu. 2003 yılında çıkan 4959 sayılı yasa, “Topluma Kazandırma Yasası” adını taşımaktadır (Bkz. 6 Ağustos 2003 tarihli Resmi Gazete).
Peki, ne oldu? Yasa nelere yol açtı? Kaç kişi -dağdan, hapishaneden ya da “yurtdışı”ndan- “eve döndü”? Şimdi meclis tutanaklarının izini sürelim ve eve dönüşü için kaç örgüt mensubuna yeşil ışık yakıldığını görelim.
Ekim 2003 tarihli TBMM verilerine göre, yasadan yararlanmak için başvuran örgüt mensubu 2.391 kişi, cezaevinden başvuranlar 2.114 kişi, kendiliğinden teslim olanlar 297 kişi. Beş bin civarında insan “eve dönmek” istemiş.
Mart 2005 tarihi itibarıyla artan başvuru sayıları söz konusu: 4.340 örgüt mensubu, 2.980 cezaevinden başvuran, kendiliğinden teslim olanlar 1.360 kişi. Yasa 2 yıl içinde epeyce talip kazanmış görünüyor. Başvuran sayısı neredeyse 10 bin bandında bu defa.
Bu yasadan kaç kişi yararlandı, 23 yıl sonra halen bilmiyoruz. TBMM’deki soru önergelerindeki, “eve dönüşten kaç kişi yararlandırıldı” sorusuna bugüne kadar yanıt verilmiş değil. TBMM başvuranları not etmiş, yararlananları etmemiş.
“Eve dönüş” uğruna çıkarılan bu ilk yasa aslında toplumla buluşma, barışma, uzlaşma yasası değildi. Amaç ne yazık ki tasfiyeydi. Böyle olunca yasa işe yaramadı. Bir tür itirafçılığa dönüştü kısa sürede.”
Enflasyonda yaz ortasında kış katılığı-Naki Bakır (Dünya)
“TÜFE temmuzda yüzde 1,78 arttı, yedi aylık birikimli enflasyon yüzde 19,86’ya ulaşırken, yıllık enflasyon baz etkisiyle sınırlı düşerek yüzde 31,75’e indi. Nükseden ABD-İran gerilimiyle fırlayan petrol fiyatına bağlı olarak aylık enflasyona en büyük katkı ulaştırma grubundan geldi.
Küresel petrol şoku, temmuz ayında da Türkiye ekonomisini doğrudan akaryakıt fiyatları ve dolaylı olarak lojistik maliyetleri olmak üzere iki ana kanaldan etkilemeye devam etti. İçeride ise sağlıkta yüksek oranlı kamu zamları enflasyonu besledi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre, temmuzda Tüketici Fiyat Endeksi’nde (TÜFE) kapsanan 174 alt sınıfın 117’sinde artış, 50’sinda düşüş yaşandı, 7’sinde ise değişim olmadı. Endekste aylık artış yüzde 1,78 düzeyinde gerçekleşti. Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketinde temmuz ayı enflasyon beklentisi yüzde 1,68 çıkmıştı. TÜFE’de ocak-temmuz dönemindeki kümülatif artış yüzde 19,86’ya ulaştı. Aylık oranın geçen yılın temmuz ayındaki yüzde 2,06’nın altında gelmesi nedeniyle yıllık enflasyon hazirana göre 0,36 puan düşerek yüzde 31,75’e indi.
ABD-İran arasında nükseden gerilimle tekrar yükselen enerji maliyetleri akaryakıt zamları kanalıyla ulaştırmaya yansırken, artan nakliye masrafları tarladan rafa gıda fiyatlarını yukarı itti. Yıllık manşet enflasyondaki baz etkisi kaynaklı gerilemeye rağmen; hane halkının en büyük harcama kalemleri olan gıda, ulaştırma ve konut piyasası genel fiyat artışlarının ana motoru olmayı sürdürdü. Orta Doğu’da yeniden alevlenen çatışmalar nedeniyle Brent petrolün varil fiyatı temmuzda yüzde 24 dolayında bir şok artış kaydetti. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı yapısı nedeniyle bu küresel kriz, yurt içi fiyat istikrarına iki somut kanaldan olumsuz yansıdı. Fırlayan petrol, motorine zam getirdi. TÜFE’de yüzde 16,62 ağırlığa sahip olan “ulaştırma” grubu, fiyat derleme dönemine giren zamların etkisiyle aylık yüzde 2,59 artarak enflasyonu yukarı iten birincil kanal oldu. Genel aylık enflasyonun 0,44 yüzde puanı tek başına bu gruptan geldi. Akaryakıta yapılan zamlar, nakliye maliyetlerini ve tarımsal girdileri doğrudan yükseltti. Bu durum, normal şartlarda yaz mevsimi nedeniyle düşmesi beklenen gıda fiyatlarını aylık yüzde 1,51 oranında artırdı. TÜFE’de yüzde 24,44 ağırlığa sahip olan gıda grubundaki bu artış aylık manşete enflasyona 0,40 yüzde puan olarak yansıdı.”
Enflasyonu yüzde 30’un altına indirmek niye mi çok zor?-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)
“Temmuz ayının enflasyon verileri iyi kötü tahmin edildiği gibi geldi… TÜİK temmuz ayındaki TÜFE artışını yüzde 1,78 olarak açıkladı. Yedi aylık artış yüzde 19,86, yıllık artış ise yüzde 31,75 oldu.
