NATO ne film çeviriyor?-Mehmet Ali Güller (Cumhuriyet)
NATO yöneticileri bir süredir ABD’li ve Avrupalı filmcilerle toplantılar düzenliyor. Sinema ve televizyon yapımcılarını, yönetmenlerini ve senaristlerini önce Los Angeles’ta toplayan NATO, ardından Brüksel ve Paris’te toplantılar düzenledi. Dördüncü toplantı da Londra’da yapılacak.
The Guardian, Londra toplantısına katılacak kimi filmcilere ulaşarak bu çalışmayı haberleştirdi. NATO yöneticileri toplantının Chatham House kuralları altında yapılmasını istemiş. Yani toplantıya katılanlar “edindikleri bilgileri kullanmakta serbest olacak ancak konuşmacıların kimlikleri gizli tutulacak”
Peki NATO neden bu tür toplantılar yapıyor?
NATO’nun, hele de ABD’nin film sektörüne doğrudan müdahil olması yeni değil. Özellikle Pentagon ve CIA’in bu konularda çok özel çalışmalar yürüttüğü, yapımcıdan yönetmene, senaristten oyuncuya her düzeyde Hollywood’a nüfuz ettiği biliniyor.
Bu konuda Türkçesi de olan iki önemli kitap var. İlki Jaques Seguela’nın Hollywood Daha Beyaz Yıkar kitabıdır (Alfa, 1991). Kitap özetle emperyalist ABD’nin kültürel hegemonya için Hollywood’u nasıl kullandığını ortaya koymaktadır. İkinci kitap ise David L. Robb’un Hollywood Operasyonları kitabıdır (Güncel Yayıncılık, 2005). Pentagon belgeleri ile yapımcı ve senaristlerle yapılmış görüşmelere dayanan kitap, ABD ordusunun Hollywood filmleri üzerinden dünyaya nasıl “sempatik” gösterilmeye çalışıldığını ortaya koymaktadır.
CIA’in bu işleri yapmak için “Eğlence Sektörü İşbirliği” adlı birimi bile var. Bu birim sadece film sektörüne değil; gazete, dergi ve kitap alanına da “ABD emperyalizminin çıkarları” için müdahil oluyor. Sadece filmlerin ya da kitapların içeriklerini yönlendirmekle kalmıyor, doğrudan film yapılmasını ve kitap yazılmasını bile sağlıyor!
Pentagon’un bu alandaki faaliyetleri ise büyük bir endüstri oluşturmuş durumda. Öyle ki bu endüstri akademik literatürde “askeri-eğlence kompleksi” olarak isimlendirilmektedir.
NATO’nun da bu kültürel alanlara müdahil olması için birimi var: Kamu Diplomasisi Komitesi. Komite bünyesinde kamuoyu oluşturma, medya ilişkileri ve stratejik iletişim alt birimleri var.”
1 Temmuz’da “beraat” çıkarsa “butlan” ne olur?-Aytunç Erkin (Nefes)
“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun SÖZCÜ TV’de katıldığı programda, 2016 yılında Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu bazı siyasetçilerin dokunulmazlıklarının kaldırılması yönünde verilen oy nedeniyle pişman olup olmadığı soruldu. Kılıçdaroğlu, “Hayır değilim” yanıtını verdi. Dokunulmazlık konusundaki yaklaşımının değişmediğini belirten Kılıçdaroğlu şu cümleleri kurdu: “Milletvekili fezlekeleri Meclis’e geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim. Benim ilkem budur. Dokunulmazlıklar kaldırılsın, kişi aklansın. Selahattin Bey’le ilgili verdiğimiz dokunulmazlık kararının arkasındayım. Pişman değilim.”
Kılıçdaroğlu’nun “Milletvekili fezlekeleri Meclis’e geldiğinde dokunulmazlıkların kaldırılmasını isterim” cümlesi akla 1 Temmuz’da, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek “Kurultay Ceza Davası”nı getirdi. O davada, Ekrem İmamoğlu’yla birlikte 12 kişi yargılanırken, Özgür Özel’le birlikte dokuz CHP’li vekilin dosyası 12 Mayıs 2025’te ayrılmıştı.
