Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alma kararı, yaklaşık 10 yıl içinde iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Ankara-Washington ilişkilerinin de en önemli başlıklarından birine dönüştü.
2016’da başlayan görüşmeler 2017’de anlaşmaya, 2019’da teslimata ve ardından Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması ile ABD yaptırımlarına uzandı. 2026’da ise S-400’lerin başka bir ülkeye transfer edilmesi yeniden gündeme geldi.
İşte S-400’lerin Türkiye’deki 10 yıllık hikâyesinin önemli dönüm noktaları:
2016 – S-400 seçeneği gündeme geliyor
Türkiye’nin uzun menzilli hava savunma sistemi arayışı aslında daha eskiye dayanıyor. 2013’te Çin’in FD-2000 sistemi ihalede öne çıkmış ancak süreç daha sonra iptal edilmişti.
Rusya ile S-400 görüşmeleri ise 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye-Rusya ilişkilerinin hızla normalleştiği dönemde başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 9 Ağustos 2016’da, yani “uçak krizi”nden sonra St. Petersburg’da yaptığı ilk görüşmenin ardından S-400 seçeneği somut biçimde gündeme geldi.
2017 – Anlaşma imzalanıyor
Ankara ve Moskova arasındaki müzakereler 2017’de hızlandı. Milli Savunma Bakanlığı’nın kayıtlarına göre Türkiye ile Rusya arasında S-400 tedarik sözleşmesi 11 Nisan 2017’de imzalandı.
Anlaşma dört S-400 bataryasını kapsıyor ve toplam değer yaklaşık 2,5 milyar dolar olarak açıklandı. Türkiye böylece Rusya’dan S-400 alan ilk NATO ülkesi oldu.
2018 – Teslimat öne çekiliyor
Başlangıçta daha ileri bir tarihte yapılması planlanan teslimatın Temmuz 2019’a çekilmesi konusunda Ankara ve Moskova anlaştı. Bu sırada ABD, S-400 alımının F-35 programıyla bağdaşmayacağı konusunda Türkiye’yi uyarmaya başladı.
Mart 2019 – “Üçüncü ülke” tartışması
S-400’lerin henüz Türkiye’ye teslim edilmediği dönemde, sistemlerin ABD yaptırımlarından kaçınmak amacıyla başka bir ülkeye gönderilebileceği iddiası ortaya atıldı.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 29 Mart 2019’da bu ihtimali reddetti. Çavuşoğlu, Rusya ile yapılan anlaşmanın tamamlandığını ve Türkiye’nin bu anlaşmaya bağlı olduğunu söyledi.
Temmuz 2019 – S-400’ler geliyor
12 Temmuz 2019’da S-400 sisteminin ilk parçalarını taşıyan Rus uçakları Ankara’daki Mürted Hava Meydanı’na inmeye başladı.
İlk bataryanın malzemeleri 12-25 Temmuz 2019 arasında Türkiye’ye getirildi.
S-400 teslimatının başlamasıyla Türkiye’nin ABD ile yaşadığı kriz de yeni bir aşamaya girdi. Washington, sistemin F-35 savaş uçaklarının güvenliği açısından risk oluşturduğunu savunuyordu.
Ağustos-Eylül 2019 – İkinci batarya
İkinci bataryanın malzemelerinin sevkiyatı 27 Ağustos’ta başladı ve 15 Eylül’de tamamlandı. Böylece sözleşme kapsamında öngörülen ilk filoya ait iki bataryanın Türkiye’ye intikali tamamlandı.
Milli Savunma Bakanlığı, sistemin kurulumunun ve Türk personelinin eğitimlerinin sürdüğünü, S-400’lerin Nisan 2020’de faal hale getirilmesinin planlandığını açıkladı.
2019 – Türkiye F-35 programından çıkarılıyor
S-400 teslimatının başlamasının ardından ABD, Türkiye’nin F-35 programındaki katılımını sona erdirdi. Washington, Rus yapımı sistemin F-35’lerin gelişmiş teknolojileri hakkında Rusya’ya bilgi sağlayabileceği ve NATO sistemleriyle uyumsuz olduğu görüşünü savundu.
Böylece S-400 meselesi, yalnızca bir silah tedarik anlaşması olmaktan çıkıp Türkiye-ABD ilişkilerinin temel anlaşmazlıklarından birine dönüştü.
2020 – CAATSA yaptırımları geliyor
ABD, 14 Aralık 2020’de Türkiye’nin S-400 alımı nedeniyle Savunma Sanayii Başkanlığı’na CAATSA kapsamında yaptırım uyguladı.
