Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini açıklaması hiç bitmeyen polemikleri yeniden alevlendirdi.
Patrik Bartholomeos (manşetteki küçük fotoğraf), Yunanistan’ın başkenti Atina’da yaptığı açıklamada, okuldaki yenileme çalışmalarının birkaç ay içinde tamamlanacağını söyledi.
Heybeliada’nın çam ormanlarıyla kaplı yüksek tepelerinden birinde yükselen Heybeliada Ruhban Okulu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan çok katmanlı bir tarihin sembollerinden biri olmasının dışında bitmeyen siyasi polemiklerin öznesi. Resmî adıyla “Halki Ruhban Okulu” olarak bilinen yapı, Ortodoks dünyası açısından büyük manevi öneme sahip.
1844 yılında İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi tarafından kurulan okulun inşa edildiği yer, Bizans döneminden beri dini önem taşıyan Aya Triada (Kutsal Üçleme) Manastırı’nın bulunduğu alan. Osmanlı Sultanı Abdülmecid döneminde açılan okul, özellikle Ortodoks din adamı yetiştirmek amacıyla faaliyet göstermeye başlamıştı.
19.yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu çok uluslu ve çok dinli yapısını korurken, Rum Ortodoks toplumu da eğitim ve dini kurumlar açısından önemli bir canlılık yaşıyordu. Heybeliada Ruhban Okulu bu ortamda kısa sürede Ortodoks dünyasının en saygın ilahiyat merkezlerinden biri hâline geldi.
Okul yalnızca İstanbul’daki Rum toplumu için değil; Balkanlar, Yunanistan, Orta Doğu ve Doğu Avrupa’daki Ortodoks toplulukları için de önemli bir merkezdi. Burada eğitim alan birçok din adamı ilerleyen yıllarda metropolit, patrik veya önemli kilise yöneticileri oldu.
Fener Rum Patriği Bartholomeos da okulun mezunları arasında. Bu nedenle kurum, Patrikhane’nin ruhani ve entelektüel hafızasının önemli parçalarından biri olarak görülüyor.
Bugünkü ana bina, 1894 İstanbul depreminde zarar gören eski yapının yerine 1896 yılında yeniden inşa edildi. Neo-klasik mimari özellikler taşıyan yapı; geniş koridorları, yüksek tavanları ve denize hâkim konumuyla dikkat çekiyor.
Okulun en önemli bölümlerinden biri de zengin kütüphanesidir. Burada binlerce nadir dini eser, el yazması ve tarihî belge bulunmaktadır. Heybeliada’nın sessiz doğasıyla birleşen bu atmosfer, yapıya hem mistik hem de akademik bir kimlik kazandırır.
Kapanış süreci
Ruhban Okulu, 1971 yılında Türkiye’de özel yükseköğretim kurumlarını etkileyen anayasal düzenlemeler sonucunda faaliyetlerini durdurdu. Anayasa Mahkemesi’nin özel yükseköğretim kurumlarıyla ilgili kararı sonrasında okulun yükseköğretim bölümü kapandı ve o tarihten bu yana eğitim verilmedi.
Ancak bina Patrikhane’nin mülkiyetinde korunmaya devam etti ve zamanla yalnızca dini değil, diplomatik ve siyasi bir sembole dönüştü.
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması konusu uzun yıllardır Türkiye’nin iç siyasetinde ve dış ilişkilerinde tartışılan başlıklardan biri.
Okulun açılmasını destekleyen çevreler şu argümanları öne çıkarıyor:
Türkiye’deki dini özgürlüklerin güçlendirilmesi,
İstanbul Rum Patrikhanesi’nin din adamı yetiştirme ihtiyacının karşılanması,
Türkiye’nin çok kültürlü tarihî mirasının korunması,
Avrupa Birliği standartları ve insan hakları açısından olumlu bir adım olması.
ABD, Avrupa Birliği ve Yunanistan gibi aktörler de yıllardır okulun yeniden açılmasını destekleyen açıklamalar yapıyor. Özellikle ABD Dışişleri raporlarında ve AB ilerleme raporlarında konu sık sık gündeme geliyor.
Karşı çıkan görüşler
Karşı çıkan çevreler ise konunun yalnızca dini özgürlük çerçevesinde değerlendirelemeyeceğini belirterek şu argümanları öne çıkarıyor:
Lozan Antlaşması’nın dengeleri,
Patrikhane’nin “ekümenik” statü iddiası,
Türkiye-Yunanistan ilişkileri,
Batı Trakya’daki Türk azınlığın hakları,
Karşılıklılık ilkesi
Bazı çevreler, okulun yeniden açılmasının Patrikhane’nin uluslararası siyasi etkisini artırabileceğini savunuyor. Bu nedenle konu zaman zaman egemenlik ve ulusal güvenlik tartışmalarına kadar uzanıyor.
Türkiye’nin yaklaşımı
Türk hükümetleri farklı dönemlerde konuya ilişkin daha yumuşak veya daha mesafeli açıklamalar yaptı. Zaman zaman okulun açılabileceğine dair sinyaller verilse de bugüne kadar somut bir adım atılmadı.
Bazı yorumculara göre Ankara, Ruhban Okulu konusunu Yunanistan ile azınlık hakları ve Batı Trakya meselelerinde diplomatik bir denge unsuru olarak da değerlendiriyor.
Bugün okul aktif eğitim vermese de Heybeliada’nın en dikkat çekici tarihî yapılarından biri olmayı sürdürüyor. Uluslararası heyetler, akademisyenler ve din insanları tarafından ziyaret edilen yapı, İstanbul’un çok kültürlü geçmişinin yaşayan sembollerinden biri olarak kabul ediliyor.
Fotoğraf: Darwinek
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
