Pazar, 19 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Domates, biber, patlıcan

İlhan İlmenöz
Son güncelleme: 19 Haziran 2026 19:22
İlhan İlmenöz
Paylaş
Paylaş

Nüfusun bu kadar çok, seracılığın ve ithalatın bu kadar yaygın olmadığı yıllardı…

Yaz sebze ve meyvelerini yazın, kış sebze ve meyvelerini de kışın yediğimiz zamanlardı… Ne fast food beslenme bilinirdi ne de üzerinde adınızın yazdığı plastik bardaklarda çeşit çeşit kahvelerin satıldığı cafeler vardı… Hazır yemekler, serpme kahvaltılar ve sepetlerden eve yemek söylemeler henüz icat edilmemişti. 

Köylü köyünde, tarlasında ekip biçer, hayvanını beslerdi. Tüm tavuklar özgür/gezen tavuk, tarladaki ürünler hormonsuz ve ilaçsızdı. O zamanlar köylerin çoğunda elektrik, su bulunmaz, aydınlanmak için gaz lambası ve temizlik/içme/çamaşır için su kuyuları kullanılırdı. Traktörün olmadığı yerlerde at, eşek, öküz gibi hayvanlar ihtiyaçları görürdü. 

Kentlerde yaşayanların çoğunluğu kıt kanaat geçinir, kendi işinde gücünde çoluk çocuğuyla yaşamaya çalışırdı. Bir yandan ev işleri, öte yandan çocukları ile uğraşan annelerin işleri hiç bitmezdi. Çamaşırlar makine yerine, gaz ocağı üstündeki kazanlarda kaynatılır ve leğenlerde elle yıkanırdı. Bulaşık, temizlik, ütü, yemek, alışveriş gibi aklınıza gelecek tüm ev işleri hiç yorulmak ve yakınmak bilmeyen fedakar annelerimiz sayesinde tamamlanırdı. 

Kimse kışın domates, sivri biber, patlıcan yok diye hayıflanmaz, yazdan kuruttukları sebzeler ve yaptıkları salçalarla idare ederdi. Yazın ailecek açık hava sinemalarında gidilir, kışın kömür sobaları üstüne kestane kebap yapılırken radyo tiyatrosu dinlenirdi. Komşuluk, akrabalık gibiydi, bazen evlerde kalmayan soğan patates en yakın komşudan istenir, komşu çocukları kendi çocuğunuz gibi bakkala gönderilirdi. 

Büyük AVM’ler ve alışveriş merkezleri yerine, semt pazarları ve mahalle bakkalları, plastik kartlar yerine veresiye defterleri kullanılır, temel bazı ihtiyaçlar ise herkesin köyündeki yakın akrabalarından temin edilirdi. 

Sokaklarda oynamaktan dizleri, dirsekleri yara bere içinde olan çocuklar yamalı pantolon ve yamalı çorap giymekten hiç utanmazdı. Evde anne babadan, okulda öğretmenlerden yenen dayaklar ve işitilen azarlar ile kimse hiperaktive ve dikkat sorunu yaşamaz, okuyan okur, okumayanlar çıraklığa gönderilirdi. 

Paranın ve varlığın az, dostluğun, arkadaşlığın, vefanın ve saflığın daha çok olduğu yıllardı. Kimse kimsenin dinini, inancını, yaşam tarzını, kökenini sorgulamaz sadece insan olduğu için değer verirdi. Ne ramazanlarda tutulan oruçlar sorgulanır ne de camiye giden gitmeyenler takip edilirdi. Karşılıksız yardım, komşuluk, zor durumda kalana el uzatmak yaygındı. Kimse gösteriş nedir bilmezdi. İbadet de gizliydi, kabahat da… 

Kavgalar, küslükler, dargınlıklar olsa da araya giren büyüklerin ve bayramların hürmetine bunlar unutulur giderdi. Teknolojinin çok fazla gelişmediği, insanların birbirleri ile daha çok iletişim kurduğu, sanal ve global dünyalar yerine, küçük ama mutlu dünyalarımızın olduğu zamanlardı. 

Bayramlarda aile büyükleri mutlaka ziyaret edilir, eller öpülür, çocuklar harçlık, anne babalar büyüklerin hayır dualarını alırdı. Henüz mektup ve simli/pullu tebrik kartları tarihin tozlu raflarında yerini almamış, cep telefonu, bilgisayar, tablet gibi araçlar icat edilmemişti.  

Evlerin baş köşelerinde yerini alan televizyonlar her türlü değişim ve dönüşümün ilk habercileri olurken, o zamanlar kimse bunun geleceği nasıl değiştireceğini tahmin bile edemezdi. Önce komşuluk ilişkileri azaldı, sonra herkes yavaş yavaş kendi evine kapandı ve o küçük kutunun esiri oldu. 

Her yönüyle zor yıllardı. Siyasetten ekonomiye, teknolojiden sosyal yaşama kadar her şey bugünkünden çok farklıydı. Ne küresel dünyadan haberimiz vardı ne de şimdiki gibi anında her şeyi öğrenebildiğimiz sosyal medyadan. 

Belki birçok şey eksikti ama daima gözlerde ışık, yüreklerde umut vardı. Yaşama sevinci, küçük mutluluklar, yarınlardan ve gelecekten beklentiler hep yüksekti. Sokaklar yüzleri gülen ve birbirini tanımasa da selamlaşan insanlarla doluydu. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi göstermeyenler ayıplanırdı. 

O günlere dair yaşananları ve  neler yitirdiğimizi sadece yaşayanlar bilir, yaşamayanlara anlatmak inanın çok zor… 

Ne dersiniz, kışın domates, biber, patlıcan bulamadığımız o yıllar mı daha güzeldi? Yoksa şimdi yılın 12 ayı her şeyi bulabildiğimiz, her türlü teknolojik olanaklara sahip olduğumuz günümüz mü?..

İlgili yazılar:

Nostaljik TRT dizileri
Bir zamanlar yazlık sinemalar
Kış domatesi yenir mi?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Yazanİlhan İlmenöz
Takip et:
Yaşama ve olaylara, bardağın dolu tarafından bakmayı ilke edinmiş tarihçi eskisi... Doğayı, denizi, gezip görmeyi, okumayı ve öğrenmeyi çok seven gerçek bir hayvansever... Müzik, spor ve yabancı dizi tutkunu İzmir aşığı... Aklına ne gelirse, özgürce, hiçbir kişi, kurum ve ideolojiye bağımlı olmadan yazmayı seven bir amatör...
Önceki Makale “Hayalet uçak” görünmez mi?
Sonraki Makale FB’nin teknik direktörleri

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Ukrayna’da vitrin değişirken arka planda neler yaşandı?..

Aydın Sezer
19 Temmuz 2026
Köşe YazılarıManşet

Pelota: Bir oyundan fazlası

Emre Dilek
19 Temmuz 2026
Köşe YazılarıManşet

Yürü ya Britto!..

Dr. Nevin Sütlaş
19 Temmuz 2026
Köşe Yazıları

Hamasetin gölgesinde Türkiye’nin sınavı

Aydın Sezer
18 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?