Norveç’in kuzeyinde, Kuzey Kutup Dairesi’nin hemen üzerinde küçücük bir ada var. Adı Stott.
Bugün burada yalnızca yaklaşık 25 kişi sürekli yaşıyor. Bir dükkân, birkaç ev, eski balıkçı yapıları, küçük bir müze ve restore edilmiş tarihi binalar var.
Ama Stott’un (Støtt, “stöyt” diye okunuyor) hikâyesi bugünkü sessiz görüntüsünden çok farklı.
Bir zamanlar bu küçük ada, fırtınaya yakalanan balıkçıların sığınağıydı. Şimdi ise başka bir tür fırtınadan kaçmak isteyenleri kendine çekmeye çalışıyor: modern hayatın hızından.
Stott, Helgeland kıyılarındaki küçük adalar topluluğunun bir parçası.
Yüzyıllar boyunca bölge halkının geçim kaynağı deniz oldu. Stott ise konumu nedeniyle kuzeye, Lofoten Adaları’ndaki zengin morina balığı avlanma alanlarına giden balıkçılar için önemli bir durak haline geldi.
Özellikle eski ahşap teknelerle yapılan yolculuklarda hava koşulları büyük önem taşıyordu. Balıkçılar Vestfjord’u geçmeden önce fırtınanın dinmesini beklemek için Stott’a sığınıyordu.
Ada yalnızca güvenli bir liman değildi. Balıkçılar burada yiyecek, un, şeker, ekmek ve balıkçılık malzemeleri satın alıyor, teknelerini ikmal ediyor ve yolculuklarına devam ediyordu.
Bir anlamda Stott, kuzeyin ortasında küçük bir dinlenme ve ikmal istasyonu gibiydi.
Stott’un bugünkü hikâyesinin başlangıcı ise 1897’ye uzanıyor.
Johan Sorensen o yıl adadaki eski ticaret merkezini satın aldı. Ailesi sonraki kuşaklarda da buradaki işletmeyi sürdürdü.
Ticaret merkezi balık satın alıyor, kuru balık ve ringa balığı işliyor, morina karaciğeri yağı üretiyor ve bölge halkına gerekli malzemeleri sağlıyordu. Telgraf istasyonu da ticaret merkezinin önemli parçalarından biriydi.
Böylece küçük Stott, yalnızca balıkçıların uğradığı bir liman değil, çevredeki insanlar için önemli bir ekonomik ve sosyal merkez haline geldi.
Fakat teknoloji ve balıkçılık sektörü değişince adanın kaderi de değişmeye başladı.
1980’lerden itibaren daha büyük, daha hızlı ve daha güvenli balıkçı teknelerinin yaygınlaşmasıyla balıkçıların Stott gibi küçük ticaret noktalarında durma ihtiyacı azaldı.
Eskiden fırtınadan kaçmak için adaya yanaşan tekneler artık denize daha rahat devam edebiliyordu.
Bunun sonucu Stott için ağır oldu.
Küçük ölçekli balıkçılık geriledi, ticaret merkezi eski önemini kaybetti ve ada nüfusu yaklaşık 120 kişiden yalnızca 25 daimi sakine kadar düştü.
Stott’un kaderi, dünyanın pek çok küçük yerleşiminde görülen hikâyeye dönüştü: Gençler ayrıldı, nüfus yaşlandı ve ekonomik faaliyetler azaldı.
Derken adanın geçmişinden gelen biri geri döndü.
Eva Ann Andersen Stott’ta büyüdü.
Daha sonra Oslo’ya taşındı ve uzun yıllar kurumsal dünyada çalıştı. Ancak 2011’de, üç çocuğuyla birlikte adaya geri dönmeye karar verdi.
Kendi ifadesiyle bu kararın başlangıcında ciddi bir yorgunluk vardı. Andersen, modern şehir hayatından uzaklaşmak ve çocuklarını büyüttüğü adaya yeniden dönmek istiyordu.
Fakat yalnızca geri dönmekle kalmadı.
Ailesinin 1897’den beri sahip olduğu eski ticaret merkezini yeniden canlandırmaya başladı.
Tarihi binalar restore edildi. Eski fırın, balıkçı kulübeleri ve depolar konaklama alanlarına dönüştürüldü. Eski ticaret merkezinin bir bölümü restoran ve müze olarak kullanılmaya başlandı.
Bugün Stott’ta 16 odalı bir konaklama tesisi bulunuyor.
Ama amaç yalnızca turist getirmek değil.
Andersen’in hedefi, turizmi kullanarak adaya yeniden ekonomik ve sosyal hayat kazandırmak. Daha fazla insanın çalışabilmesi, gençlerin geri dönebilmesi ve Stott’un yalnızca yaz aylarında ziyaret edilen bir yer olmaktan çıkması hedefleniyor.
Bugünün Støtt’u eski balıkçı köyünden oldukça farklı.
Ziyaretçiler kano yapabiliyor, deniz turlarına çıkabiliyor, Svartisen buzuluna gidebiliyor, kuzey ışıklarını izleyebiliyor veya adanın eski Alman askeri sığınaklarını gezebiliyor.
Ancak adanın asıl sunduğu şey bunlardan biraz farklı.
Sessizlik.
Burada trafik yok denecek kadar az. Deniz, rüzgâr, dağlar ve gökyüzü günlük hayatın temel parçaları.
Norveç’in resmi turizm sitesinin de belirttiği gibi Stott bugün, eski ticaret merkezinin restore edilmesiyle hem tarihi hem de doğal çevresi üzerinden ziyaretçilere sakin bir ada deneyimi sunuyor.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
