Perşembe, 21 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Katar krizi ve Türkiye

Serdar Yılmaz
Son güncelleme: 20 Mayıs 2026 16:22
Serdar Yılmaz
Paylaş
Paylaş

Önceki gün bütün dünya Katar krizi ile uyandı, güncel olması ve ülkemizle yakın ilişkisi açısından yazıma konu oldu.

Tarihsel süreç:

Katar Devleti Arap Yarımadası’nın doğusunda bulunan bir Basra Körfezi ülkesi. Tek kara sınır komşusu Suudi Arabistan olup diğer tarafları Basra Körfezi ile çevrilidir. Kuzeybatısında Bahreyn, batı ve güneyinde Suudi Arabistan, doğusunda Birleşik Arap Emirlikleri ve kuzeyinde İran bulunur. Yüzölçümü 11.571 km². (Anlaşılması açısından örnek Denizli; 11.804, Erzincan; 11.727 km²)

Yaklaşık 2 milyon 500 bin nüfuslu, (300 bini Katarlı, geriye kalanı değişik ülkelerden gelmiş insanlar, göçmenler ülkesi de denir) Katar, dünyadaki en çok gaz rezervlerine sahip ülkeler arasındadır, artan petrol fiyatları ve sahip olduğu doğal gaz rezervleri sayesinde kişi başına düşen gelire göre dünyanın en zengin ülkesidir, yaklaşık 150.ooo dolardır. Her yıl 50 milyar dolar ticaret fazlası var. 

Osmanlı döneminde bağlı kaymakamlıktı. Osmanlı Devleti Katar üzerindeki haklarından 29 Temmuz 1913’te vazgeçti. Son Türk askeri Katar’dan Ağustos 1915’te çekildi. I. Dünya Savaşı’nın çıkmasının akabinde 3 Kasım 1916’da Katar İngiliz işgaline girdi. Katar, 3 Eylül 1971’de İngiliz hakimiyetinden ayrılarak resmen bağımsız bir devlet olmuştur. 

Kriz süreci:

Bu kısa girişten sonra gelelim esas konuya. Katar krizi ne anlama geliyor? Aslında aylardır krizin işaretleri görünüyordu. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn Mart başında büyük elçilerini çekmişlerdi. Dış siyaseti takip edenler bu gelişmelerin tırmanacağını tahmin ediyordu ve nihayet dün Katar ile Suudi Arabistan’ın başını çektiği altı ülke Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya arasındaki kriz sert bir kararla son buldu: Katar bölgede tecrit edildi, abluka altına alındı. Elçilerin ülkelerini terk etmesi istendi değişik süreler verildi v.s. Körfez ülkelerinin Katar’la diplomatik ilişkileri kesme kararı Katar’ı baskı altına alma ve kısa sürede sonuç almaya zorlayan adımlardır. Katar ya söylenen çizgiye gelir da yönetim devrilir, darbe söylentileri de bu beklentiden.

İngiltere’de yayınlanan Guardian gazetesi, “Diplomatik ilişkilerin tamamen kesilmesi, Trump yönetimi üzerinde ‘Katar’la ilişkileri gözden geçirin’ baskısının arttığı bir dönemde geldiği için önemli. Geçen hafta bölgeyi ziyaret eden ABD Başkanı Trump, Körfez ülkelerinden radikal örgütlere karşı daha etkin bir mücadele yürütmesi yönünde çağrı yapmıştı” diyor. 

Bu tespitten devamla ABD’de Donald Trump’ın işbaşına gelmesiyle birlikte yürürlüğe sokulan İran’ın kuşatılması politikasının hayata geçirilmesi. Trump kısa süre önce Suudi Arabistan ziyareti sırasında bu politikayı öne çıkardı ve Suudi Arabistan’ı İran kuşatmasının merkezi haline getirdi. Suudi Arabistan ile yapılan yüz milyarlarca dolarlık silah anlaşması bunun sonucu. 

Katar, İran’la konumu gereği iyi ilişkiler kurmaya mecbur. Petrolünü dünyaya satabilmek için ancak ve ancak Hürmüz Boğazından geçirmek zorunda, Hürmüz Boğazı’da büyük oranda İran kontrolünde. Kara sınırı ise sadece Suudi Arabistan’la ve uzun zamandır sorunlar yaşıyor, nitekim son krizinde tetikleyicisi. Bu nedenle İran Katar için hayati öneme haiz bir konumda. 

