Pazartesi, 21 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörKöşe Yazıları

İthaka’ya varmak…

Emre Dilek
Son güncelleme: 9 Ağustos 2026 16:42
Emre Dilek
Paylaş
Paylaş

Muhtemelen Truva Savaşı’nın ardından evine, İthaka’ya dönmek isteyen Odysseus isimli kralın yolculuğu, insanlık tarihinin ilk büyük gezi günlüğü sayılabilir.

Christopher Nolan’ın filmi vizyona girdiğinden itibaren Odysseus ve Homeros ile ilgili çokça yazı ve sosyal medya paylaşımı okuduk. Ben de hem Eski Yunan Dili ve Kültürü alanında yüksek lisans yapmış hem de profesyonel turist rehberi olan biri olarak bu konuda bir yazı yazmasam olmazdı.

Sabahın erken saatlerinde henüz kahvesini bitirememiş insanlar, dünyanın dört bir yanına dağılmak üzere aynı salonlarda beklerler. Bir köşede balayına çıkan genç bir çift, diğer tarafta sırt çantasına bütün hayatını sığdırmış bir gezgin, biraz ötede iş toplantısına yetişmeye çalışan takım elbiseli bir yönetici… Aynı kapılardan ve kontrollerden geçerek uçağa binerler ama aynı yolculuğa çıkmazlar. Kimileri varacakları yeri amaç edinirken, kimileri ise yolun kendisini. Çünkü bazı yolculukların gerçek değeri, bizi götürdükleri yerde değil, bizi dönüştürdükleri insanda saklıdır.

Homeros’un Odysseia destanı ile Kavafis’in İthaka şiiri, yüzyılların ötesinden bize tam da bunu fısıldar. Önemli olan İthaka’ya ulaşmak mıdır, yoksa İthaka yolunda kim olduğumuz mu?

Homeros’un destanı çoğu zaman yeteri kadar anlaşılmaz; insanlar onu ilk olarak canavarların, tanrıların ve olağanüstü yaratıkların hikâyesi sanır. Oysa destanın asıl konusu ne Polyphemos’tur ne Sirenler ne de Poseidon’un öfkesi… Asıl konu insandır. İnsanın eve dönüş arzusu, merakı, kibri, sabrı ve en önemlisi yolun insanı değiştirme gücüdür.

Odysseus bu yolculuk boyunca Lotus Yiyenler’in adasında hafızasını kaybetmemeyi öğrendi. Tek gözlü Polyphemos’un mağarasında yalnızca kaba kuvvetin değil, zekânın da bir silah olduğunu gördü. Rüzgârların efendisi Aiolos’tan aldığı armağanın, insanların merakı yüzünden nasıl bir felakete dönüşebileceğini yaşayarak tecrübe etti. Sirenlerin büyüleyici şarkıları arasında, bazen özgürlüğe ulaşmanın kendini bağlayabilmekle gerçekleşebileceğini keşfetti. Skylla ile Kharybdis arasında ise hayatın çoğu zaman iyi ile kötü arasında değil, iki kötü seçenek arasında karar vermek olduğunu anladı.

Yolculuğu uzun sürdü. Belki de zaman onun için hızlı ilerlemediğinden tüm bunları öğrenebildi. Bazı yerler acele edenlere kendini göstermez. Venedik, sabahın erken saatinde sessiz sokaklarında yürüyene başka bir yüzünü açar. Granada’da Elhamra Sarayı, duvarlarına düşen akşam ışığını bekleyene farklı görünür. İstanbul; vapurun güvertesinde martıları seyredenle, maça yetişmeye çalışan yolcu için aynı şehir değildir.

Meşhur gezi yazarı Bruce Chatwin eserlerinde insan doğasının yürüyüş üzerine kurulu olduğunu vurgular. Belki biraz ütopik bir cümledir ama içinde önemli bir hakikat de vardır. Çünkü yavaşlayan insan görmeye başlar. Bunun için bazen bir bankta oturmak gerekir; bir pazarı dinlemek, bir kahvede yaşlıların sohbetine kulak kabartmak, çocukların hangi oyunları oynadığına bakmak, çamaşırların neden sokaklara asıldığını merak etmek…

Her yolculuk insanın içindeki görünmez haritaya yeni yollar ekler. Farklı bir dil duymak, başka bir mutfaktan tat almak, yabancı bir şehirde sabahın ilk kahvesini içmek, bilmediğiniz bir meydanda yaşlı bir sokak müzisyenini dinlemek… Bunların hiçbiri pasaporta vurulan damgalarda görünmez ama insanın karakterine sessizce işlenir. Odysseus’un en büyük başarısı Truva’yı fethetmesi değildi; o başarı zaten savaş meydanında kalmıştı. Onu ölümsüz yapan şey, eve dönüş yolunda tecrübe ettikleriydi. Çünkü insan bazen hedefe değil, hedefe giderken yaşadıklarıyla dönüşür. Odysseus’un binlerce yıl önce bize bıraktığı miras tam da budur.

