Pazartesi, 17 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörKöşe Yazıları

Kentleşen toplum değişemeyen siyaset

İsmail Boy
Son güncelleme: 16 Ağustos 2026 11:48
İsmail Boy
Paylaş
Paylaş

Türkiye’de son yüzyılın en büyük dönüşümlerinden biri kentleşme oldu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında nüfusun büyük bölümü köylerde yaşarken, bugün nüfusun yaklaşık yüzde 90’ı kentlerde yaşıyor. 

Bu yalnızca bir adres değişikliği değildir; hayatın ritmi, aile yapısı, çalışma biçimi, eğitim anlayışı, beklentiler ve değerler sistemi de değişmiştir. 

Bunu basit bir demografik değişim olarak görmek yeterli değil; bu durum aynı zamanda siyasetin zeminin de değişmesi. 

Ülkemizde fiziksel kentleşme çok hızlı gerçekleşmesine rağmen kültürel ve kurumsal kentleşme aynı hızla ilerleyemedi; insanlar apartmanlara taşındı ama siyasal kültür, hemşehrilik ilişkileri ve bazı alışkanlıklar uzun süre kırsal özelliklerini korudu. 

Türkiye’de siyaset, uzun yıllar kırsal toplumun refleksleriyle şekillendi, kent kültürü yeterince gelişmediği için siyasal söylemlerin önemli bir bölümü hâlâ kimlik, aidiyet, gelenek, hemşehrilik, üzerinden kuruluyor.

Oysa kentli seçmenin gündeminde enflasyon, barınma, eğitim, sağlık, güvenlik, liyakat, trafik ve emeklilerin durumu gibi doğrudan hayat kalitesini belirleyen sorunlar bulunuyor.

Yani toplum değişirken siyasetin dili ve alışkanlıkları bu değişime ayak uyduramadı. 

Kentleşmiş bir toplumu hâlâ kırsal toplumun siyaset diliyle yönetmeye çalışmak Türkiye’deki siyasetçilerin yaşadığı paradokslardan biridir.

Bu da önemli bir soruyu gündeme getiriyor: 

“Kentleşen bir toplum nasıl bir siyasetçi ve siyaset talep ediyor?”

Siyasetçi de sonuçta içinde yaşadığı toplumun bir ürünüdür. Toplum değiştikçe siyasetçinin profili de değişmek zorundadır. 

Kırsal toplumda siyasetçi, daha çok temsil eden, vaat eden ve otorite kuran bir figürdü. Kırsal toplumda insanlar devletle doğrudan temas kuramadıkları için siyasetçi aynı zamanda onlara aracılık yapan kişiydi, siyaset de daha çok koruma, aidiyet ve temsil üzerine kuruluydu.

Modern kent toplumunda ise siyaset; haklar, kurumlar, şeffaflık, liyakat, hukukun herkese eşit uygulanabilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğü, katılımcı demokrasi, bilimsel rasyonel eğitim ve yaşam kalitesi üzerine kuruludur. 

Yani kırsaldakilerin, siyasetçiden beklediği “Bana sahip çık” anlayışından, kenttekilerin talep ettiği “İşini daha iyi yap” anlayışına geçiştir.

Kentlinin talep ettiği siyasetçi profili artık yalnızca seçim dönemlerinde meydanlarda görünen değil; mahallesinde yürüyen, toplu taşımaya binen, pazardaki fiyatı yerinde gören, trafik sorununu yaşayan ve çocukların eğitim kaygısını hisseden yöneticiler olsun istiyor. 

Siyasetçinin sırça köşklerden çıkıp toplumun arasına karışmasını, sorunları raporlardan değil, yerinde gözlemleyerek anlamasını bekliyor. 

Çünkü güven veren siyaset; uzaktan konuşan değil, dinleyen, dokunan ve çözüm üreten siyasettir.

Kentler insanları yalnızca apartmanlarda yaşamaya değil, ortak kurallar içinde yaşamaya da zorlar. 

Köyde insanlar birbirini tanır; ilişkiler güvene ve geleneklere dayanır.

Kentte ise milyonlarca yabancı aynı ortak alanları paylaşır.

Bu nedenle; güçlü kurumlar, öngörülebilir hukuk, hesap verebilir yönetim ve ortak yaşam kültürü, kent hayatının vazgeçilmez unsurlarıdır. 

Fiziksel olarak kentleşmek kolaydır. Zihinsel kentleşme ise birey olmayı, hak aramayı, farklılıklarla birlikte yaşamayı, eleştirel düşünmeyi ve kamusal alanı sahiplenmeyi gerektirir.

Bugün yaşanan tartışmanın kökünde “Kentleşen Türkiye, kendisine uygun bir siyasal kültür üretebilecek mi” sorusu yatıyor.

21.⁠ ⁠yüzyılda siyasal rekabet ideolojilerden çok yaşam kalitesini artırma kapasitesi üzerinden şekillenecektir. 

Elbette ideolojiler tamamen ortadan kalkmaz; kültürler, kimlikler ve değerler önemini koruyacaktır; ancak kentleşme arttıkça seçmenin gündelik yaşamına dokunan hizmetlerin ve yönetişim kalitesinin belirleyici ağırlığı daha da artacaktır. 

O nedenle kentleşmiş toplumun seçmeni, kendisine en yüksek yaşam standardını sunan yönetime gidecektir.

Bugün Türkiye’nin temel sorunu kentleşmemek değildir. Toplumun büyük bölümü artık kent hayatı yaşıyor sayılır. 

Sorun, bu dönüşüme uygun siyasal kültürün, kurumların ve siyasetçi profilinin aynı hızla gelişememiş olmasıdır.

Belki de Türkiye bugün tam bu eşikte duruyor. Fiziksel olarak kentleşmiş bir toplum, kendisine uygun siyaset dilini, kurumlarını ve siyasetçi profilini arıyor.

Asıl soru artık şudur:

Türkiye, kırsal toplumun siyasetini sürdürmeye devam mı edecek; yoksa kentleşen toplumun ihtiyaçlarına cevap veren yeni bir siyasal kültürü mü inşa edecek?

İlgili yazı:

Türkiye neden kentleşemedi?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Yazanİsmail Boy
Takip et:
İstanbul iktisadi ve Ticari ilimler Akademisi, Akşam bölümü mezunu, Koç Üniversitesi İşletme bölümünde Executive MBA, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Sosyoloji) bölümünde “Türkiye Üzerine Toplumsal İncelemeler” dallarında Master yaptı. Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimini yeterlilik aşamasında bıraktı. İran ve Rusya’da "Expat" olarak çalıştı Özel sektörde dış ticaret konusunda yöneticilik yaptı. Evli, iki çocuk babası, İngilizce ve Rusça biliyor.
Önceki Makale Antalyaspor mu şehir mi küme düştü?
Sonraki Makale Azerbaycan atasözleri

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Türk-Rus hattının yeni kodları…

Aydın Sezer
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Bitmeyen 45 saniye

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
Köşe YazılarıManşet

ABD’nin kırk yıllık hatası

Metin Duyar
17 Ağustos 2026
EditörGünlük

Dünya medyasında Türkiye

Medya Günlüğü
17 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?