Dikkatinizi çekmiş olabilir, Yunanistan’da kullanılan bazı soyadları Türkçedeki “oğlu” ekiyle bitiyor; Papazoglou, Tsolakoglou, Ardizoglou gibi..
Yunanistan’da bir futbolcunun, müzisyenin ya da siyasetçinin soyadı nasıl oluyor da “-oğlu” ile bitebiliyor? Türkçede aile bağını anlatan bir ek, Yunan soyadlarında neden yer alıyor?
Yanıt, yalnızca dilde değil, Anadolu’nun ve Balkanlar’ın çok katmanlı tarihinde saklı.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkçe, Rumca, Ermenice ve başka diller konuşan topluluklar yüzyıllar boyunca aynı şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yaşadı. Ticaret, komşuluk, meslekler ve gündelik hayat, diller arasında yoğun bir alışveriş yarattı. Bu etkileşim aile adlarına da yansıdı.
Oxford Üniversitesi’nin Yunan adları üzerine hazırladığı araştırma kaynağına göre, Türkçedeki “oğlu” anlamına gelen “-oğlu” eki, özellikle Anadolu ve Karadeniz’in güney kıyılarından gelen Rum ailelerin soyadlarında görülüyor.
En açıklayıcı örneklerden biri Papazoglou soyadı.
Yunancada din adamı anlamına gelen papas kelimesi ile Türkçedeki “oğlu” eki bir araya geliyor. Böylece Papazoglou, kelime anlamıyla “papazın oğlu” oluyor.
Bu soyadını taşıyanlar arasında Yunan şarkıcı ve besteci Nikos Papazoglou ile futbolcu Athanasios Papazoglou da bulunuyor. Soyadı, yalnızca eski kayıtlarda karşılaşılan tarihî bir kalıntı değil; günümüzde de kullanılan bir aile adı.
Tsolakoglou, Ardizoglou ve Patsatzoglou da Türkçe “oğlu” ekiyle ilişkilendirilen başka Yunan soyadları arasında sayılıyor. Bu adların kökleri farklı kişilere, lakaplara veya aile geleneklerine dayanabiliyor. Dolayısıyla her soyadının tam anlamını yalnızca son ekine bakarak belirlemek mümkün değil.
Soyadı kimliğin kendisi mi?
Bir soyadının hangi dilden geldiği, o aileden insanların bugün hangi ulusal kimliği taşıdığını tek başına göstermiyor.
Osmanlı döneminde toplulukların kimlikleri, modern ulus devletlerdeki kimlik anlayışından farklıydı. Din, dil, yerel aidiyet ve aile geçmişi birbiriyle ilişkiliydi; ancak her zaman aynı yönde ilerlemiyordu.
Anadolu’da bazı Ortodoks topluluklar Türkçe konuşurken bazı Müslüman topluluklar Yunancayı gündelik hayatlarında kullanıyordu. Bu durum, insanların dinî kimlikleriyle konuştukları dilin her zaman örtüşmediğini gösteren örneklerden biri.
Soyadları da bu tarihî alışverişin izlerini taşıyor. Bir aile adının Türkçe bir ek içermesi, o ailenin bütün geçmişini açıklamadığı gibi, tek başına etnik kökeni hakkında kesin bir hüküm vermeye de yetmiyor.
1923 mübadelesi
Türkiye ile Yunanistan arasındaki nüfus mübadelesi, ortak tarihin en büyük kırılmalarından biriydi.
Lozan’da 1923’te imzalanan sözleşmeyle, Türkiye’deki Rum Ortodoks nüfusun büyük bölümü ile Yunanistan’daki Müslüman nüfusun büyük bölümü zorunlu olarak yer değiştirdi. İstanbul Rumları ve Batı Trakya Müslümanları gibi bazı gruplar mübadele dışında tutuldu.
Bu süreçte insanlar yalnızca evlerini, işlerini ve yaşadıkları yerleri değil, aile geçmişlerini taşıyan çevrelerini de geride bıraktı. Anadolu’dan Yunanistan’a giden ailelerin soyadları, doğdukları yerlerin ve eski hayatlarının izlerini yeni ülkelerine taşıdı.
“-Oğlu” eki de bu izlerden biriydi. Bununla birlikte bütün “-oğlu” soyadlarının mutlaka mübadeleyle Yunanistan’a giden ailelere ait olduğunu söylemek doğru değil; bu ek, Osmanlı döneminde farklı bölgelerde ve topluluklarda kullanılıyordu.
Türkiye’de Soyadı Kanunu 21 Haziran 1934’te kabul edildi. Kanun, her Türk vatandaşının ailece kullanılacak bir soyadı taşımasını zorunlu hale getirdi. Yunanistan’da ise kalıcı aile soyadlarının kullanımı çok daha önce yaygınlaşmaya başlamıştı.
6-7 Eylül olayları
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkiler, 1950’lerde özellikle Kıbrıs meselesi nedeniyle yeniden gerildi. 6-7 Eylül 1955’te İstanbul’da Rumların başta geldiği gayrimüslim topluluklara yönelik saldırılar yaşandı. Evler, işyerleri, kiliseler ve mezarlıklar zarar gördü.
ABD Dışişleri Bakanlığı arşivindeki döneme ait bir diplomatik belge, İstanbul ve İzmir’deki olayların ardından özellikle Rumların hedef alındığını kaydediyor. Tarih araştırmalarında 6-7 Eylül olayları, İstanbul Rum toplumunun çözülme sürecindeki önemli dönüm noktalarından biri olarak ele alınıyor.
Ancak bu tarihsel gelişmelerle “-oğlu” soyadlarının varlığı arasında doğrudan bir nedensellik kurmak mümkün değil.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
