Çarşamba, 20 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Çerkes güzellemesi

Dr. Nevin Sütlaş
Son güncelleme: 18 Mayıs 2026 11:05
Dr. Nevin Sütlaş
Paylaş
Paylaş

Çerkes (Çerkez) lafını duyanların ilk cümlesi “kızları çok güzel” oluyor… 

Bir Çerkes hanım şöyle yakınmıştı bir gün: Kızlarımız güzel, oğullarımız güzel, huylarımız, adetlerimiz, danslarımız güzel. O yüzden güzel vatanımızda hiçbir zaman rahat bırakmadılar bizi. Tarihimiz boyunca ana-ata vatanımızda huzurlu bir günümüzün olmayışı ve yerimizden yurdumuzdan edilmemiz hep bu güzellik yüzünden.  

“Göçmenlik” Çerkes sözlüğünde var olan bir kelime değil. “Soykırım” diye bir sözcük de yok. Oysa çok ciddi bir soykırımdan sağ kalanlarının soyundan gelen göçmenlerdir Çerkesler. Ana vatanları Kafkas dağlarının farklı bölümleri. Genel olarak Cerkes diye bilinseler de, görünüm ve kültür olarak çok benzeşseler de, aslında dilleri ve özellikleri epeyce farklı çok sayıda halkın genel adı olmuş Cerkes. Oysa her bir halkın kendi dilinde bambaşka adları var… 

Kafkas halklarının tarih sahnesi ölüm-kalım savaşlarından ibaret. Dur durak vermeyen yıkımlardan sağ kurtulabilenler Anadolu başta olmak üzere dünyanın dört bir köşesine savrulmuş. Zorlukla yoğrulmaktan olmalı geriye bakmak huyları değil, hep önlerindeki yola çevirmişler gözlerini. Nereye gitmişlerse orayı vatan bellemiş, yerleşivermişler. Yabancısı gibi değil yerlisi gibi olmuşlar. Ne yeni yerleştikleri yerlerde uyumsuzluk yaşamış ne de asimile olmuşlar. Yeni huylar davranışlar görüp edinmişler ama kendilerinkini de ısrarla korumuşlar.   

Genelliyorum elbette. Benim gibileri de var. Asimile olanlar, dilini, âdetini, geleneğini göreneğini bilmeyenler var. Ancak ne kadar asimile olmuş olursak olalım, kemikleşmiş bir şeyler bir anda bir yerden fırlayıp geliyor günlük hayatının orta yerine, bizim gibi kültüründen azade yetişmişlerin bile.

Annem, ben ve kızım

Benim atalarım kaç kuşak önce göçmüş Kafkasya’dan Osmanlı’ya bilmem. Böyle şeyler konuşulmazdı evde. Dil  konuşulurdu ama bizden bir şey gizlemek istedikleri sınırlı zamanlarda. Ama adetler bizim evde de uygulanırmış ki şimdiki yaşlarımda sıradan bir şeymiş gibi yapıverdiğim pek çok şeyin aslında Çerkes kültürünün birer ögesi olduğunu durup durup fark ediveriyorum.   

56 yaşında iken doğduğum büyüdüğüm (anamın babamın hatta onların anasının babasının da doğduğu büyüdüğü),  dilini kültürünü özümdür diye benimsediğim Türkiye’den Amerika’ya göçtüm. Amerikan kültürünü ne sevdim ne de benimsedim. Ancak en küçük bir uyum sorunu yaşamadım göçmenliğimde. Ata genlerimin uyum yeteneği sağlamış olmasın bunu da? 

Göçmen lafı bile iğreti duruyor üstümde. Benden daha önce göçen kızıma sordum. O da göçmüş gibi hissetmiyor kendini, üstelik geri dönmeyi hiç düşünmediği halde. Neredeysek orada kolayca yaşayabiliyoruz biz. Yeni yerde sıfırdan kök salmak gibi bir şey değil bu. Tersine kök salamamak, göçer kalmak gibi bir şeyse hiç değil. Biz neredeysek bütün dünyamız da orada.  

Sanırım Çerkesliğin özü bu: Hiçbir yer ve hiçbir şey vazgeçilmez değil bizim için. Ne kaybedersek kaybedelim, arkaya değil öne bakmayı, ne kadar yük taşırsak taşıyalım dimdik durmayı biliyoruz. Bir mızıka sesi yeter yeniden şenlik kurmamıza. Mızıkasız bile olur, kendi müziğini hiçten yaratarak dans edebilenlerdeniz biz. Atalarımızdan miras kalmış, iskeletimiz öyle çatılmış belli ki. 

Kadınımız erkeğimiz, yaşlımız gencimiz, güzelimiz çirkinimizle biz,  güzel, çok güzel durabilenleriz… 

EtiketlendiKafkasya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanDr. Nevin Sütlaş
Takip et:
1959 yılında Adapazarı’nda doğdu, İstanbul Üniversitesinde Tıp doktoru, Bakırköy Akıl Hastanesinde Nöroloji Uzmanı oldu ve aynı hastanede 30 yıl eğitim görevlisi hekim olarak çalıştı. Beynin damar ve enfeksiyon hastalıkları, yoğun bakım, hasta beslenmesi, açlık grevi/ ölüm orucu ve Multipl Skleroz konularında çalıştı. Sağlık sisteminin özelleştirilmesi sürecinde uğradığı mobing yüzünden 2016 yılında aktif meslek yaşamını sonlandırdı. Beyin ile ilgili bilimsel bilgiler temelinde topluma yönelik kitaplar yazmayı sürdürüyor. Florida'da yaşıyor. Web sayfası: http://www.nevinsutlas.net/index.html Elektronik posta: calisal01@yahoo.com
Önceki Makale Navalnıy yeni Putin olabilir mi?
Sonraki Makale Efsane Çerkes kızları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Yarım kalan hayatlar

Erdal Çolak
20 Mayıs 2026
*Köşe Yazıları

Tek millet iki devlet tek politika!

Aydın Sezer
20 Mayıs 2026
Köşe Yazıları

“Gayriresmî” entegrasyon mu fotoğraf çekimi zirvesi mi?

Aydın Sezer
18 Mayıs 2026
Köşe Yazıları

Bir diploma bir sessizlik

Metin Duyar
18 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?