Fener Rum Patriği Bartholomeos, resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Atina’da, yıllardır tartışma konusu olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun Eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini duyurdu.
Açılış için artık geri sayımın başladığını belirten Bartholomeos, “Önümüzdeki aylarda okul kompleksindeki kapsamlı yenileme çalışmaları tamamlanacak. Eylül ayında da açılışı kutlayacağız” dedi.
Ruhban Okulu konusu Bartholomeos ile Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis görüşmesinde de gündeme gelmiş. Miçotakis, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasıyla ilgili bize ulaştırdığınız olumlu haberler son derece önemli. Bunun uzun zamandır arzuladığınız tarihi bir karar olduğunu biliyorum” demiş.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına öteden beri bir tepki mevcuttu. Patriğin Atina’da yaptığı açıklamadan sonra konu yeniden gündeme taşındı.
Eleştiriler ve egemenlik tartışmaları
Lozan Antlaşması hükümlerine aykırı şekilde Ege adalarının silahlandırılması, Dedeağaç’ta Türkiye’ye baskı unsuru gibi konumlandırılan ABD askeri varlığının giderek büyümesi, karasularını 12 mile çıkarma yönündeki aşırı ve dayatmacı talepler, Batı Trakya Türklerinin kimlik ve temsil hakları üzerindeki baskıların artması ve Türkiye sınırları içindeki Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” iddiasını uluslararası siyasi statüye dönüştürme çabaları ortadayken, Heybeliada Ruhban Okulu meselesinin gündeme getirilmesi özellikle milliyetçi çevrelerce eleştiriliyor.
Patrikhane’nin özerklik talebinin Türkiye’nin egemenlik haklarıyla çeliştiği belirtiliyor. “Okulun eğitime açılmasının Türkiye’nin kendi yasalarına uymaması, vatandaşları arasındaki eşitlik ilkesine aykırı davranması, Lozan’ın dışına çıkması ve bugüne kadar yürütülen siyasetten sapması anlamına gelecektir. Bu da Patrikhane’nin statüsünde değişikliğe gidilmesi yönündeki talepleri artıracaktır” deniliyor.
Geçmişte yaşananları anımsatanlar, Ruhban Okulu’nun yeniden açılması halinde ülkemiz içinde bir “fitne yuvası” ve “tehdit unsuru” olabileceği yolunda paylaşımlar yapıyorlar.
Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” iddiasını, sadece dini bir ünvan olarak değil, siyasi bir statü talebi olarak değerlendiren çevrelere göre; Lozan Antlaşması ile sınırları çizilen ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olan bir kurumun, “Vatikan benzeri” bir devletçik statüsüne kavuşturulmaya çalışılması, Türkiye’nin egemenliğine yönelik bir tehdit.
Akademik bakış açısı
Akademik çevreler ise şu hususları vurguluyorlar:
“Heybeliada Ruhban Okulu konusunda, genellikle azınlık hakları, ibadet özgürlüğü, insan hakları gibi kavramlar kullanılarak; Heybeliada Ruhban Okulu’nun ‘uluslararası’ teoloji üniversitesi olarak, doğrudan Patrikhane’ye bağlı olarak açılması ve faaliyet göstermesi gerektiği iddia edilmektedir. Avrupa Birliği hukuku dahil uluslararası hukukun hiçbir normu, egemen bir devlete, kendi topraklarında yaşayan azınlığa, çoğunluğa dahi tanımadığı imtiyazları vermek gibi bir yükümlülüğü yüklemiş değildir.”
Patrikhane’nin, kendisine bağlı “uluslararası” bir teoloji okulu açılması talebinin bir imtiyaz teşkil edeceği ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk mevzuatı çerçevesinde mümkün olamayacağı belirtiliyor. Türkiye’nin meseleye salt hukuki çerçevede yaklaşması ve “tolerans”, “jest” gibi gayri hukuki kavramlarla hareket etmemesi gerektiği vurgulanıyor.
Batı’nın çağrıları ve siyasi süreç
Ruhban Okulu’nun açılması yönünde yıllardır Batı’dan çağrılar geliyor. ABD Başkanı Barack Obama 2009 yılında TBMM’de yaptığı konuşmada bu talebi dile getirmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül 2025 tarihinde Washington’da Başkan Trump ile yaptığı görüşmede bu konunun da gündeme geldiğine, Erdoğan’ın “üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduğunu söylediğine” işaret olunmuştu.
Heybeliada Ruhban Okulu meselesi AKP iktidar olmadan da gündemdeydi; ancak o tarihlerde devletin “kırmızı çizgileri” gereği bu telkinlere sırt çevrilirdi. Günümüzde ise Ankara’nın bu konuda yeşil ışık yakacağı izlenimi güçleniyor.
Neden kapatıldı nasıl açılacak?
Kapanış süreci: 1971’de Anayasa Mahkemesi bütün özel yükseköğretim kurumlarının bir devlet üniversitesine bağlanmasını kararlaştırdı. Patrikhane, okulun Türk üniversitelerine bağlanmasını istemeyince okul kapatıldı.
Patrikhanenin talebi: Okulun hiçbir üniversiteye bağlı olmadan, MEB denetiminde ancak müstakil bir yapıda açılmasını, yabancı öğretmen ve öğrenci kabul edilmesini istiyorlar.
Hükümetin formülleri: Geçmişte vakıf bünyesinde önlisans programı veya “karşılıklılık” ilkesi (Gümülcine’deki Türk öğretmen sayısı karşılığında) gibi formüller denendi ancak sonuç alınamadı.
Güncel durum: Patrik’in Atina açıklaması, uygulanacak formül konusunda bir anlaşmaya varıldığı izlenimini veriyor. Mevzuatta ne gibi değişiklikler yapılacağını ve iktidar kanadından gelecek açıklamaları bekleyip göreceğiz.
Fotoğraf: Adalar Vakfı
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
