Mansur Yavaş’ın A, B, C… Z planı-Aytunç Erkin (Nefes)
“Kritik cümle, sihirli cümleyi 28 Temmuz’da Halk TV canlı yayınında kurdu Yeni Parti lideri Özgür Özel:
“CHP’yi kapsayan, taşıyan ve aşan bir siyasetle ilerliyoruz. Yüzde 25’lik cam tavanla kavgam vardı, ilk seçimde kırdık. Şimdi yüzde 38’i taban yapıp üstüne sıçrayacağız. İkinci tavan yüzde 50 artı 1.”
Bir kritik, sihirli cümlesi de şuydu Özel’in: “Kazanacak bir aday göstereceğiz. Kaybedecek bir adayla işimiz yok, bu aday genel başkan olsa bile. Biz, bir genel başkanın ve çevresinin kazanacak adaylar varken kendisinin adaylaştırılması, yüzde 51’i bulamaması sonucunda kazanacağımız bir seçimi kaybettik.”
Buraya parantez açalım:
14-28 Mayıs 2023 seçimleri öncesinde “kazanacak aday” diyen lider kimdi? O dönem İYİ Parti Genel Başkanı olan Meral Akşener. Akşener, Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktığı ve masadan ayrıldığı için “linç” yedi ama bugün gelinen noktada herkesin birleştiği tanımlama: Kazanacak aday! Bir gün Meral Akşener konuşursa o zaman neler yaşandığını anlarız diyelim ve parantezi kapatalım.
Evet… Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde hedefe ulaşmanın yolu belli: Yüzde 50 artı 1’e ulaşmak. Bu nedenle gözler Özgür Özel’in deyimiyle “iki forvette”. Bu forvetlerden Ekrem İmamoğlu şu anda Silivri’de hapis ve diploma davasından dolayı aday olma ihtimali zayıf. Diğer forvetse Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve gözler Yavaş’ın üzerinde. Sadece “muhalif” kesimin gözleri değil “iktidarın” gözleri de…,
Peki Mansur Yavaş’ın yol haritası ne?
Daha öce yazmıştım hatırlatayım ve sonra da Ankara koridorlarında konuşulanlara bakalım.
Mutlak butlan kararının verildiği ilk günden bu yana Mansur Yavaş’ın hangi tarafta olacağı konuşuldu ve konuşulmaya devam ediyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla mı yoksa Yeni Parti lideri Özgür Özel’le mi hareket edecek Yavaş? Güvenpark ve Ferdi Zeyrek anmasına katıldığı için “Özel’le” diyenler ağırlıkta! Yavaş, Güvenpark’taki bayramlaşmada şu cümleyi kurdu:
“Ben daha önce de bu konudaki fikrimi açık açık söylemiştim. İnsanların umudunu tüketecek bir durumda bulunmaktansa, siyaseti dahi bırakacağımı söyledim. Bizim insanların umudunu yeşertmemiz gerekir, onların umudunu tüketmemiz değil. Çünkü önemli olan bu toplumun geleceğidir. (30 Mayıs 2026)”
Burada da kritik ve sihirli cümle: “İnsanların umudunu tüketecek bir durumda bulunmaktansa siyaseti dahi bırakacağımı söyledim.”
Şu anda hem Kılıçdaroğlu hem Özel hem İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu ve diğer muhalefet biliyor: Yüzde 50 artı 1’e ulaşmak için bir isim öne çıkıyor, o da Mansur Yavaş.”
Ya bakanlar da ifadeye çağrılırsa!-Barış Terkoğlu (Cumhuriyet)
“Reisçi bir arkadaşım var. Hiç anlaşamıyoruz. Hayır, Reisçi olduğu için değil. Sürekli fikir değiştirdiği için. Misal… Bir ara Fethullah Gülen’i övüyordu. 17-25’ten sonra en azılı karşıtı oldu. Öcalan’a küfrediyordu. İlk açılımda neredeyse İmralı’ya yüzüp ziyaretine gidecekti. Açılım bitti, yine Öcalan’la kavgaya başladı. Tekrar başlayınca Osmanlı’yı hatırlatıp Öcalan’a paşalık istedi. Reis’e hakaret eden mektup yazdı diye Trump’a sövüyordu. NATO zirvesiyle “Çok yaşa Trump”çı oldu. Arap emirlerine 15 Temmuz’u finanse ettiler diye saydırırken bir anda “Can Emir Kan Emir” demeye başladı.
Uzatmayayım şimdi de aramıza kara kedi gibi AHBAP girdi. Yok yok, AHBAP hesapları üzerine tartışmadık. Biliyorsunuz; sanatçısı, gazetecisi, oyuncusu, bir zamanlar AHBAP’a destek mesajı atmış ya da hakkında iyi konuşmuş hangi ünlü varsa savcılığa çağrılıyor. Hukuk suçla din ise günahla ilgilenir. Oysa savcılığa çağrılanlara kiliseye günah çıkarmaya gitmişler gibi sorgu yapılıyor. Şüpheli mi tanık mı oldukları söylenmeden “pişmanlık itirafı” isteniyor. Onlar da adliyeye girerken de çıkarken de “pişman olduk” konuşmaları yapıyor.
