Kopuşa doğru mu? Aman!-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)
“Dün CHP için çok kritik bir gündü. Yarın CHP için hayli kritik bir gün olacak!
Dün CHP’nin Meclis grup toplantısı seçilmiş genel başkan Özgür Özel’le yapıldı. Atanmış genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu saat 11.00’e dek Meclis’te kendisinin konuşacağına ilişkin haberleri diri tuttu. 14.00’te genel merkezde dağınık ama hedefi belli bir konuşma yaptı.
Yarın, Kılıçdaroğlu son anda fikir değiştirmezse parti meclisini (PM) toplayacak. Önceki akşam “Bütün CHP’liler biriz, beraberiz” açıklaması yapan Kılıçdaroğlu dün öğleyin, CHP’nin seçilmiş yönetimi için halkı ayaklanmaya teşvik eden dış güçler diyecek kadar iktidar ağzını da aşan bir çıkış yaptı.
Dün, “en korktuğumuz” olmadı ama iplerin bir doz daha gerildiği ağır bir gün yaşandı.
Özgür Özel, sevgi-saygıyla andığımız Ferdi Zeyrek’in ölüm yıldönümünde yaşananlar için içinden taşan hüzün ve öfkeyi kontrollü olarak konuşmasına yansıttı. Geçen salı günkü grup konuşmasındaki “Hemen olağanüstü kurultayı yapalım, önümüze bakalım” önerisini bir kez daha (yanıtın ne olacağını bilmesine rağmen) yineledi.
Özel, bir yandan öfkeyi sağlıklı bir biçimde diri tutmak bir yandan da bütün muhalefet partileri katında yakaladığı demokrasi-sandık ittifakını güçlendirmek durumunda.
Kılıçdaroğlu, 30 Mayıs’tan sonra dünkü konuşmasında da ana hedefinin CHP olduğunu ortaya koydu. Eğer CHP, iktidar yargısının ve medyasının suçladığı belediye başkanlarından arınacaksa onların önüne Kılıçdaroğlu’nu koymak gerekmez mi? Büyük çoğunluğunu ilk aday yapan kendisi!
Artık adalet yürüyüşü yapan Kemal Bey yok, adaletsizlik üzerine oturan bir Kemal Bey var!
Gandi Kemal diye başladı, Dersimli devrimci Kemal diye devam etti. Şimdi karşımızda kendisini şampiyon gibi gören ama piyon haline getirilmiş bir atanmış var!
Adanmışlıkla oturulması gereken yerde bir atanmış!
Aklımıza daha ileri cümleler geliyor, burada keselim. Zira muhalefet medyasını hedef göstermekten CHP içinde gizli FETÖ’cülerin olduğunu ihbar etmeye kadar pek çok konuda söylenmesi gereken var! Bütün iktidar kanalları saatlerce Kemal Bey’i ve CHP Genel Merkezi’ni gösterirken Erdoğan konuşma yapmaya başlayınca yayını birden kestiler. Erdoğan’a döndüler. Bu Kemal Bey için bir şey ifade etmiş midir? Sanmıyoruz!”
CHP kimin kalesini koruyor?-Deniz Zeyrek (Nefes)
“İktidarla FETÖ arasında çatışma dönemi başladıktan bir süre sonra çok önemli bir devlet yetkilisiyle sohbet ediyorduk. O tarihte Hürriyet Gazetesi’nin Ankara Temsilcisiydim. Söz döndü dolaştı Doğan Grubu’nun tavrına geldi. O devlet yetkilisi şöyle dedi:
“Biz formamızı giyip maça çıkmışız. Doğan Grubu bizim formamızı giymeyip kenardan izlemeyi tercih ediyor.”
Bir durumu futbol ile izah etme işinden pek hazzetmezdim.
Ancak bu değerlendirmeye kayıtsız kalamadım.
“Gazeteciler karşı tarafın formasını da giymedi, giymez. Medyanın görevi forma giyip o maça çıkmak değil o maçı objektif şekilde anlatmaktır” karşılığını verdim.
Konu akıp gitti ve ben o gün iktidarın Doğan Grubu’na bakışına dair önemli bir ipucu yakaladım.
Sonuçta o bakış açısının yarattığı iktidar baskısıyla Aydın Doğan medyadan el çekmek zorunda kaldı.
Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun aynı gün ve aynı saatte, hatta aynı yerde TBMM Grup Toplantısı yapma girişiminin yarattığı gerilimi izlerken, nedense o devlet yetkilisiyle sohbetimizi anımsadım.
