Fenerbahçe 3 Temmuz’dan sonra çok değişti; artık spor kulübü değil, öyleyse bile genel ilkelerinden dolayı siyasiler bunu kabul etmiyor.
Çünkü Fenerbahçe’nin Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden kaynaklanan ilkeleri bugünlerde çok sempati görmüyor.
Taban bunu anlamış ve kabullenmiş durumda ama zengin insanların hakim olduğu ilkel yönetsel sistem devam ediyor.
Fenerbahçe’nin geleceğine karar vermek için oy kullanmak isteseniz 128 bin TL vermeniz lazım. Hatırlatırım, bu ülkede ortalama yıllık hane halkı geliri 167.983TL; yani ayda 14 bin lira!
Fenerbahçe taraftarının yüzde 90’ı FB’nin geleceği hakkında söz sahibi değil, bu sadece temsile ilişkin bir konu değil. Yönetim ve tabanın endişeleri ve beklentileri çok farklı, o yüzden içinde bulunduğumuz durumdan kurtulamıyoruz.
İlkel kongre anlayışının en temel sonucu bireysel endişeleri yüksek zenginlerin yönetici olması ve sürekli iktidara yanlama çabaları. AY, AK ve SS hepsi aynıydı.
Oysa eşyanın doğası gereği iktidarla FB arasında bir bağ kurmak olanaksızdı.
Kongrenin ürettiği yönetim anlayışı artık Fenerbahçe’yi taşımıyor eğer taraftar etkili olsa başta İsmail Kartal, Mourinho kovulmaz, Tedesco ortada bırakılmazdı.
Yaşanan bunca rezaletten sonra taraftar yeterince temsil edilse FB çoktan ligden çekilmiş veya daha fazla radikal karar almıştı.
Bu zengin yöneticilere göre FB boş zamanlarını dolduran oyuncak, oysa çok geniş kitleler için yaşamın ta kendisi.
Bu ilkel temsile dayanmayan yönetim sistemi Fenerbahçe’nin kukla olarak kullanılmasına izin veriyor.
Ayrıca seçimlerde strateji hizmet üzerine değil, oy gruplarına, medya çakallarına, değişik kesimlere taviz üzerine odaklanıyor ve Fenerbahçe’ye büyük zarar veriyor.
Bu nedenle bu sistem değişmeli, yerine Bayern Münih’in benimsediği sistem gelmeli.
Ben taraftarım ve hem cüzdanım hem varlığım Fenerbahçe ile yaşıyor. Bu yüzden 3-5 zenginin benim Fenerbahçe kaderime hükmetmesi zoruma gidiyor.
Ha öteki de böyle diyeceksiniz. Oradaki ilişkiler efendi-köle ilişkisi, ayrıca doğaları gereği oradaki efendiler kaypak çünkü bağlılıkları hizmet ettikleri kültüre, ayrıca tabanları da köle olmaktan rahatsız değil. Şu içeri girip çıkan gazeteciyi hatırlayın genel karakter yapıları bu.
Fenerbahçe taraftarına “yavşak” diyen biri o kürsüye çıkamaz, üyelikten atılırdı ama onlar efendilerini biliyor ve mutlular.
Oysa Fenerbahçe tabanı böyle değil, bu tür bir ilkesiz köşe dönücülüğe, yavşaklığa, yamanmaya, çanak yalamaya izin vermiyor.
Fenerbahçe bu oligarşik, kendini temsilden uzak ilkel yapıyı yıkmak zorunda.
Çünkü taban yapı ile mücadele etmek istiyor ama yönetimin bu konuda cesareti yok.
Zaten taraftar çoğunluğu “biz de yapının parçası olalım” diyorsa, biz ne yapıyoruz, o zaman seçelim MAA’yı olsun bitsin.
Aşağıdaki yazımda Bayern Münih sistemi ile ilgili detaylı bilgi bulabilirsiniz.
Fotoğraf: fenerbahce.org
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
