Pazar, 1 Kas 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Büyük şansı İslamcılarla milliyetçiler yok etti

Metin Gülbay
Son güncelleme: 1 Kasım 2026 16:03
Metin Gülbay
Paylaş
Paylaş

Türkçe konuşan halkların büyük bir birlik kurmaları mümkündü. Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kırgızistan ilk olarak temeli atabilir sonra bu birliğin yaratacağı sinerjiyle dünyada Türkçe konuşan diğer halklar da yavaş yavaş birliğe katılabilirdi.

Birlikten kastım, çıkarlar birliği. Yani ne AB gibi ne de NATO gibi bir şeyden söz ediyorum. Onlar belki çok sonra olabilecek şeyler.

Düşününce dünyada ne kadar çok irili ufaklı Türkçe konuşan halk olduğu görülebiliyor. Rusya sınırları içindeki Hakasya, Altay Cumhuriyeti ve Tuva Cumhuriyeti ile Saha Cumhuriyeti sonra Moldova’daki Gagavuz Özerk Bölgesi, İran Azerileri, Uygur Özerk Bölgesi ve birçok ülkenin sınırları içinde yaşayan ve Türkçe konuşan topluluklar.

Ama bunun için Türkçe konuşan her devletteki halkların birbirini eşit olarak görmesi gerekiyordu. Diğerleri ne kadar bunu becerebildi bilinmez ama Türkiye Cumhuriyeti’ndeki milliyetçiler ki bununla yalnız MHP ve ondan çıkan partilerin seçmenini kastetmiyorum, CHP, AKP, YENİ Parti’siyle tüm partilerin seçmeni içinde bolca yer alan milliyetçileri kastediyorum, bu düşünceyi yerle bir etti. Denecek ki zaten böyle bir şey yoktu, olamazdı ki yok edilsin. Bir anlamda doğru. Tarihte birçok Türk devletini diğer Türk devleti yıkmıştır. “Türk Türk’ün kurdudur” başlıklı iki yazımda bunu anlatmaya çalışmıştım. 

Ama artık belki akılları başlarına gelmiştir ve böyle şeyler yapmazlar diye düşünülüyordu, en azından ben öyle düşünüyor veya hayal ediyordum diyelim. Türkçe konuşan tüm devletler birbiriyle iyi geçinemiyor bugün de. Ben bu yazıyla en son örnekten yola çıkarak hayalimdeki birliği daha oluşmadan yerle bir eden Türkiye Cumhuriyeti’ndeki insanlara bir şeyler anlatmayı amaçlıyorum.

Azerbaycan adını tek başına anmayı bile hazmedemeyen T.C. Türkleri ille de “Azerbaycan Türkü” denmesini istiyor niyeyse! Oysa Azeri diye bir ad var niye bu adı yeterli görmüyorlar bilinmez.

Kendini herkesin üstünde görme duygusu o kadar derin ki halkların kendi adlarını anmasına bile tahammülleri yok. Yalnız Azeri adına değil, Özbek, Kazak, Kırgız, Türkmen adına da tahammülleri yok. Hepsini sonuna “Türkü” ekini getirerek anıyorlar. Yani demek istiyorlar ki “neymiş öyle Kazak, Özbek, Kırgız falan hepiniz Türksünüz”. Ama kendi adları Türk olduğu için ve Türk T.C.’de yaşayan Türkler’in asla anlamadıkları biçimde herhangi bir şeye karşılık gelmediği için tökezliyorlar. Türk dünyadaki Türkler için bir anlam ifade etmiyor. Aslında Türkçeye karşılık geliyor ama hiçbir Özbek “Ben Özbekçe konuşuyorum” demekten, Kırgız “ben Kırgızca konuşuyorum” demekten vazgeçmiyor. 

Burada ince bir çizgi var. Anlaşılması pek kolay değil. 

Her ülkenin halkları birbirinden farklı duygulara sahip.

Kimse kendi geleneklerini, göreneklerini bırakmak niyetinde değil zaten niye bıraksınlar.

Kendi siyesi geçmişlerini, tarihlerini, efsanelerini de bırakmak niyetinde değiller.

Ama T.C.’deki Türkler herkesin ortak bir tarihe sahip olduğunu sanıyor.

Hiçbir tarih kitabı okumadıkları, okudukları da efsaneleri anlatan kitaplar olduğu için Türklerin gerçek tarihlerinden habersizler.

Her bir topluluğun birbiriyle pek örtüşmeyen tarih geçmişleri var. Birbirleriyle de savaşmışlar başkalarıyla da. Ama sonuçta kimse bir başkasının tarihiyle bire bir aynı bir geçmişe sahip değil.

