İnsan bazen sağlam bir zeminde durduğuna aklıyla inanır ama bedenini ikna edemez. Mesela, birkaç santimlik camın üzerinde yürümek bile, insanın kendisiyle giriştiği tuhaf bir mücadeleye dönüşebilir.
X’te paylaşılan bir video bu durumu bütün açıklığıyla gösteriyor. Cam köprüden geçmeye çalışan insanlar… Kimi korkuluklara sıkı sıkıya tutunuyor, kimi dizlerinin üzerine çöküyor, kimi de birkaç adım atabilmek için bütün cesaretini toplamaya çalışıyor. Köprünün üzerinde yürümek, bazıları için basit bir gezinti olmaktan çıkıp ciddi bir sınava dönüşüyor.
Görüntüleri izlerken gülümsememek zor ama işin bir de psikolojik boyutu var. Çünkü mesele yalnızca yükseklik korkusu değil, insan beyninin tehlikeyi algılama biçimi.
Cam köprülerin ilginç tarafı, insanın üzerinde yürüdüğü zemini görmesine izin vermesi. Normal bir köprüde yürürken ayaklarımızın altında ne olduğunu düşünmeyiz. Sağlam zemine basar, yolumuza devam ederiz. Camın altındaki boşluğu gördüğümüzdeyse durum değişir. Gözlerimiz derinliği, aşağıdaki uçurumu ve düşme ihtimalini sürekli hatırlatır.
Aklımız köprünün tasarlandığı şekilde inşa edildiğini, gerekli güvenlik önlemlerinin alınmış olabileceğini söyleyebilir. Fakat tehlike algısı bundan çok daha hızlı ve güçlü bir tepki üretebilir. Beyin, düşme ihtimalini öne çıkarırken beden de buna göre hareket eder.
Kalp atışları hızlanabilir, kaslar gerilebilir, dizler titreyebilir. Kimi insan adım atmakta zorlanır, kimi de olduğu yerden kıpırdayamaz. Korku yoğunlaştığında, en basit hareketler bile güçleşebilir.
İşin ilginç tarafı, bu tepkiler herkes için aynı değil. Bazıları cam köprüde rahatça yürürken bazıları için birkaç adım atmak bile büyük bir mücadeleye dönüşebiliyor.
Videodaki görüntülerin bir başka ilginç yanı da insanların birbirlerinin davranışlarından etkilenebilmesi.
Önündeki kişinin korkuyla duraksadığını gören biri, kendisinin de tehlikede olabileceğini düşünebilir. Bir başkasının rahatça yürüdüğünü görmekse tam tersine cesaret verebilir. İnsanlar, özellikle belirsizlik karşısında çevrelerindeki kişilerin tepkilerini bir tür işaret olarak kullanır.
Bu nedenle kalabalık bir cam köprüde korku, kişisel bir deneyim olmaktan çıkıp ortak bir duyguya dönüşebilir. Bir kişi durur, arkasındaki de durur; birkaç saniye içinde basit bir geçiş, krize dönüşür.
Elbette videodaki kişilerin ne hissettiğini yalnızca görüntülerden kesin olarak bilmem mümkün değil. Bazıları gerçekten korkuyor, bazıları eğleniyor, bazılarıysa tepkilerini abartıyor olabilir. Yine de ortaya çıkan manzara, insan davranışının ne kadar değişken olabildiğini gösteriyor.
Cesaret korkmamak mı?
Cesareti çoğu zaman korkmamakla karıştırıyoruz. Oysa korku, insanın tehlikeye karşı geliştirdiği doğal bir savunma mekanizması. Önemli olan, korkunun gerçek riskle ne ölçüde örtüştüğü ve davranışlarımızı nasıl etkilediği.
Cam köprüde korkuya kapılan birine dışarıdan bakıp gülmek kolay. Fakat aynı kişi başka bir durumda son derece soğukkanlı davranabilir. Birinin belirli bir korku karşısında zorlanması, onun genel olarak korkak olduğu anlamına gelmez.
Öte yandan, korkuyu bütünüyle mantıksız saymak da doğru değil. Bir köprünün güvenli olup olmadığı, yalnızca camdan yapılmış olmasına bakılarak anlaşılamaz. Yapısal özellikleri ve güvenlik koşulları önemlidir. Gerçek bir risk varsa temkinli davranmak mantıklıdır.
Sorun, tehlike bulunmadığı hâlde zihnimizin bizi tehlikenin ortasındaymışız gibi hissettirmesi.
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