11 Haziran’da, “O soruşturma dosyasında Özgür Özel için yapılan tespit” başlıklı bir yazı kaleme aldım:
“Geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘Yetkisizlikle’ Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği dosyalara baktım. Kamunun davacı olduğu ve hakkında iddiada bulunulan parlamenterler Özgür Özel ve Veli Ağbaba. Suç tarihi ve yeri olarak da 5 Kasım 2023 olarak yazılmış. Soruşturma evrakından aktarıyorum: 4 Kasım 2023 ve 5 Kasım 2023 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda genel başkan adaylarından halen CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel seçimin ikinci turunda genel başkan seçilmiştir. Ancak kurultayın yapıldığı andan itibaren delegelerin iradesinin fesada uğratıldığına, genel başkanlık seçiminin yapıldığı salonda delege pazarlığı yapıldığına ilişkin iddiaların ortaya çıkması üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma işlemlerine başlanılmış ve Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ne dava açılmıştır. Ankara’ya gönderilen dosyadaki kritik cümleye geliyorum: Bu haliyle Özgür Özel ve Veli Ağbaba’nın CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda oy kullanacak delegelerin iradelerini fesada uğrattıkları, genel başkanlık seçimine hile karıştırdıkları tespit edilmiştir. Burada ‘tespit edilmiştir’ cümlesine dikkatinizi çekmek istiyorum. İstanbul yargısı kararını vermiş ve Ankara’ya yollamış. İBB iddianamesiyle birlikte bu dosyanın aynı noktada birleştiğini anlıyorum. Sonuçta, Ekrem İmamoğlu soruşturmasının geldiği son noktanın Özgür Özel olduğu artık açıkça anlaşılıyor.”
Kılıçdaroğlu gariptir, her lafı kaldırmaz!-Mehmet Y. Yılmaz (T24)
Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilememe korkusunu yenebilmesi için CHP’nin başına tayin edilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun televizyonda gazetecilerin sorularını yanıtlarken halini tek kelimeyle tanımla deseler, “acıklı” derdim.
Belli ki parasını kimin ödediğini hâlâ açıklamadığı “özel ofisinde” pusuda beklerken sürekli AHaber, TGRT falan seyretmekten dumura uğramış.
Bir yandan “Butlan kararının verileceğinden haberim yoktu” diyor, diğer yandan “Mahkeme kararında kayyım yazarsa kabul etmeyeceğimi söyledim” diyor.
Belli ki ruh durumu biraz karışık.
Bana eski bir halk deyişini hatırlattı; terbiye seviyesini bir tık yükselterek yazayım: İnsanoğlu gariptir her lafı kaldırmaz, inek dersin kızar da sağarsın aldırmaz!
Kayyım denilmesine kızıyor ama o görevi yerine getirmek için CHP’ye tayin edilmeye itirazı yok!
Tabii insan şunu da merak ediyor haliyle: “Mahkeme kararında kayyım yazarsa kabul etmem” sözünü kime söyledi?
Saray’dan kendisine gelen aracılara mı?
Savcıya mı, hâkime mi?
Keşke onu da söyleseydi, Türkiye’de yargının ne kadar bağımsız olduğunu bir kez daha idrak etmiş olurduk.
Tabii bu durumda kararı verenlerin durumu da tartışmalı hale geliyor. Zira bu cümle de partinin başına tayin edilen isimle görüşüldüğü kuşkusu oluşturuyor
Adalet Bakanlığı bu konuyu açıklamalı diye düşünüyorum. Kılıçdaroğlu doğru mu söylüyor, hâkimle pazarlık mı yaptı? Yoksa yalan mı söylüyor bu konuda?
Hakkındaki “13 seçim kaybetti” eleştirilerine verdiği yanıt da siyasi mizah örneği: “Hiçbir zaman 13 seçim kaybedilmedi. Aralarında referandumlar da var.”
Kılıçdaroğlu’nun genel başkan olduğu dönemde iki kere referandum yapıldı.
Bu konuda övgü mü bekliyor, anlayamadım: “Tebrikler sadece 11 seçim kaybettiniz” diye.
Kaybettiği ikinci referandumda oylama sürerken, YSK’nın çok açık kanun hükmünü yok saymasına sesini çıkarmadığı gibi sandık görevlilerine talimat verip “mühürsüz kaç oyun geçerli sayıldığını” tespit ettirmeye gerek görmediğini de belirteyim.
Ekrem İmamoğlu ve İBB çalışanları ile bazı ilçe belediye başkanlarının yargılandığı davayla ilgili “arınma” çağrısı yaparken, iddianameyi okumadığını da söylüyor.
İddianameyi okumamış çünkü “hukukçu değilim” diyor.
Bilmesek inanabilirdik ama hesap uzmanlığına giriş sınavını kazanmak için ciddi bir hukuk sınavından da geçmek gerekiyor.”
Trump, Erdoğan, Kılıçdaroğlu: Üç isimden tek siyaset-Yaşar Aydın (BirGün)
Bir yandan Kılıçdaroğlu’nun arınma, diğer yandan Özgür Özel’in ayrılma tartışması medyanın birinci gündemi durumunda. Kılıçdaroğlu’nun başlattığı “arınma” tartışmasının gideceği yer, Sözcü TV’de kurulmuş oyuncak bebeğin tekrarladığı fikirlerle ortaya çıktı. Devamını yandaş medyadan takip edeceğiz.
Özgür Özel ve ekibinin vereceği “CHP’den ayrılmak ya da parti içinde kalmak” kararı tartışması ise önümüzdeki bir ay boyunca gündemden düşecek gibi görünmüyor. Verilecek yanıta göre Türkiye’nin siyasi rotasının yeniden şekilleneceğine dair yaygın bir kanaat var. O yüzden ilgi çok fazla.