İşte Reisçi arkadaşım, Erdoğan’ın gazetedeki AHBAP ile ilgili söylediği “Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu ortaya çıkıyor” açıklamasını gösterdi. Kaşlarıyla da bir yandan öbür sayfada ifadeye çağrılanları işaret etti. Uzağa doğru derin derin bakıp, geniz etini titreterek “Devlet hep 18 yaşındadır, affeder ama unutmaz” dedi. Ben ise yüzüne “yine mi” der gibi baktıktan sonra “Bakanlar da ifadeye çağrılacak mı?” diye sordum. Şaşkınlıkla ne demek istediğimi sorgularken, açtım telefonumu, başladım göstermeye.’
En bilineni bu. Yıl 2021. Kültür ve Turizm Bakanlığı her yıl verdiği Vakıf İyilik Ödülleri’ni dağıttı. O yılki tören Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde. Layık görülenler ödülleri Emine Erdoğan’ın elinden aldı. Anadolu Ajansı’nın 7 Haziran 2021 tarihli haberini yorumsuz aktarayım: “AHBAP Derneği kurucusu Haluk Levent, ‘İhtiyaç sahiplerinden yardım elini esirgememesi, iyi insan ve toplum hizmetlerine inşası’ dolayısıyla ödül aldı.” Devlet, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Haluk Levent’i resmen “iyi insan” olarak gördüğünü bütün ülkeye duyuruyordu.”
Duygu Asena’ya 20. yıl mektubu-Nazım Alpman (BirGün)
“Sevgili Duygu,
Senin aramızdan ayrılışının 20. Yılı, 30 Temmuz 2026… Sensiz yıllarda seni çok mutlu edecek gelişmeler yanında, üzüntüden kahrolacağın o kadar kötü olay yaşandı ki, onları yazmaya BirGün’ün bütün sayfaları yetmez.
Önce iyi şeyleri yazayım. Kadın voleybolcularımız dünya ve Avrupa şampiyonlukları kazanıyorlar. Gerek kulüpler liginde gerekse Milli Takımlar düzeyinde çağdaş “Türk Kadını” imajını zirvelerden zirvelere başarıyla taşıyorlar. Gericiler, bu başarılarla kahroluyorlar! Çünkü her şampiyonluktan sonra sporcularımız kendilerini şöyle ifade ediyorlar:
-Atatürk’ün kızlarıyız!
Senin 1980’lerde bayrağını açtığın “Kadınları Bağımsızlık İlanı” hareketi bir hayli yol aldı. İsyan eden, yeter artık diyen her kadının içinden bir Duygu Asena çıkıyor. İktidarda bulunan AKP’nin politikalarına karşın, kadın direnişi de militan bir yükseliş gösteriyor. Mesela 8 Mart Gece Yürüyüşleri bütün engellemelere rağmen İstanbul’un kalbinde bir volkan gibi patlıyor.
Türkiye ise bıraktığın gibi değil. AKP iktidara geldiğinde kendisine yönelik bütün önyargıları doğrulamak için elinden geleni yaptı. Ülkeyi büyük bir cezaevine dönüştürdü. Kapalı cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü sayısı 400 bini aştı.
Hapisteki insan bakımından Avrupa birincisiyiz!
Kadınlara yönelik şiddet ise istatistikleri patlatıyor. Sadece 2026’nın ilk altı ayında Türkiye’de 150 kadın öldürüldü. Senin gittiğin 2006’dan, 2026’nın Temmuz’una katledilen kadın sayısı için ancak “yaklaşık” sayı verilebiliyor:
-6 bin ile 8 bin arası!..
Büyük bir spor salonu dolusu kadın, erkekler tarafından öldürüldü.
Pek çok faili meçhul kadın cinayeti var. Ama bunlar içinde bir tanesi yaşadığımız ülkenin tomografisi olabilecek niteliğe sahip. Tunceli’de 5 Ocak 2020’de kaybolan Gülistan Doku’nun kendi kendine kaybolmadığı biliniyordu. Ama resmi açıklamalar bunu doğrulamıyordu. Çünkü iş başındaki Tunceli Valisi’nin oğlu (Türkay Sonel) öldürmüştü zavallı kızı. Devlet bütün imkânlarını bu cinayetin ört bas edilmesi için seferber etmişti! Hatta o sırada gazeteci Ferit Demir’e dava bile açmıştı katilin babası olan Vali Tuncay Sonel!”
