Suudi gazeteci ve Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı, evlilik işlemleri için gerekli belgeleri almak üzere 2 Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na girdi ama bir daha çıkmadı.
Dışarıda kendisini bekleyen nişanlısı Hatice Cengiz’in yetkililere haber vermesiyle başlayan soruşturma kısa sürede uluslararası bir krize dönüştü.
Suudi Arabistan başlangıçta Kaşıkçı’nın konsolosluktan ayrıldığını savundu. Ancak 18 gün sonra, Kaşıkçı’nın konsolosluk binasında öldürüldüğünü kabul etti. Türk makamlarının soruşturması, olay günü Suudi Arabistan’dan İstanbul’a gelen 15 kişilik bir ekibin varlığını ortaya çıkardı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı daha sonra Kaşıkçı’nın önceden yapılan plan doğrultusunda öldürüldüğünü ve cesedinin parçalanarak yok edildiğini açıkladı.
Birleşmiş Milletler Özel Raportörü Agnes Callamard, 2019’da yayımladığı raporda Kaşıkçı’nın öldürülmesinden Suudi Arabistan’ın sorumlu tutulması gerektiği sonucuna vardı. Raporda, cinayetin devlet görevlileri tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin inandırıcı kanıtlar bulunduğu ve olayın Suudi yetkililerin sorumluluğunda soruşturulması gerektiği belirtildi.
ABD istihbaratının 2021’de yayımladığı değerlendirmede ise Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı’nın yakalanması veya öldürülmesi yönündeki operasyonu onayladığı sonucuna varıldı. Suudi yönetimi bu değerlendirmeyi reddetti; Muhammed bin Selman ise cinayetin kendi bilgisi dışında gerçekleştiğini söyledi.
Suudi Arabistan’da görülen davada 2020’de sekiz kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Ancak yargılama süreci, olayın arkasındaki üst düzey sorumluların hesap verip vermediği konusunda uluslararası eleştirilere konu oldu. Kaşıkçı’nın cesedinin nerede olduğu da bugüne kadar açıklığa kavuşmadı.
Türkiye’deki dava dosyası ise 2022’de, Adalet Bakanlığı’nın olumlu görüşünün ardından Suudi Arabistan’a devredildi. Böylece İstanbul’da başlayan yargı süreci sona ererken, cinayetin uluslararası boyutuyla ilgili tartışmalar devam etti.
Kaşıkçı cinayeti, üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen basın özgürlüğü, devletlerin yurt dışında gerçekleştirdiği operasyonlar ve siyasi sorumluluk tartışmalarının en çarpıcı örneklerinden biri olmayı sürdürüyor.
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
