Bundan tam 45 yıl önce Genesis 1981 yılının eylül ayında müzik dünyasında önemli bir albüm çıkardı: Abacab.
Bugünden bakıldığında albüm, grubun kariyerindeki bir geçiş noktasını temsil ediyor. Albümün çıkmasından birkaç yıl önce Peter Gabriel ve onun ardından Steve Hackett’ınn ayrılmasıyla büyük bir değişim yaşayan Genesis, Phil Collins, Tony Banks ve Mike Rutherford’dan oluşan üçlü olarak yoluna devam etti.
Ancak Abacab, grubun yalnızca yeni kadrosuyla yaptığı bir albüm değildi, Genesis müziğinin geçmişteki bazı alışkanlıklarını bilinçli biçimde geride bırakmaya başlamasıydı.
Topluluk, 1970’lerde progresif rock’ın en önemli gruplarından biri olmuştu. Uzun parçalar, karmaşık yapılar, hayali kahramanlar, şiirsel sözler, baskın klavye ve teatral anlatım grubun karakteristik özellikleriydi.
1980 tarihli Duke albümü bu anlayışın değişmeye başladığını gösterdi.
Abacab ise bu değişimi daha ileri taşıdı.
Grup, Surrey’deki bir çiftlik evini çalışma ve kayıt alanına dönüştürerek yeni albümün hazırlıklarına başladı. Mart-haziran 1981 arasındaki çalışmalar sırasında Genesis’in yanında yapımcı ve mühendis Hugh Padgham da vardı.
Tony Banks’in daha sonra anlattığına göre, grup bu kez Genesis’in geleneksel bazı özelliklerinden bilinçli olarak uzaklaşmak istiyordu; uzun soloları, tekrarları ve geçmiş albümlerdeki büyük yapıları azaltmak gibi.
Sonuç, hem tanıdık hem de farklı bir Genesis oldu.
Albümün açılış parçası “Abacab”, değişimin en belirgin örneğiydi.
Collins’in güçlü davulları, Banks’in elektronik klavyeleri ve Rutherford’un gitarları parçaya 1980’lerin başındaki yeni dalga ve elektronik müzik etkilerini taşıyordu.
Parçanın adı da ilginç bir hikâyeye sahip. “Abacab” sözcüğü, şarkının ilk dönemindeki bölümlerin A-B-A-C-A-B olarak sıralanmasından ortaya çıkmıştı. Ancak şarkı geliştikçe yapı değişse de isim kaldı.
Şarkı İngiltere listelerinde 9 numaraya kadar yükseldi. ABD’de ise 26 numaraya ulaştı.
Albümdeki en dikkat çekici parçalardan biri “No Reply at All”.
Genesis bu şarkıda Amerikan funk ve R&B grubu Earth, Wind & Fire’ın üflemeli çalgılar grubunu, yani Phenix Horns’u kullandı.
Bu tercih Genesis’in eski progresif rock kimliğinden ne kadar uzaklaşmaya başladığını gösteren örneklerden biriydi.
“No Reply at All” ABD’de 29 numaraya kadar yükseldi ve albümün önemli parçalarından biri oldu.
Abacab yalnızca pop şarkılarından oluşmuyordu.
“Me and Sarah Jane”, Tony Banks’in klavye dünyasını yansıtan parçalardan biriydi.
“Keep It Dark”, kısa ve akılda kalıcı yapısıyla albümün daha erişilebilir tarafını temsil ediyordu.
“Dodo/Lurker” ise Genesis’in eski progresif damarının hâlâ canlı olduğunu gösteriyordu.
Ve albümde mutlaka söz edilmesi gereken bir başka parça var: Who Dunnit?
Genesis’in en alışılmadık işlerinden biri olan parça, sözlerden çok ritim, elektronik sesler ve tekrarlanan vokal yapısıyla ilerliyor. Grubun yeni şeyler deneme konusundaki cesaretinin belki de en açık örneği.
Albümün kapanışındaki “Another Record” ise dinleyiciyi yeniden Genesis’in daha alışıldık dünyasına götürüyor.
Albüm toplam dokuz parçadan oluşuyor: Abacab, No Reply at All, Me and Sarah Jane, Keep It Dark, Dodo/Lurker, Who Dunnit?, Man on the Corner, Like It or Not ve Another Record.
Yeni dönem
Abacab İngiltere albüm listesinde 1 numaraya yükseldi. ABD’de ise Billboard 200’de 7 numaraya kadar çıkarak grubun o ülkedeki ilk Top 10 albümü oldu.
Bu başarı, Genesis’in artık yalnızca progresif rock dinleyicilerine seslenen bir grup olmadığını gösteriyordu.
Ama grubun asıl büyük ticari patlaması henüz gelmemişti.
1983’te Genesis, 1986’da ise Invisible Touch yayımlayacaktı. Özellikle Invisible Touch, grubu dünya çapında dev bir pop-rock grubuna dönüştürecekti.
Bu açıdan Abacab, eski Genesis ile geleceğin Genesis’i arasında duran bir albüm olarak görülebilir.
Abacab bugün 45 yaşında.
Albümü ilk çıktığı gün dinleyenler için Genesis hâlâ Selling England by the Pound, The Lamb Lies Down on Broadway veya A Trick of the Tail döneminin grubuydu.
Ama Abacab onlara başka bir şey söylüyordu:
Genesis değişiyordu.
Grup progresif rock’ın uzun ve karmaşık yapılarından tamamen vazgeçmeden daha kısa, daha ritmik, daha elektronik ve daha erişilebilir bir müziğe yöneliyordu.
Bu değişim o dönemde bütün hayranları memnun etmedi. Fakat sonraki yıllarda Genesis’in dünya çapındaki başarısının yolunu açan müzikal dönüşümün önemli aşamalarından biri oldu.
Genesis’in 1981 tarihli Abacab albümü, grubun progresif rock geçmişinden uzaklaşıp daha modern ve popüler bir sese yöneldiği dönemin başlangıcı oldu. Ama eski hayranların çoğu için bu değişim düpedüz ihanetti. Onlara göre, grup daha büyük kitlelere ulaşmış ve çok daha popüler olmuştu olmasına ama yaptıkları müzik eskisi kadar kaliteli değildi. O yüzden bazıları için Abacab “ihanetin” albümüydü…
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
