Modern dünya yalnızca ekonomik ya da çevresel krizlerle değil, giderek büyüyen bir ruh sağlığı kriziyle de karşı karşıya.
Saygın tıp dergilerinden The Lancet’te yayımlanan kapsamlı bir analize göre, 2023 yılı itibarıyla yaklaşık 1,2 milyar insan, yani dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 14’ü, en az bir ruhsal bozuklukla yaşıyor. Bu, yeryüzündeki yaklaşık her yedi kişiden birinin ruh sağlığı sorunu yaşadığı anlamına geliyor.
Araştırma, 1990 ile 2023 yılları arasında 204 ülke ve bölgeyi kapsayan “Global Burden of Disease” (Küresel Hastalık Yükü) çalışmasının verilerine dayanıyor. Bulgular, ruhsal bozuklukların yalnızca daha görünür hale gelmediğini, aynı zamanda küresel sağlık üzerindeki yükünün de ciddi biçimde arttığını gösteriyor.
Araştırmaya göre en sık görülen ruhsal bozukluklar anksiyete (kaygı) bozuklukları ile majör depresyon. Özellikle son otuz yılda bu iki hastalıkta dikkat çekici artış yaşandı.
Bilim insanları bu yükselişi tek bir nedene bağlamıyor. Daha iyi tanı olanakları ve ruh sağlığı konusundaki farkındalığın artması önemli bir etken olsa da; ekonomik belirsizlikler, savaşlar, göç, doğal afetler, sosyal izolasyon ve COVID-19 pandemisinin uzun vadeli etkilerinin de tabloyu ağırlaştırdığı belirtiliyor.
Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de ruhsal bozukluk yükünün özellikle 15-19 yaş grubunda zirveye ulaşması.
Kadınlarda ise hemen her yaş grubunda ruhsal bozuklukların görülme sıklığının erkeklere göre daha yüksek olduğu saptandı. Araştırmacılar, bunun biyolojik nedenlerin yanı sıra toplumsal eşitsizlikler, bakım yükü, şiddet ve ekonomik baskılarla da ilişkili olabileceğini düşünüyor.
Araştırmaya göre ruhsal bozukluklar bugün dünyada engellilikle geçirilen yılların en önemli nedeni haline gelmiş durumda. Başka bir söyleyişle, insanlar ruhsal hastalıklar nedeniyle yaşamlarını kaybetmekten çok, uzun yıllar boyunca eğitimden, iş hayatından ve sosyal yaşamdan uzak kalabiliyor.
Buna karşın uzmanlar, ruh sağlığı hizmetlerinin birçok ülkede ihtiyacın çok gerisinde kaldığını vurguluyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde ruhsal bozukluğu bulunan insanların büyük bölümü profesyonel destek alamıyor.
Araştırmacılara göre yalnızca tedavi hizmetlerini artırmak yeterli değil; yoksulluk, işsizlik, savaş, ayrımcılık ve sosyal dışlanma gibi ruh sağlığını etkileyen toplumsal nedenlerle de mücadele edilmesi gerekiyor.
Uzun yıllar ruh sağlığı bireysel bir sorun olarak görüldü. Ancak bugün ortaya çıkan tablo bunun çok ötesinde bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
***
İlgili yazı:
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
