15 Mayıs 2026… Liderler Kazakistan’ın Türkistan şehrinde bir araya geldi. Zirvenin formatı “Gayriresmî”, vitrine konan teması ise son derece havalı: “Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma”.
Önce işin diplomatik kılıfını, yani kâğıt üzerindeki resmî izahatını bir hatırlayalım. Efendim neymiş, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) olağan zirveleri yılda bir kez yapılırmış, bağlayıcı tarihi kararlar orada alınır, dönem başkanlığı orada devredilirmiş. Bu tür “gayriresmî” buluşmalar ise arayı soğutmamak için yapılan, belli bir temaya odaklanan, daha esnek istişare toplantılarıymış. 2025’te Gebele’de resmisi yapıldı, bir sonrakine Türkiye ev sahipliği yapacak; işte bu buluşma da ikisi arasındaki “ara sıcak”mış. Kurumsal tüzük böyle diyor…
Bütün bunlar prosedürel olarak doğru. Ama diplomaside yazılmayan kurallar, yazılanlardan çok daha fazlasını söyler. Gelelim işin gerçekçi meâline…
Bu tür buluşmalara neden “gayriresmî” denilmesinin asıl nedeni son derece basit ve pragmatiktir: Masaya kimse bağlayıcı, elini taşın altına koyacak ağır bir yük koymak istemiyor. Çünkü “resmî karar” demek, somut taahhüt demek; bütçe demek, siyasi risk ve sorumluluk demektir.
Gayri resmî format herkesin işine geliyor. Liderler risksiz bir ortamda bir araya geliyor, “yapay zekâ” gibi trend kavramlarla süslenmiş temalar üzerinden bolca entegrasyon vurgusu yapıyorlar. Risk yok, bağlayıcılık yok, hesap sorma yok. En sonunda o meşhur aile fotoğrafı karesine giriliyor. Sonra herkes kendi başkentine dönüp bindiği uçağın merdivenlerinden inmeden hemen önce, kendi iç kamuoyuna o fotoğraf üzerinden bambaşka bir kahramanlık ve bölgesel liderlik hikâyesi anlatıyor.
Kısacası bu “gayriresmî” sıfatı zirvenin önemsiz olduğunu göstermez; sadece “Bir araya gelelim, dostlar alışverişte görsün, fotoğrafımızı verelim ama kimse kimseden çok da zorlayıcı bir şey beklemesin” politikasının diplomatik tercümesidir. Alan memnun, satan memnun…
Bildirinin deşifresi
Her ne kadar bağlayıcı bir bütçe veya kurumsal bir yaptırım mekanizması içermese de, hakkını yemeyelim; Türkistan’daki bu “ara sıcak” zirvede masaya konulan bir bildiri var. “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temalı bu bildirinin 5 kritik maddesine gerçekçi bir gözlükle baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:
1-TDT Dijital İnovasyon Merkezi ve Siber Güvenlik Konseyi (Madde 3):
Kazakistan lideri Tokayev’in önerisiyle metne giren bu mekanizmalar, aslında bildirinin en kurumsal adımlarından biri. Ancak burada kritik bir soru var: “Siber güvenlik” demek, doğrudan ulusal güvenlik ve istihbarat demektir. Aralarında hâlâ asimetrik güç dengeleri olan, Rusya ve Çin gibi devlerle farklı tonlarda ilişkiler yürüten bu devletler, siber istihbarat ve güvenlik altyapılarını gerçekten “ortak” bir konseye açacak kadar birbirlerine güveniyorlar mı? Konseyin kurulması kolaydır, bilgi paylaşımı ise asıl imtihan olacaktır.
2-“Dijital Türk Dünyası” Konsepti (Madde 5):
Bildirinin omurgası olarak sunulan bu kavram, kulağa hoş gelen, teknolojik bir “Kızılelma” tadında. İnovasyon ekosistemlerini ve veriye dayalı işbirliğini tek çatı altında topluyor. Kâğıt üzerinde şahane bir “ortak gelecek” vizyonu. Ancak uluslararası ilişkilerde vizyon belgesi yazmak kolay, o verilerin nerede depolanacağını, altyapıyı kimin finanse edeceğini bulmak zordur. Şimdilik bu madde, gelecekte altının doldurulması umut edilen, “niyet beyanı” seviyesinde şık bir şemsiye.
3-Türk Dilleri Büyük Dil Modeli-Türk LLM (Madde 8):
Türkiye’nin masaya sürdüğü ve öncülük ettiği bu fikir, bana kalırsa kültürel egemenlik açısından zirvenin en stratejik adımıdır. Silikon Vadisi merkezli yapay zekânın “Batılı” ve “İngilizce” normlarına teslim olmamak için kendi dil modelini geliştirmek, vizyoner bir hamledir. Amma velakin, bir “Dil Modeli” sıfırdan eğitmek; milyarlarca dolarlık donanım yatırımı ve on binlerce mühendis saati demektir. TDT üyeleri, “Sözlüğü birleştirelim” romantizminden çıkıp bu işin devasa teknolojik faturasını ortaklaşa ödemeye hazırlar mı? Bunu zaman gösterecek.
4-Dijital İpek Yolu, e-CMR ve Orta Koridor (Madde 10, 11, 12):
İşte zirvenin en ayağı yere basan, “romantizm sıfır, pragmatizm yüz” olan maddesi. Trans-Hazar Orta Koridoru’nun dijitalleştirilmesi, elektronik imzaların karşılıklı tanınması ve e-izin, e-CMR (Elektronik Taşıma Belgesi) gibi uygulamalar… Hedef gayet net: Gümrüklerdeki bürokrasiyi azaltmak, TIR’ları bekletmemek, ticareti hızlandırmak. Ekonomik entegrasyonun şiirle değil, gümrük kapılarındaki dijital barkodlarla olacağını gösteren, fiyakalı teknoloji laflarının arkasındaki asıl “para eden” bölümdür bu.
5-2026 Sonuna Kadar “TDT Eylem Planı” (Madde 39-42):
Diplomasinin en klasik manevrasına geldik. Zirvelerde büyük kararlar alınamayacağı anlaşıldığında, “Bunu bir Eylem Planı’na dönüştürelim” kararı alınır. Etik ve insan merkezli yapay zekâ uygulamalarından bahsedip, bunu 2026’nın sonuna kadar bir eylem planına bağlama sözü verilmiş. Yani Türkçesi: “Bu konuyu şimdilik genel ifadelerle bağlayalım, detaylı çalışma grubunu ve işin yorucu kısmını sıradaki resmî zirvenin ev sahibi olan Türkiye’nin bürokratlarına havale edelim.”
Sonuç olarak;
Türkistan buluşması, “gayriresmî” bir zirveden bekleneni fazlasıyla vermiştir. Liderler küresel bir “trend” olan yapay zeka üzerinden vizyoner mesajlar vermiş, Orta Koridor gibi somut ticaret hatlarını dijitalleştirmek için sözleşmiş ve fotoğrafı çektirmişlerdir. İmzalanan metin, Türk Dünyası’nın dijital yüzyılı için parlak bir “taslak mimari” çiziyor. Fakat unutmamak gerekir ki; siyasette mimari çizimi onaylamak kolaydır, o binanın temelini atmak için elini taşın -ve bütçenin- altına koyacak müteahhidi bulmak ise ayrı bir hikâyedir.
KKTC, Macaristan ve Türkmenistan’a atıf yapılan 43 maddenin, GKRY’yi rahatsız edeceğini de belirtmeliyiz. Tepki gelir mutlaka ancak ciddiye almalı mıyız? Bence hayır.
Fotoğraf: turkicstates.org
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
