Salı, 14 Tem 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Ak Parti’de neler oluyor?

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 18 Haziran 2026 14:33
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

CHP içindeki kaotik durum günlerdir kamuoyunu meşgul ediyor. Parti’nin geleceğine ilişkin senaryolar tartışılıyor, olası liderlik mücadeleleri konuşuluyor.

CHP kadar kamuoyunun gündeminde olmasa da AK Parti’de de partinin geleceğine ilişkin arayışlar ve tartışmalar dikkat çekiyor.

Yaklaşık çeyrek asırdır iktidarda bulunan AK Parti içinde de bazı sancıların yaşandığı görülüyor. Partinin geleceği sadece muhalefetin değil, AK Parti seçmeninin de merak konusu. Bir zamanlar “seçim kazanma makinesi” olarak görülen parti, bugün hem ekonomik gelişmelerin hem de değişen toplumsal dinamiklerin etkisiyle yeni bir sınav veriyor.

Peki AK Parti’de neler oluyor? Parti içinde bir güç mücadelesi var mı? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sonrası senaryolar neler? Ve en önemlisi, AK Parti önümüzdeki seçimleri yeniden kazanabilir mi?

Erdoğan faktörü

AK Parti’nin en büyük avantajı da, en büyük bilinmezi de Recep Tayyip Erdoğan.

Erdoğan, partinin kuruluşundan bu yana tartışmasız lider konumunda oldu. AK Parti, büyük ölçüde Erdoğan’ın siyasi karizması, hitabet gücü ve liderliği etrafında şekillendi. Bugün AK Parti denildiğinde akla gelen ilk isim hâlâ Erdoğan.

Partinin bugüne kadar elde ettiği seçim başarılarında Erdoğan faktörünün belirleyici rol oynadığı konusunda geniş bir mutabakat bulunuyor. Ancak siyasetin doğasında değişim vardır. Her siyasi hareket er ya da geç kurucusundan sonraki döneme hazırlanmak zorundadır.

Bu nedenle bugün AK Parti açısından en önemli sorulardan biri, Erdoğan sonrası dönemin nasıl şekilleneceğidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gün aktif siyasetten çekilmesi veya görevini bırakması halinde partinin nasıl bir yol izleyeceği sorusu artık daha sık soruluyor.

Erdoğan sonrası senaryolar

AK Parti içerisinde zaman zaman farklı isimler öne çıksa da Erdoğan’ın siyasi ağırlığını taşıyabilecek, tabanı aynı ölçüde etkileyebilecek bir lider henüz ortaya çıkmış görünmüyor.

Bu nedenle Erdoğan sonrası döneme ilişkin üç temel senaryo konuşuluyor.

Birinci senaryo, partinin güçlü bir lider etrafında yeniden birleşmesi. Bu durumda AK Parti, lider değişimine rağmen kurumsal yapısını koruyabilir ve siyasi yolculuğunu sürdürebilir. Ancak bugün itibarıyla Erdoğan’dan sonra bayrağı devralabilecek ve parti tabanını aynı ölçüde bir arada tutabilecek bir ismin varlığı konusunda ciddi soru işaretleri bulunuyor. Zaman zaman aile içinden bazı isimler kamuoyunda tartışılsa da bu isimlerin Erdoğan’ın siyasi ağırlığını taşıyabilecek güçte oldukları söylenemez. Ancak güven vermeyen, darmadağın bir muhalefetin varlığı bu senaryonun gerçekleşmesi şansını yükseltebilir.

İkinci senaryo, parti içerisinde farklı grupların ve güç odaklarının daha görünür hale gelmesi. Bu durumda yönetim üzerinde etkili olmak isteyen siyasi aktörler arasında rekabet yaşanabilir. Siyasi tarih, lider sonrası dönemde yaşanan parti içi mücadelelerin birçok örneğiyle doludur. Böyle bir sürecin AK Parti içinde de yaşanması ihtimal dışı değildir.

Üçüncü senaryo ise merkez sağ siyasette yeni oluşumların ortaya çıkması ve AK Parti seçmeninin bir bölümünün farklı adreslere yönelmesidir. Özellikle son yıllarda ekonomik sıkıntılar ve değişen toplumsal beklentiler nedeniyle bu ihtimal üzerinde duran siyasetçilerin ve siyasi çevrelerin olduğu görülüyor.

Bugün itibarıyla bu senaryolardan hangisinin gerçekleşeceğini kesin olarak söylemek mümkün görünmüyor.

Partide güç mücadelesi var mı?

Siyasi kulislerde uzun süredir AK Parti içerisinde farklı görüşlerin bulunduğu konuşuluyor.

Partinin kuruluşunda önemli görevler üstlenmiş bazı isimlerin zaman zaman iktidarın politikalarına yönelik eleştirilerde bulunmaları dikkat çekiyor. Ayrıca sosyal medyada gündeme gelen çeşitli tartışmalar ve iddialar da parti içindeki farklı eğilimlerin varlığına işaret ediyor.

