Türkiye’de sürücüler için belirlenmiş kesin bir üst yaş sınırı bulunmuyor. Yani 75 yaşını geçen bir kişinin ehliyeti otomatik olarak iptal edilmiyor. Ancak ehliyetin devamlılığı, kişinin fiziksel ve zihinsel yeterliliğine bağlı olarak değerlendiriliyor.
Son yıllarda trafikte can güvenliğini artırmaya yönelik düzenlemeler kapsamında, ileri yaştaki sürücüler için sağlık kontrolleri daha sık hale getirildi. Yeni uygulamaya göre 65 yaş üstü sürücüler ehliyetlerini her 3 yılda bir, 80 yaşını geçenler ise her 2 yılda bir yenilemek zorunda olacak. Bu süreçte detaylı sağlık kontrollerinden geçmeleri gerekiyor.
Ehliyet yenileme veya ilk kez ehliyet alma aşamasında süreç aile hekimi muayenesiyle başlıyor. Gerek görülmesi halinde sürücüler göz, nöroloji, psikiyatri gibi branşlara ya da sağlık kuruluna sevk edilebiliyor. Amaç; refleks, dikkat, görme ve genel sağlık durumunun trafik güvenliği açısından uygun olup olmadığını değerlendirmek.
Avrupa’nın bazı ülkelerinde de benzer tartışmalar yaşanıyor. Ancak Avrupa Birliği genelinde “75 yaş üstü araç kullanamaz” yönünde ortak bir yasak bulunmuyor. Birçok ülkede yaş ilerledikçe sağlık kontrolleri sıklaştırılıyor ve sürücünün bireysel durumu esas alınıyor.
Türkiye’de getirilen yeni düzenlemeler, özellikle ileri yaştaki bazı vatandaşlar tarafından rahatsız edici bulunuyor. Buna rağmen trafik güvenliği açısından toplumun önemli bir kesimi bu denetimleri gerekli görüyor. Çünkü yaş ilerledikçe reflekslerde yavaşlama, görme problemleri ve dikkat dağınıklığı gibi risklerin artabileceği düşünülüyor.
Sosyal medyada bu konu sık sık tartışılıyor. Bir vatandaşın, “Ben buna kendim karar verdim. 75 yaşından itibaren araba kullanmıyorum” paylaşımı dikkatimi çekmişti. Bence bu, sorumluluk bilinci açısından alkışlanacak bir davranış.
Ben de buna cevaben, “Siyasiler de aynı hassasiyeti gösterip belli bir yaştan sonra aktif siyasetten çekilmeyi düşünseler iyi olur” diye yazdım.
Gerçekten de siyaset arenasında oldukça ileri yaşta birçok isim bulunuyor ve mevcut mevzuatta siyaset için herhangi bir üst yaş sınırı yer almıyor. Milletvekilliği veya üst düzey siyasi görevler için zorunlu sağlık raporu şartı da aranmıyor.
Oysa kamuoyunda zaman zaman şu görüş dile getiriliyor:
“Tapuda taşınmaz devri sırasında bile belli yaşın üzerindeki vatandaşlardan akli dengenin yerinde olduğuna dair rapor isteniyorsa, milletin geleceğini yöneten siyaset kurumunda da belirli kriterlerin olması gerekir.”
Bu görüşe katılanlar, devlet memurları, hakimler, öğretmenler ve birçok kamu görevlisinin belirli yaşlarda zorunlu emekliliğe ayrıldığını; buna karşılık siyasette hiçbir yaş sınırının bulunmamasının çelişki oluşturduğunu savunuyor.
Elbette yaş tek başına yeterlilik ölçüsü değildir. Çok ileri yaşta olup son derece sağlıklı, üretken ve tecrübeli insanlar bulunduğu gibi, daha genç yaşta görevini sağlıklı şekilde sürdüremeyen kişiler de olabilir. Ancak özellikle ülke yönetimi gibi milyonları etkileyen alanlarda sağlık, zihinsel yeterlilik ve performans konularının daha fazla tartışılması gerektiği de açık.
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde ileri yaşlardaki siyasetçilerin zaman zaman ekonomiyi, toplumsal huzuru ve uluslararası ilişkileri etkileyebilecek açıklamalar yaptığı görülüyor. Bu durum kimi zaman kamuoyunda eleştirilere, hatta karikatürlere konu olabiliyor.
Bütün bu tartışmalara rağmen yakın gelecekte siyasette yaş sınırı getirilmesine yönelik bir düzenleme yapılması beklenmiyor gibi görünüyor.
Belki de asıl mesele yaş değil; kişinin kendi sınırlarını görebilmesi, zamanı geldiğinde görevini devretmeyi bilmesi ve bunu bir kayıp değil, hayatın doğal akışı olarak kabul edebilmesidir.
Tıpkı 75 yaşından sonra kendi isteğiyle direksiyon başına geçmeyi bırakan o vatandaş gibi… Belki bir gün bazı siyasetçiler de kendi kararlarıyla aktif siyaseti bırakıp kalan ömürlerini ailelerine, torunlarına, dostlarına ve anılarını yazmaya ayırmayı tercih ederler.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