TÜFE’nin yıllık artışında bir yılı aşkın süredir bu düzeylere takılıp kalındı. Hani yapışkan enflasyon diye tanımlanan bir durum var ya, tam olarak o yaşanıyor. Yıllık enflasyon yüzde 30-33 arasına yapıştı kaldı. Bu konuyu yakında daha detaylı olarak ele almak gerek. Bugün, temmuza ilişkin ilk açıklamaya ve hem içinde bulunduğumuz ağustos ayında, hem gelecek aylarda neler olabileceğine odaklanmakta yarar var.
Aylık enflasyonda geçen yılla bu yıl arasında çok büyük bir fark yok. 2025 temmuzunda yüzde 2,06 olan artış, bu yıl yüzde 1,78.
İlk yedi ay geçen yıldan biraz kötü. Geçen yıl yüzde 19,08 olan oran bu yıl yüzde 19,86.
Yıllık oranlar arasında ise 1,77 puanlık bir iyileşme var. Geçen yılın temmuzundaki yıllık artış yüzde 33,52 düzeyindeydi.
Bu oranların çok özet olarak söylediği şu:
“Enflasyonda yerimizde sayıyoruz, bir ilerleme, tabii ki olumlu yönde bir ilerleme, bir gelişme yok.”
Bu yılın ilk yedi ayındaki enflasyonun geçen yıldan az da olsa yüksek oluşmasında İran savaşının ve bu savaşın yol açtığı fiyat artışlarının tabii ki büyük rolü var.
Ham petrol fiyatlarının bu yılın ortalamasında 60 dolar civarında olacağı öngörülmüş ve dengeler buna göre kurulmuşken bir ara 125 dolarların görüldüğünü biliyoruz. Şimdi dengenin 90 dolar civarında oluşması umuluyor. Daha yukarıdaki her fiyat yurt içindeki fiyat artışı baskısını daha da artıracak.
Ham petrol fiyatlarının yurt içinde akaryakıt fiyatlarına yansımasını azaltmak amacıyla devreye alınan eşel mobilin de “nefesi kesildi”, zam durumunda ÖTV’den kullanılabilecek tutar motorin için kalmadı, benzinde ise çok azaldı.
Motorinde 13,90 lira ÖTV vardı ve bu tutarın tümü eşel mobil ile kullanıldı, mevcut durumda motorine gelecek tüm zamlar pompaya yansıyacak.
Benzinde kullanılabilecek tutar 4,30 lira, otogazda ise 10,96 lira.
Akaryakıtta indirim söz konusu olduğunda bu indirimin bir kısmının pompaya yansıtılması uygulaması da yok artık. Yasada yazan ÖTV tutarları tamamlanana, o ÖTV tutarına gelininceye kadar indirim pompaya yansımayacak. O tutarlar motorinde 13,90 lira, benzinde 14,82 lira, otogazda 11,38 lira.
Zam, motorinde tümüyle, benzin ve otogazda sınırlı bir şekilde pompaya yansıyacak ama indirimler eksik ÖTV’nin tamamlanmasına gidecek.”
Bu oranların çok özet olarak söylediği şu:
“Enflasyonda yerimizde sayıyoruz, bir ilerleme, tabii ki olumlu yönde bir ilerleme, bir gelişme yok.”
Sonrası daha belirsiz
Bu yılın ilk yedi ayındaki enflasyonun geçen yıldan az da olsa yüksek oluşmasında İran savaşının ve bu savaşın yol açtığı fiyat artışlarının tabii ki büyük rolü var.
Ham petrol fiyatlarının bu yılın ortalamasında 60 dolar civarında olacağı öngörülmüş ve dengeler buna göre kurulmuşken bir ara 125 dolarların görüldüğünü biliyoruz. Şimdi dengenin 90 dolar civarında oluşması umuluyor. Daha yukarıdaki her fiyat yurt içindeki fiyat artışı baskısını daha da artıracak.
Ham petrol fiyatlarının yurt içinde akaryakıt fiyatlarına yansımasını azaltmak amacıyla devreye alınan eşel mobilin de “nefesi kesildi”, zam durumunda ÖTV’den kullanılabilecek tutar motorin için kalmadı, benzinde ise çok azaldı.
Motorinde 13,90 lira ÖTV vardı ve bu tutarın tümü eşel mobil ile kullanıldı, mevcut durumda motorine gelecek tüm zamlar pompaya yansıyacak.
Benzinde kullanılabilecek tutar 4,30 lira, otogazda ise 10,96 lira.
Akaryakıtta indirim söz konusu olduğunda bu indirimin bir kısmının pompaya yansıtılması uygulaması da yok artık. Yasada yazan ÖTV tutarları tamamlanana, o ÖTV tutarına gelininceye kadar indirim pompaya yansımayacak. O tutarlar motorinde 13,90 lira, benzinde 14,82 lira, otogazda 11,38 lira.
Zam, motorinde tümüyle, benzin ve otogazda sınırlı bir şekilde pompaya yansıyacak ama indirimler eksik ÖTV’nin tamamlanmasına gidecek.
