Cumartesi, 1 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Avrupa’daki Türkiye kökenli siyasetçiler

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 12 Temmuz 2026 07:56
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

“Hollanda siyasetinin önemli isimlerinden Dilan Yeşilgöz, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında Hollanda Savunma Bakanı olarak doğduğu kente döndü.”

Bu haberi Sözcü gazetesinde okudum. Ankara’daki NATO Zirvesi ile ilgili çok sayıda haber arasında en fazla dikkatimi çekenlerden biri buydu.

Habere göre Dilan Yeşilgöz, sendikacı bir ailenin çocuğu. 1980 askeri darbesinin ardından henüz yedi yaşındayken ailesiyle birlikte mülteci olarak Hollanda’ya göç etmiş. Yıllar sonra ise doğduğu Ankara’ya bu kez bir bakan olarak geldi. Hayatın ilginç cilvelerinden biri…

Dilan Yeşilgöz-Zegerius bugün Hollanda siyasetinin en etkili isimleri arasında yer alıyor. Eğitimini Amsterdam Vrije Üniversitesi’nde Kültür, Organizasyon ve Yönetim alanında tamamlayan Yeşilgöz, genç yaşlardan itibaren siyasetin içinde yer aldı. Amsterdam Belediye Meclisi üyeliğinin ardından 2017 yılında liberal sağ çizgideki Özgürlük ve Demokrasi İçin Halk  Partisi’nden (VVD) milletvekili seçildi. Eski Başbakan Mark Rutte hükümetlerinde önemli görevler üstlenen Yeşilgöz, 2023 yılında partisinin ilk kadın genel başkanı olarak tarihe geçti. Şubat 2026’da kurulan azınlık koalisyon hükümetinde ise Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı olarak görevini sürdürüyor.

Doğduğu ülkeden küçük yaşta ayrılan bir çocuğun, yıllar sonra aynı şehre bir Avrupa ülkesinin savunma bakanı olarak dönmesi, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir başarı hikâyesidir.

Üstelik Dilan Yeşilgöz tek örnek değil. Örneğin Almanya’da 2025 yılı başında yapılan federal seçimlerde 19 Türkiye kökenli milletvekili Federal Meclis’e girmeyi başardı. SPD’den Meclis’e girmeyi başaran vekiller şöyle:

Aydan Özoğuz, Metin Hakverdi, Serdar Yüksel, Macit Karahmetoğlu, Derya Türk-Nachbaur, Hakan Demir ve Mahmut Özdemir.

Türkiye kökenli çok sayıda politikacının görev yaptığı Sol Parti’den Meclis’e girmeyi başaran vekillerin isimleri şöyle:

Gökay Akbulut, Nils Ateş Gürpınar, Ferat Ali Koçak, Cansu Özdemir, Cem Hamit İnce, Cansın Koktürk ve Edis Mirze. Hamburg’tan Meclis’e yeniden girmeyi başaran Aydan Özoğuz, dağılan üçlü koalisyon hükümeti döneminde Meclis Başkan Vekilliği, 37 yaşındaki Duisburglu vekil Mahmut Özdemir de son hükümet döneminde Federal İçişleri Bakanlığında müsteşar olarak görev yapıyordu.

Hristiyan Demokrat Birlik’te (CDU), Serap Güler ve Tijen Ataoğlu, Yeşiller’de Ayşe Asar and Filiz Polat var. Hülya Duber ise, Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) tarihinde ilk Türk milletvekili.

Bu tablo, Avrupa’da yetişen Türkiye kökenli siyasetçilerin karar alma mekanizmalarında giderek daha güçlü şekilde temsil edildiğini gösteriyor.

Yıllar önce daha iyi bir gelecek umuduyla Avrupa’ya giden insanlarımızın çocukları ve torunları artık yalnızca iş gücüne katkı sağlayan bireyler değiller. Bugün Avrupa Türkleri; girişimcilikten akademiye, mühendislikten mimarlığa, tıptan hukuka, sanattan spora kadar pek çok alanda önemli başarılara imza atıyor. Binlerce Türkiye kökenli doktor, mühendis, öğretim üyesi, sanatçı ve sporcu yaşadıkları ülkelerin kalkınmasına değer katıyor.

Siyaset alanındaki başarılar da aynı şekilde dikkat çekiyor. Avrupa parlamentolarında, hükümetlerinde ve yerel yönetimlerinde görev yapan Türkiye kökenli siyasetçilerin sayısı her geçen yıl artıyor.

Bu başarılar, eğitimde fırsat eşitliği sağlandığında insanımızın her alanda neler başarabileceğinin en somut göstergelerinden biridir. Aynı zamanda Avrupa ülkelerinin, yetenekli insanları kökenlerine bakmaksızın değerlendirebilen demokratik anlayışlarının da önemli bir sonucudur.

Bugün Avrupa’daki Türkiye kökenli toplumun büyük bölümü artık yaşadıkları ülkeleri kalıcı vatanları olarak görüyor. Geleceğe ilişkin planlarını buna göre yapıyor. Eğitimin önemini kavrayan emekçi ailelerin çocuklarına verdikleri destek ise meyvelerini vermeye devam ediyor. Avrupa’da daha nice Dilan Yeşilgözlerin yetişmekte olduğuna inanıyorum.

