Yunanistan’ın İsrail ile geliştirdiği “Aşil Kalkanı” projesi, İsrail öncülüğündeki “Altıgen” ile Türkiye arasında karşılıklı askerî ve teknik hamlelerle ilerlemesi beklenen yeni bir sürecin son adımı. Bu süreç, Türkiye’nin müttefiki Pakistan’ın da Doğu Akdeniz’deki gelişmelere dahil olmasıyla sonuçlanabilir.
Yunanistan, ağustos ayının sonlarında İsrail ile “Aşil Kalkanı”nın inşası için 3 milyar avroluk bir anlaşma imzaladı. Sistemin, balistik füzelerden insansız hava araçlarına kadar çeşitli tehditlere karşı kapsamlı bir savunma kapasitesi sağlaması öngörülüyor.
Bu anlaşma, Türkiye’ye karşı şekillenen Yunanistan-İsrail savunma ortaklığının son örneği. Türkiye ile Yunanistan arasında deniz yetki alanları konusunda anlaşmazlık bulunurken Türkiye ve İsrail, Levant bölgesinde nüfuz mücadelesi yürütüyor. Yunanistan ve İsrail’in Kıbrıslı (Rum Kesimi) ortağı da Türkiye’yi tehdit olarak görüyor. Bunun temel nedeni, Türkiye’nin Kıbrıs Adası’nın kuzey yarısını kontrol etmesi.
Ocak ayının başlarında Doğu Akdeniz jeopolitiğinin giderek karmaşıklaştığına dikkat çekilmişti. Bu değerlendirmede üç gelişme öne çıkıyordu: Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’de Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin yoğunlaşması, İsrail’in Kıbrıs ve Yunanistan’la bir hızlı müdahale gücü kurmayı planladığına ilişkin haberler ve Türkiye’nin müttefiki Pakistan’ın Doğu Libya’daki General Halife Hafter’le yeni askerî ilişkiler geliştirmesi.
İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan arasında yapılması önerilen Doğu Akdeniz su altı doğal gaz boru hattı da Türkiye açısından bir başka sorun. Yeni “İslam NATO”su da bu üç ülke için benzer bir meydan okuma oluşturuyor.
Ancak “İslam NATO”su henüz İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan’a ortak bir cephe olarak meydan okumuş değil. Bu üç ülke, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Üçüncü Körfez Savaşı başlamadan hemen önce sözünü ettiği “Altıgen”in parçaları arasında yer alıyor. Netanyahu, bu yapının hem “radikal Şii eksenine” hem de “ortaya çıkmakta olan radikal Sünni eksenine” karşı oluşturulduğunu belirtmişti.
İsrail, Kıbrıs ve Yunanistan, Türkiye’ye yönelik tutumları doğrultusunda Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini giderek daha fazla eşgüdüm içinde yürütüyor. Bu faaliyetler, Türkiye’nin güney kanadı boyunca bir çevreleme hattı oluşturulması çabalarının parçası.
Hava savunma şemsiyesi
“Aşil Kalkanı”, Yunanistan üzerinde İsrail yapımı bir hava savunma şemsiyesi oluşturacak. Sistemin ileride Kıbrıs’ı da (Rum Kesimi) kapsaması mümkün.
İlk bakışta tamamen savunma amaçlı görünen bu girişim, Türkiye açısından farklı sonuçlar doğurabilir. Sistem, Yunanistan’a ve gelecekte Kıbrıs’a daha fazla güvenlik sağlayarak bu ülkeleri Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin iddialarına daha güçlü biçimde karşı çıkmaya teşvik edebilir.
Bu nedenle Türkiye, “Aşil Kalkanı”nın inşasını gelecekte denizde yaşanabilecek gerilimlerin ve çatışmaların habercisi olarak değerlendirebilir.
F-35 ve Rusya’nın güneyi
Öte yandan, Trump yönetiminin ikinci döneminde Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi de değerlendiriliyor. Bu olasılık, Türkiye’nin NATO’nun Rusya’nın güney çevresindeki nüfuzunu genişletmesine öncülük etmesi beklentisiyle bağlantılı olabilir.
Bu beklenti, Ağustos 2025’te gündeme gelen “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Rotası” (TRIPP) projesiyle ilişkilendiriliyor. TRIPP’in kamuoyuna açıklanmayan iki amacından biri, Türkiye öncülüğünde Avrasya’nın merkezine uzanan bir NATO askerî lojistik koridoru oluşturmak. Bu koridor, Rusya’yı çevrelemeyi amaçlayan yeni güvenlik kuşağının güney kanadını güçlendirebilir.
Türkiye, “Aşil Kalkanı”nı bir tehdit olarak görebileceği gibi “Altıgen” ülkeleri de Türkiye’nin F-35 programına olası dönüşünü tehdit olarak algılayabilir. Bu karşılıklı güvensizlik, uluslararası ilişkilerde “güvenlik ikilemi” olarak adlandırılan durumun bir örneği.
Güvenlik ikilemi, rekabet halindeki tarafların birbirlerinin savunma ve caydırıcılık amacıyla attığı adımları tehdit olarak algılaması anlamına geliyor. Taraflardan biri kendi güvenliğini artırmak için bir adım attığında diğer taraf bunu saldırı kapasitesini güçlendiren bir girişim olarak değerlendirebiliyor. Bunun sonucunda o da benzer önlemler alıyor ve karşılıklı askerî hamleler birbirini izliyor.
Bu çerçevede “Aşil Kalkanı”nın inşası, Yunanistan ve İsrail’in güvenlik kaygılarını gidermeye yönelik bir adım olarak görülse de Türkiye tarafından farklı yorumlanabilir. Aynı şekilde Türkiye’nin F-35 programına dönmesi de “Altıgen” ülkelerinde benzer kaygılar yaratabilir. Her iki tarafın kendi güvenliği için attığı adımlar, karşı tarafın gözünde tehdit niteliği taşıyabilir.
Bu tür girişimler birbirini dengeleyerek taraflar arasındaki askerî güç dengesini koruyabilir. Ancak güvenlik ikilemi, taraflardan birinin savunmasını daha da güçlendirmek amacıyla yeni bir adım atmasına, diğerinin de buna karşılık vermesine yol açabilir. Böylece karşılıklı hamleler süreci devam eder.
“Aşil Kalkanı”, İsrail öncülüğündeki “Altıgen” ile Türkiye arasında karşılıklı askerî ve teknik hamlelerin yeni halkası. Sürecin ilerlemesi, Türkiye’nin müttefiki Pakistan’ın da Doğu Akdeniz’deki gelişmelere dahil olmasına yol açabilir.
Not: Yazımın İngilizce orijinalini okumak için tıklayın
Not: Görsel yapay zekâyla hazırlanmıştır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