Özgür Özel, 2024’te iktidarla bir maça çıkmıştı. O maç halen devam ediyor. İlk yarı, yerel seçim üstünlüğüyle CHP öne geçmişti.
İkinci yarı iktidar kırmızı kartlarla, yanlış hakem kararlarıyla Özel’in takımını zayıflatıp etkisiz hale getirme yolunu seçmişti.
Bütün bunlar Özgür Özel’li CHP’nin ataklarını durduramayınca, iktidar yeni bir hamle yaptı. Şimdi de “Hakem kararıyla” Özgür Özel’li CHP’nin kalesine bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun ayağından penaltı attırmaya çalışıyorlar.
Kemal Kılıçdaroğlu da o golü atmak için aşırı derecede gönüllü olmuş vaziyette.
Kemal Kılıçdaroğlu, dünkü konuşmasında “koltuk derdim yok” diyor ama iktidarın butlan işine alet olup, CHP’nin kalesine gol atmaya çalışması, dışarıdan tek derdinin koltuk olduğu izlenimi yaratıyor.”
Numan Kurtulmuş, çok dikkatlidir: Geleceği mi işaret ediyor?-Yalçın Doğan (T24)
“Oyunun baş aktörü Kemal Kılıçdaroğlu (KK) dün açıklama yapıyor:
“Biz bu oyunu bozarız.”
Hangi oyunu?..
Eğer, “oyun” dün Meclis’in Dikmen Kapısı’nda olduğu gibi, CHP’liler ile CHP ile uzaktan yakından ilgisi olmayan kabadayıları kavgaya tutuşturup, o sahneleri “CHP’den bir şey olmaz” edebiyatına dönüştürerek, CHP’yi parçalamaksa, sormak gerek:
“Oyundaki” sorumlulardan biri de, KK değil mi?..
“Oyunu bozarız” lafı, harcı alem bir laf, hiç inandırıcı değil.
Önceki akşam sürpriz biçimde “Kurultayı 11 Haziran’da PM toplantısıyla birlikte başlatıyoruz” diyor. Kurultay sorularına kendisi ve yanındakiler sürekli “en uygun zamanda” yanıtını veriyor.
Kurultayı başlatıyor da, Kurultay ne zaman?..
26 Temmuz’a kadar yapılıyor mu?.. 26 Temmuz CHP Kurultayı için belirleyici son tarih.
26 Temmuz’a kadar yapılmazsa, CHP Lideri Özgür Özel’in dün de vurguladığı gibi, CHP seçimlere girme hakkını kaybetmekle karşı karşıya kalabiliyor, Türkiye için büyük tehlike.
Kurultayı geciktirip, CHP seçime giremezse, KK bunu Türkiye’ye nasıl anlatacak?..”
Fenerbahçe’den CHP’ye neyin aklı?-Müslüm Gülhan (BirGün)
Burada irdelemeye çalışacağım konu, kulüp çekişmeleri, şampiyonluk yıldızları, transfer üstünlükleri, attığı veya yediği goller değil, tamamen siyasi yapının politik beklentileriyle kulüpleri dizayn etme planları ve kulüplerin bu aşamadaki tavırlarıyla ilgilidir.
Çok uzun bir süredir Galatasaray’ın derin bürokrasisiyle her hükümetin ve devletin derin bürokrasisi arasındaki ilişkiler üzerinden bir mekanizma kurulmuştu. Bu süreç kulüp politikası haline gelmiştir. Bu bir tercihtir. Ama tartışılmaya açık bir tercihtir.
Keza Beşiktaş’ın özellikle son 3 başkan dönemindeki yönetim değişkenlikleri, artık kulübü iş birliğinden çıkartarak; bağımlı bir kurum haline getirmiştir. Bu borç sarmalı ve mali kısır döngü bilinçli olarak yapıldı ve süreci dışarıdan müdahalelere açık hale getirildi.
Bu noktada tartışılacak kulüp Fenerbahçe’dir.
Futbola bağlı olarak kötü yönetilmesi, başarısız sonuçlar, gereksiz transferler ve bir futbol yönetim ve işletme stratejisinin olmaması hepsi tartışılır,
Ama 3 Temmuz sürecinde, cemaat ile hükümet arasındaki siyasi birliktelik süreci bir şekilde cemaatin hegemonya hâkimiyetine dönüştürürken, kurumlar üzerinden bir yönetim mekanizması oluşturmaya çalışmasını sağladı. İşte Fenerbahçe’nin hedef olmasındaki gerekçe, futbol dışındaki bu hedeflere bağlı olarak seçildi.