Ekonomi yönetiminden yerel yönetimlere, bürokrasiden teşkilatlara, hukuk devleti tartışmalarından kamu kaynaklarının kullanımına kadar birçok konuda farklı yaklaşımların bulunduğu gözleniyor.

Ancak bütün bunlara rağmen AK Parti’de açık bir liderlik krizinden söz etmek şu aşamada mümkün görünmüyor. Çünkü partide nihai karar mekanizmasının merkezinde hâlâ Recep Tayyip Erdoğan bulunuyor.

Bununla birlikte Erdoğan sonrası döneme hazırlık yapan kişi ve grupların olduğu yönündeki değerlendirmeler de siyaset gündeminde yer almaya devam ediyor. Bu durum da doğal olarak parti içindeki dengelerin gelecekte nasıl şekilleneceğine ilişkin tartışmaları canlı tutuyor.

Yeni seçimleri kazanabilir mi?

Bu sorunun cevabı yalnızca AK Parti’nin performansına değil, muhalefetin ortaya koyacağı tabloya da bağlı.

AK Parti’nin hâlâ önemli avantajları bulunuyor. Türkiye’nin en yaygın teşkilat ağına sahip siyasi partisi olması bunların başında geliyor. Ayrıca yıllar içerisinde oluşmuş sadık bir seçmen kitlesi de partinin en önemli dayanaklarından biri olmaya devam ediyor.

Buna karşılık ekonomik sıkıntılar, hayat pahalılığı, gelir dağılımındaki bozulma ve özellikle genç seçmenin değişen beklentileri iktidarın karşı karşıya olduğu temel zorluklar arasında yer alıyor.

Muhalefetin ortak bir strateji geliştirmesi ve seçmene güçlü bir alternatif sunması halinde seçim rekabetinin daha sert geçmesi beklenebilir. Ancak muhalefetin dağınık ve kendi iç sorunlarıyla meşgul görüntü vermesi durumunda AK Parti’nin yeniden avantaj elde etmesi de mümkündür.

Muhalefet, AK Parti’nin sancılarından, zaaflarından istifade yollarını mı araştırır, yoksa seçmenlerinin tepkilerine rağmen birbirlerini hırpalamayı sürdürmeyi tercih eder bilinmez.

Dolayısıyla önümüzdeki seçimlerin sonucu yalnızca iktidarın performansıyla değil, muhalefetin ne kadar güven veren bir alternatif oluşturabildiğiyle de yakından ilgili olacaktır.

Sonuç

AK Parti bugün tarihinin belki de en kritik eşiklerinden birinde bulunuyor. Bir tarafta uzun yıllardır devam eden iktidarın getirdiği yorgunluk ve yıpranma, diğer tarafta hâlâ etkisini koruyan güçlü bir siyasi liderlik var.

Ancak asıl mesele seçim kazanıp kazanmamak değil.

Asıl mesele, AK Parti’nin Erdoğan sonrası döneme ne kadar hazır olduğudur.

Çünkü siyasi tarih bize güçlü liderlerin partileri iktidara taşıyabildiğini, ancak kurumlaşamayan yapıların liderleri sahneden çekildiğinde ciddi sarsıntılar yaşayabildiğini gösteriyor.

Önümüzdeki yıllarda yaşanacak gelişmeler yalnızca AK Parti’nin geleceğini belirlemeyecek. Aynı zamanda Türkiye’de siyasetin kişilere mi yoksa kurumlara mı dayanacağını da ortaya koyacak.

Belki de bugün sorulması gereken en önemli soru şudur:

AK Parti Erdoğan sonrası döneme hazır mı?

Daha da önemlisi, Türkiye Erdoğan sonrası siyasete hazır mı?

Bu sorunun cevabını ne anketler verebilir ne de siyasi kulisler…

Cevabı, zaman gösterecek.

Ve o cevap yalnızca bir partinin değil, Türkiye’nin gelecek yıllardaki siyasi yönünü de belirleyecek.

Orijinal fotoğraf: akparti.org.tr

İlgili yazı:

Fidan aday olabilir mi?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale “Türk futbol tarihinin en güzel sorusu!”
Sonraki Makale Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Avrupa’ya yeni köprüler kurmak

Gürsel Demirok
14 Temmuz 2026
ManşetSerbest Kürsü

Ferrarilerle verilen mesajın devamı nerede?

Mustafa Böğürcü
14 Temmuz 2026
Serbest Kürsü

Çocuğa güvenmek gerek

Olga Ocaklı
12 Temmuz 2026
Serbest Kürsü

Levent’teki mahallemizden anılar (3)

Alper Eliçin
12 Temmuz 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?