Yastık altındaki altında kayıp 200 milyar doları aştı-Ufuk Korcan (Dünya)
“Ocak sonunda 5 bin 600 doları zorlayan altının ons fiyatı son günlerde 4 bin dolar seviyesinde işlem görüyor. Ons fiyatındaki geri çekilme yastık altındaki altının da değerini düşürdü. Yastık altında olduğu tahmin edilen ortalama 4 bin 500 ton altının değeri zirveye göre 225 milyar dolar eridi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasıyla, altında bilinen ‘güvenli liman’ ezberi bozuldu. Savaş ve kriz dönemlerinde yaptığı yükselişlerle hafızalara kazınan altın, Ortadoğu’da yaşanan sıcak çatışmalara düşüş yönünde tepki veriyor. Uzmanlar bunun nedenlerinden biri olarak, geçen yıl altında yaşanan sert yükselişin ardından savaşın kar satışları için bahane edilmesini gösteriyor.
Diğer taraftan savaşla birlikte enerji fiyatlarına bağlı olarak artan enflasyonist beklentilerin ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırmaya zorlayabileceği bunun doları güçlendirebileceği görüşmelerinin altında satış baskısı yarattığı söyleniyor. Ocak ayı sonunda 5 bin 600 dolar sınırına kadar çıkan altının ons fiyatı, son zamanlarda 4 bin dolar sınırında dolaşıyor. Başka bir ifadeyle altının onsu bu yıl gördüğü zirve seviyesine göre yüzde 40 geri çekilmiş durumda.
Türkiye’de geleneksel yatırım araçlarının başında gelen altına ekonomik birimlerin her dönem yoğun bir ilgisi var. Altının büyük bölümü de sistem dışında yani yastık altında tutuluyor. Türkiye’de yastık altında tutulan altının miktarı ile ilgili bugüne kadar çok sayıda araştırma yapıldı. Dünya Altın Konseyi, İstanbul Altın Rafinerisi ve Merkez Bankası’nın yastık altındaki altının miktarı ile ilgili tahminleri geçmişte gündeme geldi.
Kimi 5 bin 500 ton, kimi 5 bin ton kimi de 4 bin 500 ton civarında altının sistem dışında tutulduğu tahmininde bulundu. Altın fiyatlarındaki rekor artışlar nasıl varlık büyüklüğünü artırırken fiyatlardaki geri çekilme de varlıklarının değerini düşürüyor. Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatındaki düşüşün yastık altındaki altınların değerini ciddi miktarda azaltmış durumda.”
Ya petrol ucuzlayacak ya eşel mobil uzatılacak-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)
“Evdeki hesabın çarşıya uymaması gibi Maliye’de yapılan bazı hesaplar da piyasalara bir türlü uymuyor. Ama bu kez Maliye’nin çok fazla günahı yok. Yok, çünkü Trump’ın günü gününe, hatta saati saatine uymayınca yapılan tüm hesaplamalar bir anda geçerliliğini yitiriyor. Maliye’nin tek hatası fazla iyimser davranıp savaşın biteceğine oynamış ve hesabını kitabını ona göre yapmış olması.
Savaşın patlak vermesiyle birlikte devreye alınan eşel mobil uygulaması sayesinde akaryakıt fiyatlarındaki artış sınırlı tutulabildi.
Mart ayı başında başlatılan eşel mobil uygulamasını, temel esasları yönüyle iki bölümde ele almak gerek.
Eşel mobilin ilk ayağını oluşturan mart-haziran döneminde akaryakıt zamlarının yüzde 75’i ÖTV’den karşılandı, indirimin de yine aynı oranı ÖTV’ye eklendi. Zam ve indirimde yüzde 25’lik kısım ise pompaya yansıtıldı.
Temmuzda başlayan ikinci dönem de iki bölümden oluştu; ilk dönem temmuz, ikinci dönem ağustos-eylül.
Temmuz ayı boyunca zammın yarısı ÖTV’den karşılandı, yarısı pompaya yansıtıldı.
Ağustos ve eylülde ise zammın yalnızca yüzde 25’i ÖTV’den karşılanacak, yüzde 75 pompaya yansıtılacak.
Temmuz, ağustos ve eylüldeki zam durumunda uygulama böyle oldu ve olacak.
Bu aylarda indirim yaşandığı takdirde ise indirimin tümü ÖTV’ye aktarılıyor. İndirim, ÖTV’nin ürün bazında yasal sınıra ulaşması halinde tabii ki pompaya yansıtılacak.
Vatandaşın ham petrol fiyatlarının bir ara çok hızlı bir şekilde gerilediği dönemde en çok yakınmasının nedeni de buydu zaten. Uygulamanın nasıl olduğunun tam bilinmemesinin etkisiyle “Ham petrol fiyatları şu kadar geriledi, zam yaparken iyiydi, niye şimdi indirimde cimri davranılıyor” türü şikayetlerden geçilmiyordu. İndirimler pompaya yansımayacaktı ki zaten.
28 Temmuz’da motorinde yaşanan indirimin nedeni ise özel bir durumdu, motorindeki ÖTV’nin sıfırlanmış olmasıydı.
Dolayısıyla indirimin bir kısmı pompaya yansıdı, bir kısmı ÖTV’ye eklendi.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
