Perşembe, 14 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Ruhban Okulu açılıyor mu?

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 14 Mayıs 2026 22:00
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Fener Rum Patriği Bartholomeos, resmi ziyaret kapsamında bulunduğu Atina’da, yıllardır tartışma konusu olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun Eylül ayında “görkemli bir açılışla” yeniden faaliyete geçeceğini duyurdu.

Açılış için artık geri sayımın başladığını belirten Bartholomeos, “Önümüzdeki aylarda okul kompleksindeki kapsamlı yenileme çalışmaları tamamlanacak. Eylül ayında da açılışı kutlayacağız” dedi.

Ruhban Okulu konusu Bartholomeos ile Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis görüşmesinde de gündeme gelmiş. Miçotakis, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasıyla ilgili bize ulaştırdığınız olumlu haberler son derece önemli. Bunun uzun zamandır arzuladığınız tarihi bir karar olduğunu biliyorum” demiş.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına öteden beri bir tepki mevcuttu. Patriğin Atina’da yaptığı açıklamadan sonra konu yeniden gündeme taşındı.

Eleştiriler ve egemenlik tartışmaları

Lozan Antlaşması hükümlerine aykırı şekilde Ege adalarının silahlandırılması, Dedeağaç’ta Türkiye’ye baskı unsuru gibi konumlandırılan ABD askeri varlığının giderek büyümesi, karasularını 12 mile çıkarma yönündeki aşırı ve dayatmacı talepler, Batı Trakya Türklerinin kimlik ve temsil hakları üzerindeki baskıların artması ve Türkiye sınırları içindeki Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” iddiasını uluslararası siyasi statüye dönüştürme çabaları ortadayken, Heybeliada Ruhban Okulu meselesinin gündeme getirilmesi özellikle milliyetçi çevrelerce eleştiriliyor.

Patrikhane’nin özerklik talebinin Türkiye’nin egemenlik haklarıyla çeliştiği belirtiliyor. “Okulun eğitime açılmasının Türkiye’nin kendi yasalarına uymaması, vatandaşları arasındaki eşitlik ilkesine aykırı davranması, Lozan’ın dışına çıkması ve bugüne kadar yürütülen siyasetten sapması anlamına gelecektir. Bu da Patrikhane’nin statüsünde değişikliğe gidilmesi yönündeki talepleri artıracaktır” deniliyor.

Geçmişte yaşananları anımsatanlar, Ruhban Okulu’nun yeniden açılması halinde ülkemiz içinde bir “fitne yuvası” ve “tehdit unsuru” olabileceği yolunda paylaşımlar yapıyorlar.

Fener Rum Patrikhanesi’nin “ekümeniklik” iddiasını, sadece dini bir ünvan olarak değil, siyasi bir statü talebi olarak değerlendiren çevrelere göre; Lozan Antlaşması ile sınırları çizilen ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına tabi olan bir kurumun, “Vatikan benzeri” bir devletçik statüsüne kavuşturulmaya çalışılması, Türkiye’nin egemenliğine yönelik bir tehdit.

Akademik bakış açısı

Akademik çevreler ise şu hususları vurguluyorlar:

“Heybeliada Ruhban Okulu konusunda, genellikle azınlık hakları, ibadet özgürlüğü, insan hakları gibi kavramlar kullanılarak; Heybeliada Ruhban Okulu’nun ‘uluslararası’ teoloji üniversitesi olarak, doğrudan Patrikhane’ye bağlı olarak açılması ve faaliyet göstermesi gerektiği iddia edilmektedir. Avrupa Birliği hukuku dahil uluslararası hukukun hiçbir normu, egemen bir devlete, kendi topraklarında yaşayan azınlığa, çoğunluğa dahi tanımadığı imtiyazları vermek gibi bir yükümlülüğü yüklemiş değildir.”

Patrikhane’nin, kendisine bağlı “uluslararası” bir teoloji okulu açılması talebinin bir imtiyaz teşkil edeceği ve Türkiye Cumhuriyeti hukuk mevzuatı çerçevesinde mümkün olamayacağı belirtiliyor. Türkiye’nin meseleye salt hukuki çerçevede yaklaşması ve “tolerans”, “jest” gibi gayri hukuki kavramlarla hareket etmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Batı’nın çağrıları ve siyasi süreç

Ruhban Okulu’nun açılması yönünde yıllardır Batı’dan çağrılar geliyor. ABD Başkanı Barack Obama 2009 yılında TBMM’de yaptığı konuşmada bu talebi dile getirmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül 2025 tarihinde Washington’da Başkan Trump ile yaptığı görüşmede bu konunun da gündeme geldiğine, Erdoğan’ın “üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduğunu söylediğine” işaret olunmuştu.

Heybeliada Ruhban Okulu meselesi AKP iktidar olmadan da gündemdeydi; ancak o tarihlerde devletin “kırmızı çizgileri” gereği bu telkinlere sırt çevrilirdi. Günümüzde ise Ankara’nın bu konuda yeşil ışık yakacağı izlenimi güçleniyor.

Neden kapatıldı nasıl açılacak?

Kapanış süreci: 1971’de Anayasa Mahkemesi bütün özel yükseköğretim kurumlarının bir devlet üniversitesine bağlanmasını kararlaştırdı. Patrikhane, okulun Türk üniversitelerine bağlanmasını istemeyince okul kapatıldı.

Patrikhanenin talebi: Okulun hiçbir üniversiteye bağlı olmadan, MEB denetiminde ancak müstakil bir yapıda açılmasını, yabancı öğretmen ve öğrenci kabul edilmesini istiyorlar.

Hükümetin formülleri: Geçmişte vakıf bünyesinde önlisans programı veya “karşılıklılık” ilkesi (Gümülcine’deki Türk öğretmen sayısı karşılığında) gibi formüller denendi ancak sonuç alınamadı.

Güncel durum: Patrik’in Atina açıklaması, uygulanacak formül konusunda bir anlaşmaya varıldığı izlenimini veriyor. Mevzuatta ne gibi değişiklikler yapılacağını ve iktidar kanadından gelecek açıklamaları bekleyip göreceğiz.

Fotoğraf: Adalar Vakfı

İlgili yazı:

Polemiklerin odağındaki okul

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Vatan için “ilk kurşun”
Sonraki Makale Rus akademisyenin “lira” uyarısı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Vatan için “ilk kurşun”

Medya Günlüğü
14 Mayıs 2026
GünlükManşet

Lozan Antlaşması’nda Patrikhane

Medya Günlüğü
14 Mayıs 2026
GünlükManşet

Diplomat gözüyle AB

Medya Günlüğü
14 Mayıs 2026
GünlükManşet

“Sibirya’nın Gücü”ne doping

Medya Günlüğü
14 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?