Azerbaycan ve Türkiye’deki bazı gruplar, hükümetlerin ikili ilişkileri tanımlamak için kullandığı “tek millet, iki devlet” ifadesine rağmen son dönemde X’te (eski Twitter) karşılıklı tartışmalara giriyor.
Bu tartışmalarda iki konu öne çıkıyor. Bunlar da zamanla başka konuların çevrim içi tartışmalarda daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.
İlk konu, Azerbaycan’ın yeni okul üniforması politikası. Bazı okul yöneticileri bu politikayı başörtüsünü yasaklayan bir düzenleme olarak yorumladı. Bazı kız öğrencilerin başörtüsü taktıkları gerekçesiyle okuldan eve gönderildiğini gösteren görüntülerin ortaya çıkmasının ardından konu gündeme geldi.
Uygulamanın başlamasından kısa süre önce Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, adını vermediği ülkelerin başörtüsü yasaklarını “İslamofobi” biçimi olarak nitelendirerek eleştirdi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise geçen hafta partisinin sekizinci kongresinde yaptığı konuşmada, birçok Türk tarafından ülkelerine yönelik üstü kapalı eleştiriler olarak yorumlanan ifadeler kullandı. Aliyev, Karabağ Savaşı sırasında Azerbaycan’a hiç kimsenin yardım etmediğini, silahların kendisine dünya piyasa fiyatlarından veya daha yüksek fiyatlardan satıldığını ve Azerbaycan dilindeki yabancı medyanın ülkenin iç işlerine müdahale ettiğini söyledi.
Çok sayıda Türk, Aliyev’in artık ortak Ermeni rakibine karşı Azerbaycan’a verilen Türkiye desteğini tarihten silmek amacıyla geçmişi yeniden yazdığı görüşünde. Bu destek, NATO standartlarına uygun ortak askeri eğitimleri ve geniş ölçüde savaşın seyrini değiştiren unsurlar olarak değerlendirilen Bayraktar insansız hava araçlarının satışını kapsıyordu. TRT gibi kamu kaynaklarıyla finanse edilen bazı Türk medya kuruluşları da Azerbaycan Türkçesinde yayın yapıyor.
Bunun sonucunda bu iki Türk toplumu arasındaki çevrim içi tartışma milliyetçi, mezhepsel ve jeopolitik boyutlar kazandı.
Bu tartışmalar iki bağlantılı konunun daha gündeme gelmesine yol açtı. Bunlardan ilki, “tek millet, iki devlet” ilişkisine rağmen Azerbaycan’ın Türkiye’nin son dönemde İsrail’e karşı benimsediği tutuma rağmen Tel Aviv’le son derece yakın ilişkilerini sürdürmesi. İkincisi ise Azerbaycan’ın Karabağ Savaşı’ndaki zaferinin ardından bir orta güç olarak ortaya çıkması.
Bu konular bazı Türklerin İsrail’in Azerbaycan’ı olumsuz yönde etkilediğini öne sürmesine ve Aliyev’in son konuşmasında Türkiye’ye karşı sergilediğine inandıkları “aşırı nankörlüğün” onun kendini beğenmiş hale geldiğini gösterdiğini savunmasına yol açtı.
Bazı Azerbaycanlılar ise Türkiye’nin ülkelerine karşı, hegemonik niyetlere işaret eden aşırı himayeci bir tutum sergilediğine inanıyor. Ayrıca Türkiye’nin yumuşak güç ağlarının, tarihsel açıdan laik olan Azerbaycan toplumunu ideolojik nedenlerle aşamalı şekilde İslamlaştırma girişiminde bir araç olarak kullanılmasından endişe ediyorlar.
Azerbaycan ile Türkiye arasındaki kardeşliğin sona ermesinden yararlanabilecek birçok yabancı ülke bulunuyor. Ancak iki ülke toplumları arasındaki çevrim içi anlaşmazlıkların giderek büyümesi, jeopolitik bir kopuşa yol açacak gibi görünmüyor.
Azerbaycan’ın Avrupa Birliği’ne yönelik enerji ihracatı Türkiye üzerinden geçiyor. Azerbaycan ayrıca, Rusya’nın güney sınırları boyunca uzanan ve Orta Asya’ya yönelik Türk liderliğindeki bir NATO askeri lojistik koridoru olarak tanımlanan “Trump Barış ve Refah için Uluslararası Güzergâhı”nın vazgeçilmez transit ülkesi konumunda.
Her iki ülke de Orta Asya’daki soydaşlarını da kapsayan ve Ankara’nın öncülüğünde faaliyet gösteren Türk Devletleri Teşkilatı’nın üyesi. Teşkilat, Rusya’nın bölgedeki etkisinin kademeli olarak azaltılmasına yönelik kurumsal araç olarak değerlendiriliyor.
Bu karmaşık karşılıklı bağımlılık, jeopolitik bir kopuş riskini azaltıyor. Çünkü Türkiye, Azerbaycan’ın Avrupa Birliği’ne açılan enerji köprüsü; Azerbaycan ise Türkiye’nin Orta Asya’ya uzanan askeri lojistik köprüsü olarak stratejik çıkarlarını ilerletmek için birbirlerine büyük ölçüde ihtiyaç duyuyor.
Giderek sertleşen çevrim içi tartışma, iki toplumun birbirlerine yönelik algılarını olumsuz etkiledi. Bu tartışmalar kalıcı izler bırakabilir. Bu nedenle iki ülkenin liderlerinin, ilişkilerde oluşan hasarı kontrol altına almak amacıyla yakın zamanda birlikte fotoğraf vermeleri veya en azından bir telefon görüşmesi gerçekleştirmeleri mümkün olabilir.
Not: Yazımın İngilizce orijinalini okumak için tıklayın
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