Gemiler değişir, pusulalar değişir, haritalar değişir, hatta denizleri aşma biçimimiz bile değişir… Ama yolculuğun özü değişmez. İnsan, ancak alıştığı kıyılardan uzaklaştığında kendi kıtasını keşfeder.

Yıllar sonra bir gün nihayet eve döndüğünde İthaka, bıraktığı gibi aynı İthaka’ydı; zeytin ağaçları hâlâ rüzgârla fısıldaşıyor, deniz aynı dalgalarla kıyıya vuruyor ve gökyüzü o bildik maviliğiyle parıldıyordu. Evi bıraktığı gibi oradaydı ama o topraklara ayak basan adam artık aynı adam olmaktan çok uzaklaşmıştı.

Cevat Çapan’ın çevirdiği İthaka adlı şiirinde Kavafis bunu şu dizelerle anlatmış:

İthaka’ya doğru yola çıktığın zaman,

dile ki uzun sürsün yolculuğun,

serüven dolu, bilgi dolu olsun.

Ne Lestrigonlardan kork,

ne Kikloplardan, ne de öfkeli Poseidon’dan.

Bunlardan hiçbiri çıkmaz karşına, 

düşlerin yüceyse, gövdeni ve ruhunu 

ince bir heyecan sarmışsa eğer. 

Ne Lestrigonlara rastlarsın, 

ne Kikloplara, ne azgın Poseidon’a, 

onları sen kendi ruhunda taşımadıkça, 

kendi ruhun onları dikmedikçe karşına. 

Dile ki uzun sürsün yolun. 

Nice yaz sabahları olsun, 

eşsiz bir sevinç ve mutluluk içinde 

önceden hiç görmediğin limanlara girdiğin! 

Durup Fenike’nin çarşılarında 

eşi benzeri olmayan mallar al, 

sedefle mercan, abanozla kehribar, 

ve her türlü baş döndürücü kokular;

bu baş döndürücü kokulardan al alabildiğin kadar;

nice Mısır şehirlerine uğra,

ne öğrenebilirsen öğrenmeye bak bilgelerinden.

Hiç aklından çıkarma İthaka’yı. 

Oraya varmak senin başlıca yazgın, 

ama yolculuğu tez bitirmeye de kalkma sakın. 

Varsın yıllarca sürsün, daha iyi; 

sonunda kocamış biri olarak demir at adana, 

yol boyunca kazandığın bunca şeylerle zengin, 

İthaka’nın sana zenginlik vermesini ummadan. 

Sana bu güzel yolculuğu verdi İthaka. 

O olmasa, yola hiç çıkmayacaktın. 

Ama sana verecek bir şeyi yok bundan başka. 

Der ve şöyle bitirir şiiri:

Onu yoksul buluyorsan,

aldanmış sanma kendini.

Geçtiğin bunca deneyden sonra

öyle bilgeleştin ki,

artık elbet biliyorsundur

ne anlama geldiğini İthakaların.

Seyahatlerimizde antik tapınaklarda dolaşırken örneğin ya da eski bir limanda gün batımını izlerken, aslında çok tanıdık bir hikâyenin içinden geçiyoruz. Çıktığımız her yolculukta Odysseus’un izleri hâlâ bize eşlik ediyor. Akdeniz’in tuzu, rüzgârın fısıltısı, denizin maviliği binlerce yıldır olduğu gibi yerli yerinde duruyor. Doğa aynı, zaman aynı, rotalar aynı… Değişen tek şey var: Yolun sonunda eve dönen bizler.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanEmre Dilek
Takip et:
1968 yılında Ankara’da doğdu, İstanbul’da büyüdü ve İsveç’te olgunlaştı. Turizm yöneticiliği ve uluslararası ilişkiler konusunda lisans ve yüksek lisans yaptı. Şimdilerde klasik filolojiye merak sardı, bu sebeple üniversiteye tekrar başladı. Genel kültür ve tarih ve dile merakı var. Bu konuda bildiklerini ve öğrendiklerini gerek sözlü gerekse de yazılı olarak paylaşmaktan mutlu oluyor...
Önceki Makale Havai fişekler hazır peki metin nerede?
Sonraki Makale ABD fiyatı-Türkiye fiyatı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Gazeteci Pelin Yanardağ hayatını kaybetti

Medya Günlüğü
21 Eylül 2026
EditörGünlük

Rusya seçiminde sürpriz yok

Medya Günlüğü
21 Eylül 2026
*Köşe Yazıları

“Şer odakları” değil “bilanço…”

Metin Duyar
21 Eylül 2026
EditörGünlük

Ne olacak Tottenham’ın hali?

Medya Günlüğü
21 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?