Bir ay içerisinde ya CHP’de kurultay olacak ya da yeni bir yol açılacak. Kılıçdaroğlu’nun kurultay yapıp yapmayacağına dair bir duyum yok. Muhtemeldir ki bu sorunun yanıtını Kılıçdaroğlu da bilmiyor. Saray’dakiler CHP’nin nasıl devam edeceğine karar verdiğinde, bizimle birlikte Kılıçdaroğlu da öğrenmiş olacak ve o zaman gereğini yapacaktır. Görünen o ki Saray, çok büyük bir aksilik olmazsa cumhurbaşkanlığı seçimine kadar CHP’de kurultaya izin vermeyecek.
Ülke keskin bir yol ayrımına doğru sürüklenirken siyasette her şeyin normal seyrinde ilerlemesi beklenemez. Yeni ayrışmalar, birleşmeler kaçınılmaz.
Türkiye’de yaklaşık 45 yıldır siyaset halk olmadan yapılıyor. Mesleği siyasetçi olan elitler ülkeyi yönetiyor. Onlar ayrışıp onlar birleşiyor. Adları farklı olsa da finansmanından yönetimine kadar neredeyse her şeyleri aynı. Dünya da benzer bir süreç içinde. Halkın öne çıktığı her an, siyasi elitler tarafından bir sapma ve tehdit olarak değerlendirilip müdahale edildi.
Türkiye’de bugün içinde bulunduğu durum da budur. Hatırlanacağı gibi Bahçeli ve Erdoğan, CHP Lideri Özel’e bir yıldır “Ankara’da siyaset yap” çağrısında bulunuyordu. Bu aslında “eski köye yeni adet getirme, biz bize halledelim” çağrısıydı. Özel bu öneriyi kabul etmeyince bu sefer partiyi elinden aldılar. Kılıçdaroğlu, tıpkı Bahçeli ve Erdoğan gibi elitlerin siyasetine inanan bir isimdi ve görev ona verildi. Aslında AKP-MHP iktidarı mutlak butlan hamlesi ile raydan çıkan siyaseti yerine oturtmaya çalışıyor. Bu denemelerden de vazgeçmeyecekler. Çünkü ülkede olan biteni onlar da gördü. Türkiye’de halk çok uzun süre sonra devreye girdi ve siyasetin yatağı değişmek üzere.”
Anlaşmaya rağmen piyasa diken üstünde-Ufuk Korcan (Dünya)
“ABD ile İran arasında anlaşmaya varıldığı haberleri piyasalarda risk iştahını artırdı. Borsa İstanbul geçen hafta yüzde 5.6 yükseldi. Ancak Trump’ın anlaşmayı imzalamasına rağmen ABD ve İran cephesinden gelen açıklamalar piyasalarda tedirginliğe neden oluyor. Yeni haftada barış görüşmeleri ve petrol fiyatlarının seyri yakından izlenecek.
ABD ve İran arasında çatışmaları sona erdirecek anlaşma imzalanmasına rağmen yatırımcılar hala rahat bir nefes alabilmiş değil. Anlaşmanın pamuk ipliğine bağlı olduğu söylemleri piyasalarda tedirginlik yaratıyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngören geçici anlaşmayı geçen hafta imzaladı. Uluslararası haber ajanslarına bilgi veren ABD’li bir yetkili, “mutabakat zaptı” olarak adlandırılan anlaşmanın artık yürürlükte olduğunu söyledi. Ancak İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tamamen yeniden açmak için istenen adımları atmaya başlayıp başlamadığı netlik kazanmadı. Hafta sonu İran Devrim Muhafızları, ABD’nin taahhütlerini ihlal ettiğini öne sürerek Hürmüz Boğazı’nın tanker geçişlerine kapatıldığını duyurdu. ABD Başkan Yardımcısı Vance ise İran ile görüşmelerin kısa sürede başlayacağını ve birkaç gün içinde İsviçre’ye gitmeyi umduğunu söyledi.
Geçen haftanın önemli gündem maddelerinden biri de ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Kevin Warsh başkanlığındaki ilk faiz kararıydı. Fed piyasa beklentilerine paralel politika faizini yüzde 3.50-3.75 aralığında sabit tuttu. Başkan Warsh fiyat istikrarı konusunda kararlı olduklarını söylerken, Fed’in iletişim, bilanço ve veri kullanımı başta olmak üzere çeşitli alanlarda görev güçleri oluşturacağını açıkladı. Fed 2026 büyüme beklentisini aşağı, çekirdek enflasyon beklentisini ise yukarı revize etti. 18 FOMC üyesinden 9’u 2026’da faiz artışı öngördü. İngiltere Merkez Bankası (BoE), Haziran toplantısında politika faizini değiştirmeyerek yüzde 3.75’te tuttu. Banka, enflasyon konusunda gerekirse harekete geçmeye hazır olduğu mesajını verdi.”
Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