Son örnekte Azerbaycan ile yaşananlar üzerinde biraz durmak istiyorum.

Azerbaycan diktatörü Aliyev Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan siyasal İslamcıların kendi yapıp ettiklerine karışmasına sessiz kalamazdı ve kalmadı da. Temelde İran’daki molla rejiminin Azerbaycan’daki siyasi sistemi, yani Aliyev’in başında olduğu iktidarı hedef almasına karşı alınmış bir önlem gibi duran okullarda başörtüsü yasağı Türkiye’deki siyasal İslamcılar ve bazı partilerdeki İslamcı milletvekilleri tarafından sert biçimde eleştirilince sesini çıkarmak zorunda kaldı.

29 Ekimde Azerbaycan haber ajansı APA’daki bir analizde şu satırlar yer aldı:

“… Türkiye’de bu süreç, ekim ayının başında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında Azerbaycanlı bir temsilcinin salonu terk etmemesi bahane edilerek yeniden ve çok daha şiddetli biçimde alevlendirildi. Bir süre sonra Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun tek tip okul kıyafetine ilişkin kararının ardından kampanya, daha önce görülmemiş ölçüde sert ve iğrenç bir hâl aldı; neredeyse Türkiye’nin medya ve sosyal medya gündeminin başlıca konusu hâline geldi… İkili ilişkilerde anlaşmazlıklar, çelişkiler ve gerilimler yaşanmış olsa bile hiçbir ülkeden Azerbaycan’a karşı bu kadar ağır söz ve hakaret gelmemişti.
Azerbaycan bu saldırıyı İran’dan beklerken, en ağır darbeyi kardeş olarak gördüğü Türkiye’den aldı. Bu darbeyi vuranlar ise iktidardaki AKP ve onun destekçisi olan İslamcı-Nurcu gruplardı.
Azerbaycan’ın Ankara ve İstanbul’daki diplomatik temsilcilikleri önünde altı gösteri düzenlendi. Bu gösterilerde Azerbaycan’a, ülke yönetimine ve halkına yönelik ağır suçlamalar ve hakaretler dile getirildi. Türkiye medyası ve sosyal medyası, hiçbir dayanağı olmadan başörtüsü konusunu çarpıtılmış biçimde Arap dünyasının medya gündemine de taşıdı ve bu coğrafyada Azerbaycan karşıtı kampanyanın başlıca sorumlusu oldu.”

Birlik hayalim tabii ki yalnızca Türkiye’deki siyasal İslamcıların son tavırlarıyla yok olmadı. Bu tavır dediğim gibi yalnız siyasal İslamcıların değil, tüm milliyetçilerin kendilerini tüm “Türklerin efendisi” gibi görme saçmalığıyla da bir türlü yaşamda uygulama şansını yitirmişti.

Ancak olsa güzel olurdu diye düşünüyorum. Bu Türkiye Cumhuriyeti Türklerinin bencilliklerinden vazgeçmeleri, herkesi kendileriyle eşit görmeleri, üstünlük duygusundan sonsuza kadar kurtulmaları ve daha birçok şeyi gözden geçirmeleriyle mümkündü. Olmasını istemek ile olması arasında çok büyük bir uçurum var.

Herkese keyifli günler.

İlgili yazı:

Türk Türk’ün kurdudur

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Gülbay
Takip et:
İlk haberi 1982'de staj yaptığı Nokta İnsanlar dergisinde yayınlandı. Özgür Gündem, Evrensel, Radikal gazeteleriyle, CNN Türk ve Skytürk televizyonlarının kuruluş ekibinde yer aldı. Kırk yılda birçok yayında çalıştı. Gazeteci meslektaşlarıyla birlikte hazırladıkları üç kitap çalışması bulunuyor, dördüncüyü kendi başına yaptı. 2003 sonu ile 2012 başı arasında Dünya Yayın Grubu'nda Ajans Dünya'nın genel yönetmenliğini yürüttü. 2014'te meslektaşı Adnan Genç ile ortakhaber.com haber sitesinin yayınına başladı. 2,5 yıl süren yayını açılan davalar nedeniyle bitirmek zorunda kaldılar. Çeşitli internet sitelerine tarih ve bilim yazıları yazarak emeklilik hayatını sürdürüyor.
Önceki Makale Tarihte bu hafta
Sonraki Makale Altın korkuya mı faize mi bakar?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetMG Özel

İstanbul zirvesine Rus yorumu

Fuad Safarov
1 Kasım 2026
ManşetSerbest Kürsü

Polonya yol ayrımında

Andrew Korybko
1 Kasım 2026
GünlükManşet

“Yahudilere yurt” mektubu

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
GünlükManşet

Trump için “sınav” zamanı

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?