Sadettin Saran seçimi Fenerbahçe tarihinin en kötü kararı oldu maalesef…
Bununla da kalmadı, Fenerbahçe’nin çok ciddi yönetsel bir reforma ihtiyacı olduğunu teyit etti. Çünkü “kongre” dediğimiz azınlık iktidarının Fenerbahçe taraftarını temsil yetkinliği olmadığı gibi, kararlarının da Fenerbahçe gibi güçlü bir organizasyonu yönetecek bilinç ve mantıktan yoksun olduğu görüldü.
Ali Koç gitsin ne olursa olsun şeklinde bir düşünce tarzının Fenerbahçe geleceğinin önüne geçtiği bir düşüncenin hakim olduğu kuruma gelecek için güvenilemez.
Gelelim yönetime…
Finansal açıdan şeffaf ve güvenilir değiller, birdenbire oluşan nakit açıklarını, varlık satışını açıklayamıyorlar. Yaklaşık 40 yıllık tecrübesi olan bir uzman olarak finansal tavırları bana hiç güven vermiyor.
Ben kendimi bildim bileli Fenerbahçe’yi seyrederim, şikenin bu kadar açık ve aleni olduğu başka zamanı hatırlamıyorum. Hakem 2 tane kırmızıyı vermiyor, VAR ortada yok, rakip 20 faul yapmış, aldığı 2 sarı itirazdan. Penaltı ile ilgisi olmayan bir pozisyonda VAR fırsat aradığını belli etmiş ve kural dışı müdahale etmiş.
Fenerbahçe yönetiminin politikası sessizlik. Altı doldurulmuş, stratejisi bulunan, rakibe meşruiyet vermemek için saldırgan olmak yerine sakin anlatılara karşı değilim.
Ama bunlarınki bireysel zayıflıklarından kaynaklanan korkaklık.
Şerif’in alınmasına karşı değilim ama şaibe hissi uyandırıyor. Kante’yi çok beğeniyorum ama transferindeki amacın Fenerbahçe çıkarlarından çok yönetimin politik cephede bireysel fayda sağlamak olduğunu düşünüyorum.
Kısacası kötünün kötüsü bir yönetim var ama bu aciz yönetim anlayışının içinde en çok güvendiğim Tedesco ve futbolcular.
Fenerbahçe üst yapısı (Dernek, Kongre, YDK, güya kanaat önderleri, pabucumun efsaneleri) artık Fenerbahçe’yi anlamaktan ve yönetmekten aciz. Çünkü 3 Temmuz’la birlikte Fenerbahçe tabanı kabuk değiştirdi ve uğradığı haksızlık, adalet ve sosyal sorunlara odaklanma getirdi. İsteseniz de istemeseniz de bir şekilde Fenerbahçe’yi içine alan çözüm bunları da kapsamak zorunda.
Ama üst yapı hâlâ Fenerbahce’yi 3-5 zenginin yöneteceği, sıradan, günlük bir organizasyon sanıyor. Hâlâ transfer, para, siyasi destek ve başarının Fenerbahçe’ye yeteceğini düşünüyor.
Başta ben büyük çoğunluk ötekininki gibi kupaları bırak kabul etmek, üzerine tükürür.
Çünkü biz adalet denilen şeyin değerini öğrendik.
Bu değeri zindanda öğrendik, o gün hapse atılan bizdik, gazlanan, ötekileştirilen, ırkçılığa uğrayan bizdik, bizim çocuklarımızdı.
Fenerbahçe bu ülke sporunun Martin Luther King’i, Gandhi’si, Geronimo’sudur.
Asla iplerinden oynatılan kukla olmayacak; adalet olsun her sene Trabzon, Beşiktaş, Galatasaray şampiyon olsun umurumuzda olmaz.
Bu nedenle Fenerbahçe üst yapısı ile alt yapısı arasındaki farklılığı giderecek yönetsel reform şarttır.
En ideali geleneksel kulüp yapısını endüstriyel futbol ve çağdaş yönetimle birleştiren Bayern Münih yapısıdır.
-Katılım için: Ucuz ve herkese açık üyelik.
– Dinamizm için: Her yıl yenilenen üyelik.
-Yetkin olmayan zengin yöneticilerin hatalarını sınırlamak için teknokrat ve icraya karışmayan yönetim anlayışı.
-Bütün branşlarda icradan sorumlu yöneticiler.
Yoksa bu yönetim anlayışı ile bu bataktan çıkamayacağız.
Halka açık kaynaklara göre Bayern’in üye sayısı 432.500, hepsi genel kurulda oy kullanabiliyor.
Yıllık üyelik 60 euro yani yaklaşık 3.200 TL.
Yıllık 26 milyon euro sadece üyelikten gelir elde ediyorlar.
Bayern’in başkanı ve yöneticileri kim sorusuna Google’a sormadan cevap veremezsiniz. Ben söyleyeyim, Herbert Hainer; ne YDK’de Bayern oyuncularını aşağılar, elense çeker, maça gitse kimse tanımaz.
Adidas’ın eski CEO’su yani başkanıdır. Bizim başkandan çok fakirdir ama Bayern’in radyosunu üç kuruşa satmaz.
Fotoğraf: fenerbahce.org
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