Yaptırımlar kapsamında SSB’ye yönelik ABD ihracat lisansları ve bazı finansman imkanları sınırlandırılırken, SSB Başkanı İsmail Demir ve bazı kurum yetkilileri de yaptırım listesine alındı. ABD Dışişleri Bakanlığı, yaptırımların gerekçesini Türkiye’nin Rusya’nın savunma sektöründen S-400 satın alması olarak açıkladı.
2021 – Üçüncü ülkeye transfer yeniden tartışılıyor
S-400 krizine çözüm arayışları sırasında sistemlerin Türkiye’den çıkarılması veya başka bir ülkeye devredilmesi seçeneği ABD’de yeniden gündeme geldi.
Ancak Ankara’nın o dönemdeki temel yaklaşımı S-400’lerden vazgeçmek yerine Washington’la bir çözüm bulmak yönündeydi. Sistemlerin üçüncü ülkeye gönderilmesi konusunda somut bir süreç başlamadı.
2022-2024 – S-400 meselesi “donuyor”
Bu dönemde S-400 konusu Türkiye ile ABD arasındaki temel sorunlardan biri olmaya devam etti. Ankara, F-35 programına yeniden dönme isteğini zaman zaman dile getirirken Washington, S-400’lerin Türkiye’deki varlığını temel engel olarak değerlendirmeyi sürdürdü.
Türkiye ise S-400’lerin NATO savunma sistemine entegre edilmeyeceğini savundu.
Aralık 2025 – Ankara: Değişiklik yok
F-35 konusunda ABD ile yeni görüşmeler yapılırken S-400 meselesi yeniden gündeme geldi.
Ancak Milli Savunma Bakanlığı 12 Aralık 2025’te, S-400’lerin statüsünde herhangi bir değişiklik olmadığını açıkladı. Aynı dönemde ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye’nin F-35 programına dönmesi için S-400 meselesinin çözülmesi gerektiğini söyledi.
Böylece 2025’in sonunda tablo hâlâ şuydu: Türkiye F-35’e dönmek istiyor, ancak S-400’lerin Türkiye’deki varlığı Washington açısından temel sorun olmaya devam ediyor.
Temmuz 2026 – Üçüncü ülkeye transfer yeniden gündemde
2026 yazında Türkiye’nin F-35 programına dönüş ihtimali yeniden gündeme geldi. Bunun ardından S-400’lerin bir Körfez ülkesine gönderilebileceği yönündeki haberler ortaya çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE ve Katar) isimleri olası adresler arasında zikredildi ancak bu ülkelerden herhangi biri için resmi doğrulama yapılmadı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 10 Temmuz’da S-400’lerle ilgili sürecin devam ettiğini ve çeşitli görüşmeler yapıldığını söyledi.
Aynı gün Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da Rusya ile Türkiye arasında konuya ilişkin temasların sürdüğünü doğruladı ve meselenin “son derece hassas” olduğunu belirtti.
26 Eylül 2026 – Lavrov’dan kritik mesaj
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 26 Eylül’de S-400’lerin Türkiye’den başka bir ülkeye transfer edilmesi ihtimaline ilişkin önemli bir açıklama yaptı.
Lavrov, Moskova’nın böyle bir öneriyi değerlendirebileceğini ancak transferin Rusya’nın açık onayıyla gerçekleşebileceğini söyledi. Sistemi alacak ülkenin Rusya ile dostane ilişkilere sahip olması ve S-400’leri başka bir ülkeye devretmeyeceğine ilişkin güvence vermesi gerektiğini belirtti.
BAE’nin seçenek olup olmadığı sorusuna ise Lavrov, henüz herhangi bir seçeneği değerlendirmediklerini ve Türkiye’den resmi bir talep gelmesi halinde konunun ele alınacağını söyledi.
30 Eylül 2026 – Moskova: “Çalışmalar yürütülüyor”
Sürecin şu ana kadarki en önemli açıklaması 30 Eylül’de geldi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’deki S-400’lerin Rusya’nın dost gördüğü başka bir ülkeye taşınması ihtimaliyle ilgili olarak “Konu gündemde, ilgili çalışmalar yürütülüyor ve gerekli temaslar gerçekleştiriliyor” dedi.
Bu açıklama, Moskova’nın önceki açıklamalarından farklı bir aşamaya işaret ediyor. Temmuz ayında Peskov yalnızca Türkiye ile temasların sürdüğünü söylemiş, 26 Eylül’de Lavrov ise resmi bir talep gelmesi halinde konunun değerlendirilebileceğini belirtmişti. Peskov’un 30 Eylül’deki son açıklamasında ise “çalışmalar yürütülüyor” demesi, konunun artık yalnızca ihtimal düzeyinde değil, üzerinde çalışma yapılan bir başlık olduğunu gösteriyor.
Ancak şu aşamada S-400’lerin hangi ülkeye gönderileceği, transferin ne zaman gerçekleşeceği veya kesin olarak gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda açıklanmış bir karar bulunmuyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
