Pazar, 24 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Serbest Kürsü

CHP nasıl bir strateji izlemeli?..

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 24 Mayıs 2026 16:15
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 38. Olağan Kurultayı’nı iptal eden ve Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini tedbiren göreve iade eden “mutlak butlan” kararı sonrası ortalık adeta toz duman.

Karara yönelik tepkiler yoğun. Muhalefet partileri kararı sert biçimde eleştirirken, başta barolar ve sendikalar olmak üzere sivil toplum kuruluşlarından da benzer açıklamalar geliyor. Demokrasiye sahip çıkılması açısından bu tepkiler önemli ve olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

CHP’nin yıllar sonra yeniden iktidar umudunu yakaladığına inanan geniş kesimler ise yaşananları büyük bir öfke ve hayal kırıklığıyla karşılıyor.

Çeyrek asırdır iktidarda bulunan ve CHP’nin son yıllardaki yükselişini kaygıyla izleyen AKP cephesinde ise dikkat çekici bir sessizlik hâkim. CHP’de yaşanan karmaşayı dikkatle takip ediyorlar. “CHP’nin iç kavgası, bize söz söylemek düşmez” havasındalar. Ancak bu durumdan memnun oldukları kuşkusuz. Yandaş medya ise memnuniyetini gizleme gereği bile duymuyor; neredeyse zil takıp oynayacaklar. Günlerdir CHP’nin bölünüp bölünmeyeceğini tartışıyorlar.

AKP iktidarından memnun olduğu bilinen ABD ve Avrupa Birliği’nin, iktidar adayı olarak görülen CHP’nin içine düştüğü bu tabloyu nasıl değerlendirdiği de ayrı bir merak konusu. ABD şu aşamada sessizliğini koruyor. Ancak gelişmeleri dikkatle izledikleri kuşkusuz. Avrupa Birliği’nden ve Avrupa’daki sosyal demokrat çevrelerden ise tepkiler gelmeye başladı. CHP Kurultayı’nın iptal edilmesi, “demokratik sistem açısından ciddi bir kırılma” olarak değerlendiriliyor.

Yapılması gerekenler

Bu noktada CHP’nin hem kurumsal bütünlüğünü hem de Türkiye’nin birinci partisi konumunu koruyabilmesi için hangi stratejik adımları atması gerektiği sorusu öne çıkıyor.

Özgür Özel yönetimi, tedbir kararına karşı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) ve Yargıtay nezdindeki temyiz süreçlerini hızlı biçimde ve güçlü hukuki argümanlarla işletmeye çalıştı. Ancak gelinen noktada, bu girişimlerden beklenen sonucun alınamadığı görülüyor.

Bu koşullarda, parti bütünlüğünün korunabilmesi açısından olağanüstü kurultayın bir an önce düzenlenmesi konusunda ortak bir mutabakata varılması büyük önem taşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel cepheleri kriz üretmek yerine bir araya gelmeli; partiyi, meşruiyeti tartışmasız, delegenin ve örgütün iradesini yansıtacak ortak bir olağanüstü kurultaya en kısa sürede götürme kararı almalıdır.

Bu çerçevede Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel’in 22 Mayıs akşamı gerçekleştirdiği telefon görüşmesi cesaret verici bir gelişme olarak görülüyor. Görüşmede, uygun bir tarihte kurultaya gidilmesi konusunda mutabakata varıldığı anlaşılıyor.

Yargı kararına tepki gösteren kesimlerin ise önümüzdeki süreçte “yargı vesayeti” söylemine odaklanmaları gerekiyor. Karar, yalnızca parti içi bir mesele olarak değil; “yargının ana muhalefeti dizayn etme çabası” ve “millet iradesine müdahale” şeklinde topluma anlatılmalıdır.

“Yargısal darbe” konusunda daha önce bu köşede çeşitli yazılar kaleme almış; yargı darbelerinin, hukuk sistemine yapılan siyasal müdahaleler anlamına geldiğini ve tarihsel örneklerini paylaşmıştım. Ayrıca toplumdaki adalet duygusunun zedelenmesinden yargı camiasının önemli bir bölümünün de rahatsızlık duyduğunu ifade etmiştim. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını ilk duyduğumda da o yazılarımı hatırladım. Nitekim birçok kişi kararı “yargı darbesi”, “demokrasiye darbe” olarak nitelendirdi ve “yok hükmünde” olduğunu savundu.

