Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Kıyametin kum saatinde son tanecikler

Adil Gürkan
Son güncelleme: 28 Haziran 2026 18:39
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

İnsanlık, tarihin en büyük varoluşsal sınavıyla karşı karşıya. Ancak belki de asıl trajedi, bu tehdidin büyüklüğü değil; onu görmemize rağmen harekete geçmememizdir.

Gezegenimizin ekolojisi gözlerimizin önünde çözülüyor. 

Atmosfere salınan sera gazları Dünya’nın milyonlarca yılda oluşmuş hassas iklim sistemini bozuyor. Bilim insanlarının onlarca yıldır yaptığı uyarılar artık birer tahmin olmaktan çıktı; yaşadığımız günlük gerçekliğe dönüştü.

Küresel iklim krizi artık kapıda bekleyen bir misafir değil. Evimizin içine girmiş durumda.

Her yıl daha yıkıcı sıcak hava dalgaları yaşanıyor. 

Ormanlar yanıyor. Nehirler kuruyor. 

Tarım alanları verimsizleşiyor. 

Bir zamanlar “olağanüstü” kabul edilen hava olayları artık sıradan haberler haline geldi. 

Seller, kuraklıklar, fırtınalar ve yangınlar o kadar sık yaşanıyor ki toplumlar bunlara alışmaya başladı.

Oysa alışmamamız gereken şey tam da budur.

Çünkü normalleşen her felaket, yaklaşan daha büyük felaketlerin habercisidir.

Bugün atmosferdeki karbondioksit yoğunluğu, insanlık tarihinin hiçbir döneminde görülmemiş seviyelere ulaşmış durumda. Her saniye atmosfere binlerce ton sera gazı bırakılıyor. Bu hızla devam edilmesi halinde, bilim insanlarının kritik eşik olarak tanımladığı 1,5 derecelik küresel sıcaklık artışını önümüzdeki birkaç yıl içinde aşmamız bekleniyor.

Bu rakam küçük görünebilir.

Ancak unutulmamalıdır ki, Sanayi Devrimi’nden bu yana yaşanan yaklaşık 1 derecelik sıcaklık artışı bile dünyanın birçok bölgesinde kuraklıklara, büyük yangınlara, aşırı yağışlara ve milyonlarca insanı etkileyen doğal afetlere neden oldu.

Peki sıcaklıkların 3, 4 veya 5 derece yükseldiği bir dünyada ne olacak?

Bilimsel projeksiyonlar ürkütücü bir tablo çiziyor. Deniz seviyeleri yükselirken kıyı kentleri sular altında kalacak. Tarımsal üretim düşecek. Tatlı su kaynakları azalacak. Milyarlarca insan ölümcül sıcak hava dalgalarının tehdidi altında yaşayacak. Ekosistemler geri dönülemez biçimde zarar görecek.

Ancak yaklaşan kriz yalnızca çevresel değildir.

İklim değişikliği aynı zamanda ekonomik, sosyal ve jeopolitik bir felaket senaryosudur.

Kuraklık nedeniyle üretilemeyen gıda, açlığı artıracaktır. Su kaynakları üzerindeki baskı yeni çatışmalar doğuracaktır. Yaşanamaz hale gelen bölgelerden kitlesel göç hareketleri başlayacaktır. Bugün sınırların ötesinde görünen krizler yarın bütün ülkelerin iç meselesi haline gelecektir.

Türkiye de bu tablonun dışında değildir.

Aksine, coğrafi konumu nedeniyle en kırılgan ülkeler arasında yer almaktadır. Akdeniz Havzası, küresel iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek bölgelerden biri olarak kabul edilmektedir. Uzun süreli kuraklıklar, su stresi, çölleşme riski, orman yangınları ve tarımsal verim kayıpları önümüzdeki yıllarda daha da ağırlaşabilir.

Bununla birlikte Türkiye, yalnızca kendi iklim sorunlarıyla değil, çevre coğrafyalarda yaşanacak krizlerin sonuçlarıyla da karşı karşıya kalacaktır. Göç hareketleri, ekonomik baskılar ve bölgesel istikrarsızlıklar geleceğin en önemli güvenlik sorunlarından biri olabilir.

Bütün bunlar karamsar bir bilimkurgu senaryosu gibi görünebilir.

Ancak bunlar roman yazarlarının değil, dünyanın dört bir yanında çalışan iklim bilimcilerinin, ekolojistlerin ve araştırma kuruluşlarının yıllardır dile getirdiği uyarılardır.

Sorun şu ki, insanlık bilgi eksikliğinden değil, irade eksikliğinden dolayı başarısız oluyor.

Teknoloji var.

Bilim var.

Çözüm yolları var.

Eksik olan şey, harekete geçebilme cesaretidir.

Kum saatinin üst bölümünde kalan son taneler hızla aşağı akıyor. Her geçen yıl, kaybedilen her fırsat ve ertelenen her karar, gelecek nesillerin ödeyeceği faturayı büyütüyor.

İnsanlık bugün tarihi bir yol ayrımında bulunuyor.

Ya ortak bir bilinç geliştirerek gezegeni koruyacağız ya da kısa vadeli çıkarların peşinden giderek çocuklarımıza daha sıcak, daha kurak, daha çatışmalı ve daha tehlikeli bir dünya bırakacağız.

Kıyamet artık uzak bir ihtimal değildir.

Sessizce ilerleyen, yavaş ama acımasız bir gerçekliktir. Ve belki de en korkutucu olan şey, onun gelişini izlerken hâlâ zamanımız olduğunu sanmamızdır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale Kahvaltıdan önce ne vardı?
Sonraki Makale “Komutanlar Putin’i yanıltıyor”

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Çocuğa alan açmak gerek

Olga Ocaklı
19 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

“Timsah Celil”in ihaneti

Tijen Zeybek
19 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

Savaş artık asla savaş değil

Adil Gürkan
18 Temmuz 2026
Serbest Kürsü

Buenos Aires notları

Alper Eliçin
18 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?