İşin özeti; Katar’ın jeopolitik konumu İran ile birlikte hareket ettiğinde Körfez dengelerini etkileyebilecek durumda. İran’ı kuşatma politikasını hayata geçirenler yani ABD ve batı, ve destek verenler yani Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Libya’nın işine gelmiyor. Bu nedenle Suudi Arabistan Katar’ı İran karşıtı koalisyonun içine ya çekecekti, ya da izole ederek etkisini kırmaya çalışacaklardı, ikincisini seçtiler.

Ne acıdır ki; ABD ve Batı kendi çıkarları için İran’ı kuşatmaya çalışıyor, Körfez Ülkelerini’de bu amacına ulaşmak için mezhep farkları üzerinden ve teröre destek sosu ile kullanıyor. Ve Trump’tan gelen ilk yorum; “Yakın geçmişte Ortadoğu’ya yaptığım ziyarette radikal ideolojiye maddi destek verilemeyeceğinin altını çizmiştim. Liderler de Katar’ı işaret etmişti. Bakın!” Ziyaretin karşılığını aldım diyor. 

Şu tespiti yapmazsam eksik kalır. Katar’a cephe alan ülkeler teröre destek vermekle suçluyorlar, Katar öteden beri Müslüman Kardeşler örgütüne hem siyasi hem de finansal destek veriyor doğru, hangisi vermedi! Diğer taraftan 2011’de Müslüman Kardeşler’e destek adına Suriye’yi Arap Birliği Örgütü’nden attıran Katar şimdi aynı durumla kendisi karşı karşıya. Esasında arap ülkelerinin birbirleri ile olan ilişkileri yıllardır tamda “arap saçı” tanımlamasına benzer niteliktedir. 

Türkiye bakımından:

Katar Türkiye bakımından son yıllarda oldukça önemli bir konuma taşındı. Ekonomik anlamda resmi kayıtlara yansıyan rakamlar yüksek olmamakla birlikte, sattığımız 430 milyon dolar, aldığımız ise 250 milyon dolar civarında, ülke sınırları içerisinde satın aldıkları taşınmaz ve bölgesel toprak alımaları ile gündemdedir. Ayrıca bütçe açığının kapanmasına destek olduğu kamu oyuna yansıyanlar arasında. Türkiye Katar’da bir askeri üs kurma hazırlıkları içinde. 

Ülke çıkarları, ortaya çıkan bu kriz durumunda tarafsız olmayı gerektirir. Üstelik bu zamana kadar yapılan dış politika yanlışlarını telafi etme imkanı da sağlar. Türkiye bu krizi isterse fırsata çevirebilir isterse giderek batağa saplanmaya devam eder. İşte kritik soru; Katar ile Türkiye arasındaki sıkı ilişkiler Katar’a cephe alan ülkeleri Türkiye’ye de yönlendirebilir mi? Kişisel fikrim oluşan cepheden ve gelişmelerden Türkiye de olumsuz anlamda etkilenecektir. Tam da bu aşamada akıllı politikalara ihtiyaç var. 

Dış politikamız şöyle olmalı;

– Ortadoğu ülkelerinin iç işlerine karışmamalı.

– Rusya ile ilişkiler bozulmamalı.

– Emperyalizmin peşine takılmamalı.

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanSerdar Yılmaz
Takip et:
Ekonomiyle, siyasetle ve yakın tarihle ilgili emekli bir öğretmen...
Önceki Makale Atatürk’e hakaretin gizli kodları…
Sonraki Makale Eğitimde cinsiyetçilik

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörKöşe Yazıları

Tek millet iki devlet tek politika!

Aydın Sezer
20 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Yarım kalan hayatlar

Erdal Çolak
20 Mayıs 2026
Köşe Yazıları

“Gayriresmî” entegrasyon mu fotoğraf çekimi zirvesi mi?

Aydın Sezer
18 Mayıs 2026
Köşe Yazıları

Bir diploma bir sessizlik

Metin Duyar
18 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?