Ancak bu süreç yürütülürken, gündem mutlaka ekonomide tutulmalıdır. İktidarın bu kriz üzerinden suni gündem yaratma çabasına düşülmemeli; halkın geçim sıkıntısı, adalet, eğitim ve yoksulluk gibi temel sorunları meydanlarda savunulmaya devam edilmelidir.

13 ve 19 Eylül 2025 tarihlerinde bu köşede yayımlanan “Muhalefet partileri ne yapmalı?” başlıklı yazılarımda dile getirdiğim önerilere, parti yönetiminde kim olursa olsun yeniden göz atılmasında yarar vardır.

Belediye başkanlarına açık güvence verilmelidir. Görevden uzaklaştırma ya da ihraç gibi söylentilerin önüne geçmek için başta Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş olmak üzere tüm belediye başkanlarının arkasında durulduğu net biçimde gösterilmelidir.

Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konusu ise yeni tartışmalar yaratma potansiyeli taşıdığı için şimdilik askıya alınmalıdır. Parti gündeminin alt sıralarına itilmelidir. Gelişmelerin seyrine göre hareket edilmelidir.

Ne yapmaktan kaçınılmalı?

İç hesaplaşma ve tasfiye girişimlerinden kesinlikle kaçınılmalıdır. Kişisel nefret söylemlerine fırsat verilmemelidir. Çift başlı bir görüntü oluşmasına izin verilmemelidir. “Fiilen” ya da “hukuken” iki ayrı genel başkan görüntüsünün partiye ciddi zarar vereceği göz ardı edilmemelidir.

Kılıçdaroğlu yönetiminin geri dönüş imkânını kullanarak Özgür Özel veya Ekrem İmamoğlu ekibine yönelik görevden alma, il başkanlarını değiştirme ya da disiplin mekanizmalarıyla “tasfiye” operasyonlarına girişmesi partiyi tamamen bölebilir.

Öte yandan, sert “yargıyı tanımıyoruz” çıkışlarından da kaçınılmalıdır. Karara karşı çıkılırken devlet kurumlarını tümüyle gayrimeşru ilan eden bir dil yerine; anayasal ve yasal meşruiyet sınırları içinde kalarak demokratik mücadele sürdürülmelidir.

Tabanlar arası çatışmaya da izin verilmemelidir. Kemal Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel destekçisi grupların sosyal medyada ya da parti genel merkezinde birbirlerini “hain” ilan edecek düzeyde kutuplaşmasının önüne geçilmelidir.

Erken seçim talebinden ise kesinlikle vazgeçilmemelidir. Parti içi kaos görüntüsüne teslim olup savunmaya çekilmek yerine, yaşananlar siyasi baskı hamlesi olarak değerlendirilip “erken seçim” çağrısı daha güçlü bir sesle sürdürülmelidir.

Bayram haftasındayız. Öfkelenmeyi, hamasi nutuklar atmayı bir kenara bırakıp; bayramın ruhuna uygun biçimde suhuletle hareket etmenin, zorlukları incelikle aşmanın ve sorunları diyalogla çözmenin yolları aranmalıdır.

Kimse, “Kendi sorunlarını diyalogla çözemeyen bu parti mi Türkiye’nin sorunlarını çözecek?” dememeli.

Fotoğraf: chp.org.tr

İlgili yazılar:

Muhalefet partileri ne yapmalı?
Muhalefet partileri ne yapmalı? (2)
19 Mart “yargısal darbe” mi?..

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale “Kendim ettim kendim buldum”
Sonraki Makale Ekonomi nasıl etkilenecek?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörSerbest Kürsü

Dogmadan sorgulayıcı düşünceye

Medya Günlüğü
24 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

Kurumları yaşatan disiplin

Medya Günlüğü
24 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

Haydi düşelim yola tam sırası

Tijen Zeybek
24 Mayıs 2026
EditörSerbest Kürsü

Geçiciliğiyle değerli sanat

Medya Günlüğü
24 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?