3 Temmuz bir milattır…
Bu cemaat hegemonyasına tek karşı koyan kurum olan Fenerbahçe, bu duruşuyla belki bedel ödemeyi de göze alarak kurumsal bir tavır sergiledi. Bu önemli bir davranıştı. Bu süreç futbol adına kötü yönetilmenin ve başarısızlıkların gerekçelerinden farklı olarak irdelenmesi gereken bir tutumdur.
Ha, dış etkiye maruz kaldı mı? Tabii ki evet…
Şimdi aynı siyasi strateji CHP’ye uygulanmaktadır.
İktidarın bekası için butlan Kemal üzerinden bir strateji ortaya koydular.
Küresel hegemonyanın emperyalist çıkarları, bağlı olduğumuz coğrafyanın yeniden şekillendirilmesi için güç birliği çerçevesinde istenilen politikaların ve değişimlerin oluşturulmasına bağlı olduğundan, bu değişimdeki aktörler ve piyonlar aracı olarak sağlanacak olanakları kaybetmeme adına iş birliğini zorunlu kıldı.
Butlan Kemal’in ilk 13 yılındaki iş birliğiyle kurulan düzenin devamı baz alınırken, özellikle Özgür Özel’in ortaya koyduğu halktan yana liderlik tavırları bu işe çomak sokmuştu. Kurulan sömürü mekanizmasının kitlelerin ‘kader’ olarak algılaması ve Dünya dışında aranması gereken huzurun içerdeki mutlu azınlığın huzuru olacağından, muhakkak bir şekilde bir yol bulunması CHP operasyonunu zorunlu hale getirmişti.”
Enflasyon analizi ve Mayıs 2026 sonuçları-Şevket Sayılgan (Dünya)
“Enflasyonun merkezi: Gıda, konut ve ulaştırma
Mayıs verisinin en kritik noktası, enflasyonun vatandaşın vazgeçemeyeceği temel harcama gruplarında yoğunlaşmasıdır.
Yıllık artışlar şöyle:
-Gıda ve alkolsüz içecekler: %34,86
-Konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar: %45,59
-Ulaştırma: %34,29
–Eğitim hizmetleri: %50,06
-Sağlık: %32,94
-Lokanta ve konaklama: %31,59
Enflasyona yıllık katkı açısından üç büyük grup öne çıkıyor:
-Gıda: 8,60 puan
-Konut: 6,07 puan
-Ulaştırma: 5,63 puan
Bu üç kalemin toplam katkısı 20,30 puan. Yıllık TÜFE’nin %32,61 olduğu düşünülürse, enflasyonun yaklaşık üçte ikisine yakın bölümü gıda, barınma ve ulaştırma üçgeninden geliyor. Bu nedenle vatandaşın hissettiği enflasyon, manşet rakamdan daha ağırdır. Çünkü insanlar önce gıdaya, kiraya, elektriğe, doğal gaza, ulaşıma ve eğitime para harcar.
2 Gıda aylık düştü ama sorun bitmedi
Mayıs ayında gıda ve alkolsüz içecekler aylık %0,48 geriledi. Bu olumlu bir gelişmedir ve genel enflasyonu -0,12 puan aş ağı çekmiştir. Ancak bu tablo yanıltıcı bir iyimserlik yaratmamalıdır.
Dünyada tahıl, gübre, enerji ve lojistik maliyetlerindeki baskı sürerken, gıdadaki bir aylık düşüşün kalıcı olup olmayacağı belirsizdir.
3 Asıl uyarı çekirdek enflasyonda
Mayıs verisinin en rahatsız edici tarafı çekirdek göstergelerdedir. İşlenmemiş gıda, enerji, alkollü içkiler, tütün ve altın hariç B göstergesi aylık %2,87 arttı. C göstergesi ise aylık %2,92 yükseldi.
Bu ne demektir?
-Manşet enflasyon aylık %1,71 görünmektedir.
-Ancak temel fiyat eğilimi bunun oldukça üzerindedir.
-Gıda gibi bazı kalemlerdeki geçici düşüş manşeti aşağı çekmiştir.
-Hizmetler ve temel mal fiyatları hâlâ güçlü artış üretmektedir.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
