Başınız ağrıdığında kullandığınız bir ağrı kesici sizi yarım saat içinde rahatlatırken, aynı ilacı kullanan başka bir kişi saatlerce hiçbir etki görmeyebilir.
Ya da bazı insanlar antibiyotikleri sorunsuz kullanırken, bazıları ciddi yan etkiler yaşayabilir. Benzer durum tansiyon ilaçlarından depresyon tedavisinde kullanılan ilaçlara, kemoterapiden kan sulandırıcılara kadar çok geniş bir yelpazede görülüyor.
Bilim insanlarına göre bu farklılıkların en önemli nedenlerinden biri genetik yapımız. Son yıllarda hızla gelişen farmakogenetik bilimi de tam olarak bu soruya yanıt arıyor.
Farmakogenetik, insanların genetik farklılıklarının ilaçlara verdikleri yanıtı nasıl etkilediğini inceleyen bilim dalı. Başka bir ifadeyle, hangi ilacın hangi kişide daha etkili olacağını veya hangi ilacın ciddi yan etkilere yol açabileceğini genler üzerinden anlamaya çalışıyor.
Her insanın DNA’sı birbirinden farklıdır. Bu farklılıklar yalnızca göz rengimizi veya boyumuzu belirlemez, aynı zamanda ilaçları nasıl emdiğimizi, nasıl parçaladığımızı ve vücuttan nasıl attığımızı da etkiler.
Bir ilacın etkili olabilmesi için önce bağırsaklardan emilmesi, kana karışması, karaciğerde işlenmesi ve ardından hedef organa ulaşması gerekir.
Bu süreçlerde görev alan enzimleri üreten genlerdeki küçük farklılıklar bile ilacın etkisini tamamen değiştirebilir.
Bazı kişiler ilaçları çok hızlı metabolize eder. Bu durumda ilaç yeterince etkili olamadan vücuttan atılır. Bazılarında ise tam tersi olur. İlaç normalden çok daha yavaş parçalanır ve kandaki düzeyi yükselerek yan etki riskini artırabilir.
Farmakogenetik özellikle bazı ilaç gruplarında büyük önem taşıyor.
Bunlar arasında kan sulandırıcılar, antidepresanlar, antipsikotikler, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları, ağrı kesiciler, epilepsi ilaçları, bazı antibiyotikler, kalp ve tansiyon ilaçları yer alıyor.
Örneğin bazı kişilerde yaygın kullanılan ağrı kesici kodein neredeyse hiç etki göstermezken, bazı kişilerde beklenenden çok daha güçlü etki oluşturabiliyor. Bunun nedeni ilacı aktif hale getiren enzimi kodlayan genlerdeki farklılıklar.
Önceden tahmin
Farmakogenetik araştırmalarının en önemli hedeflerinden biri de, ilacın yan etkilerini önceden tahmin etmek.
Basit bir genetik test sayesinde bazı hastalarda ciddi yan etki oluşturabilecek ilaçların önceden belirlenmesi mümkün olabiliyor.
Örneğin bazı genetik varyasyonlara sahip kişilerde belirli epilepsi ilaçları veya bazı HIV ilaçları yaşamı tehdit eden alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Bu hastalar tedavi başlamadan önce yapılan testlerle belirlenebiliyor.
Tıpta giderek daha fazla kullanılan “kişiselleştirilmiş tıp” yaklaşımının temel taşlarından biri farmakogenetik.
Amaç, herkes için aynı ilacı aynı dozda vermek yerine, hastanın genetik yapısına en uygun ilacı en doğru dozda seçmek.
Böylece hem tedavi başarısının artırılması hem de gereksiz yan etkilerin azaltılması hedefleniyor.
Geleceğin tıbbı
Bilim insanlarına göre gelecekte doktorlar yalnızca hastanın yaşına, kilosuna ve hastalığına değil, genetik profiline de bakarak reçete yazacak.
Bu yaklaşım sayesinde “deneme-yanılma” yöntemiyle ilaç değiştirme ihtiyacı azalacak, tedaviler daha hızlı sonuç verecek ve ciddi ilaç yan etkileri önemli ölçüde önlenebilecek.
Kısacası farmakogenetik, “doğru hastaya, doğru ilacı, doğru dozda ve doğru zamanda verme” hedefinin en güçlü araçlarından biri olarak görülüyor. Genetik biliminin sağlık alanındaki bu yeni uygulamaları, gelecekte milyonlarca insanın daha güvenli ve daha etkili tedavi almasının önünü açabilir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