Almanya (Mainz/1993-1997) ve İsviçre’de (Zürih/2000-2004) Başkonsolos olarak görev yaptığım yıllarda ben de Dilan gibi pek çok başarılı genci tanıma fırsatı buldum. Özellikle çocuklarının eğitimini her şeyin üzerinde tutan aileler dikkatimi çekerdi. Sessiz sedasız başarı basamaklarını tırmanan bu gençler arasında özellikle kız öğrencilerin gösterdiği başarı umut vericiydi. Gelecek için büyük hayaller kuruyor, hedeflerine kararlılıkla ilerliyorlardı. 

Yurttaşlarımıza yönelik toplantılarda, Türk toplumunun yapısındaki değişime işaretle, toplumumuzun artık mavi yakalı değil, beyaz yakalı işlere eğilimin artacağını gösterdiğini vurgulardım.” Alman toplumu artık, politikacı, bilim insanı, iş insanı” gibi Türk kökenlilere alışmalıdır ” derdim. Bu konuşmalarım basında “Türklerin geleceği parlak” (Milliyet), “Başkonsolos Demirok: İkibinli yıllarda Türk İşadamlarının sayısı artacak” (Dünya)  gibi başlıklarla yayınlanırdı.

Mainz’da 1996’da bir siyasi partinin (CDU)  gençlik kolu üyeleriyle Avrupa Türk Akademisyenler Birliği (EATA) Mainz Şubesi üyelerini bir araya getirmiştim. Toplantıda çeşitli hususlar meyanında Türk gençlerinin Almanya’daki politik gelişmelerle ilgilelenmelerini ve kendi görüşlerine yakın buldukları siyasi partiler içinde yer almalarını önermiştim. Bu toplantı Türk basınında “Demirok, Türk-Alman gençleri bir araya getirdi (Türkiye), “Gençlere politika çağrısı” (Milliyet), “CDU-EATA Yakınlaşması” (Hürriyet) gibi başlıklarla yayınlanmıştı.

Aradan yıllar geçti. Bugün o gençlerin kim bilir kaçı bilim insanı, yönetici, girişimci ya da siyasetçi olarak toplumlarına hizmet ediyor.

Avrupa Türklerinin en önemli avantajlarından biri genç ve dinamik bir nüfusa sahip olmalarıdır. Bu gençler yalnızca bulundukları ülkelerin değil, Avrupa’daki Türk toplumunun da geleceğini şekillendirecek en önemli güç konumundadır.

Elbette gençlerimizi kaygılandıran gelişmeler de bulunuyor. Yabancı ve İslam karşıtlığının zaman zaman yükselmesi, kuşaklar arasındaki görüş farklılıkları, iki kültür arasında yaşanan kimlik arayışları ve uyum konusundaki farklı yaklaşımlar üzerinde ciddiyetle durulması gereken sorunlar arasında yer alıyor.

Öte yandan, Avrupa’da yetişen Türkiye kökenli siyasetçiler, ülkemizdeki gelişmeleri de yakından takip ediyor ve zaman zaman eleştirel değerlendirmelerde bulunuyorlar. Bu açıklamalar Türkiye’de bazı çevrelerde tepkiyle karşılanabiliyor. Oysa farklı görüşleri peşinen reddetmek yerine dikkatle dinlemek, gerektiğinde öz eleştiri yapabilmek ve yapıcı eleştirilerden ders çıkarabilmek demokratik olgunluğun bir gereğidir.

Aynı zamanda bu siyasetçiler, Türkiye ile yaşadıkları ülkeler arasında güven ve diyalog köprüleri kurulmasına önemli katkılar sağlayabilecek birikime sahiptir.

Bu nedenle yurt dışındaki vatandaşlarımıza yönelik çalışmalar kapsamında ilgili kurumlarımızın ve dış temsilciliklerimizin, siyaset başta olmak üzere çeşitli alanlarda başarı kazanmış Türkiye kökenli isimlerle iletişimlerini güçlü tutmaları büyük önem taşımaktadır. Bu insanlarımızın bilgi ve tecrübelerinden yararlanılmalı; Türkiye ile Avrupa arasında karşılıklı anlayışı geliştirecek ortak toplantılar, konferanslar ve kültürel etkinlikler düzenlenmelidir.

Çünkü nerede yaşarlarsa yaşasınlar, başarılarıyla bulundukları ülkelere değer katan her Türkiye kökenli isim, aynı zamanda ülkemizin de en önemli kazanımlarından biridir.

***

Not: Manşet görseli yapay zekâyla üretilmiştir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Roma İmparatoru Hadrian ve Bolulu Antinous
Sonraki Makale Deniz, teras ve caz…

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Serbest Kürsü

“Araçsallaştırılmış göç” İspanya üzerinden Avrupa’ya baskı mı?

Mustafa Böğürcü
1 Ağustos 2026
ManşetSerbest Kürsü

İklim kaynaklı toplu göçler geliyor

Adil Gürkan
1 Ağustos 2026
ManşetSerbest Kürsü

Anadolu’da Roma “şıklığı”

Halil Ocaklı
1 Ağustos 2026
Serbest Kürsü

Deliler yönetilemez!

Tijen Zeybek
29 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?