Latince’de iki devir arasında manasına gelen bir kelime varmış: Interregnum.
“İki dönem arasındaki boşluk”, “İki çağ arasındaki geçiş dönemi.”
Genellikle tarih ve siyaset alanlarında kullanılıyor. Peki ya zihnimizin hal-i pür melâli ne olacak? Tarih yazacak, siyaset okuyacak, içinden geçerken kendine göre bir pozisyon alacak vesaire. İyi de insan, ifade etmeyi çok sevdiği haliyle ‘’kafasında deli sorular’’la ne halt edecek? Olacak olan olurken ve olması gereken olmazken ne yapacak? İki ara bir derede ne kadar kalacak? Orada kalıp da ne yapacak?
Biz kendimize daha insani bir lisan seçelim. Daha ruhani, daha bilgece, daha derin. Bulalım da bizi bize anlatsın. Kabe’si insan olanların lisanı olabilir ancak bu. Ne siyasetin ne ticaretin ne tarihin ne ekonominin Kabe’si insandır. Dinlerin de öyle. Siyasetin leylası iktidar, ticaretin leylası kar, ekonominin leylası piyasa, dinlerin leylası kuzular, koyunlar, kullar, erkekler, erkek egemen düşlerdir.
Sûfîler “arada kalmayı” bir felaket gibi değil, bir dönüşüm hâli gibi anlatırlar. Çünkü onlar bilir: İnsan en çok eski hâli çözülürken acı çeker. Halden hale geçerken.
İnsan bazen ne eskiye dönebilir ne de yenisine varabilir.
Bir kapı kapanmıştır. Ama diğeri henüz açılmamıştır.
Sûfîler bu hâli korkulacak bir boşluk olarak değil, “pişme zamanı” olarak görürler
Çünkü hakikat çoğu zaman eski kimliğin dağıldığı yerde başlar. “Tohum toprağın altında kendini kaybediyor sanır. Oysa dönüşüyordur.”
Arafta kalmak biraz böyledir.
- Eski düşünceler yetmez
- Eski sevinçler tat vermez
- Eski gömlek dar gelir
Ama yenisi de henüz doğmamıştır. Yeni gömleğin ne kumaşı ne ipliği ne pamuğu daha ortaya bile çıkmıştır.
İnsan bu yüzden huzursuz olur. Ham insanın eli alnındadır; ufku gözler durur. Bir kıyamet kopacak, güneş başka türlü doğacaktır. O ışığı sabırsızca bekler. Yolda olan insan ise yol olmuştur ve yol zaten halden hâle geçmenin serüveninden başka nedir ki.
Arafta kalmanın en büyük tehlikesi paniklemektir.
Çünkü insan hemen eskiye dönmek ister. Eski acıya bile razı olur bazen. Yeter ki belirsizlik bitsin.
Bildiği acıyı bilmediği özgürlüğe yeğ tutar insan.
Ama bilge der ki:
Sabret. Geçiş hâli de hallerden bir haldir ve hiçbir hal kalıcı değildir. Yerlerde ve göklerde bu böyledir.
Görsel: Melissa Castrillon
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
