Pazartesi, 27 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 27 Nisan 2026 07:49
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Meğer bize komünizm lazımmış!-Barış Terkoğlu (Cumhuriyet)

“Memlekete komünizm lazımsa onu da biz getiririz” sözü yıllarca Vali Nevzat Tandoğan’a mal edildi. Gelgelelim…. Lazıma lüzum hiç yapılmadı!

Tunceli’de olan bitenden söz ediyorum. Gülistan Doku soruşturması nereye uzanır görüntüde yargı karar verecek. Ancak kesin bir şey var ki… Soruşturma, bir dönem Tunceli’nin vali eliyle iktidar tarafından nasıl keyfiyetle yönetildiğini hepimizin gözünün içine soktu.

Elbette Tunceli demek Vali Tuncay Sonel demek değil. Aksine Tunceli demek sol muhalefet demek desem kimse itiraz etmez.

İşte bu yüzden acaba eski valiyi tanıyor mu diye önce Ovacık, sonra Tunceli’de TKP’den seçilerek sekiz yıl belediye başkanlığı yapan Fatih Mehmet Maçoğlu’nu aradım. Maçoğlu, Vali Tuncay Sonel’in görev yaptığı 2017-2020 aralığında, üç buçuk yıl boyunca, Vali Sonel ile sık sık karşı karşıya geldiğini anlattı. Şehri keyfiyetle yönetmesinin şehir bürokrasisinde bile rahatsızlık yarattığını söyledi. Öyle ki bürokratların “Karşı çıkan biri olsun” diye kendisinden şehir toplantılarına özellikle katılmasını rica ettiklerini söyledi.

Maçoğlu, bununla da kalmadığını, basına yansıdığı gibi, Tunceli Belediye başkanı seçildikten sonra, valinin kayyım olarak belediyeye yönettiği dönemde dağıttığı ihaleleri incelettiğini hatırlattı. Çıkan raporla birlikte İçişleri Bakanlığı’na başvurduklarını söyledi.

Maçoğlu, söz konusu çalışmanın detaylarını da paylaştı.

Gerçekten de 15 Kasım 2019’da Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu imzasıyla İçişleri Bakanlığı’na şöyle yazılmış:

“Tunceli Belediyesi Meclisi tarafından kendi üyeleri arasından oluşturulan komisyon tarafından, belediye başkan vekili/kayyım dönemlerinde yapılan iş ve işlemler hakkında yapılan inceleme ve araştırma sonucunda oluşturulan rapor eklice sunulmuş olup belirtilen konular hakkında gerekli müfettiş incelemesinin yapılması konusunda…”

İşte o rapor Vali Tuncay Sonel’in kayyımlık dönemi ihalelerini yedi ayrı başlıkta ele alıyordu. Peki nelerdi o ihaleler?

1. Belediye hizmet binası ve yeraltı çarşısı yapım ve onarım işi ihalesi: Vali Tuncay Sonel, bu ihaleyi 11 Aralık 2017’de onaylamış. İhaleyi yaparken 21/B’ye göre, yani acil ve afet durumlarında kullanılması gereken maddeye göre yapmış. İlansız ihaleye çıkmış. Katılacak firmaları önceden belirlemiş. Sadece iki firma çağrılmış. Yaklaşık maliyet de formalite olarak bu firmalarca belirlenmiş. Sonunda o günün parasıyla 7 milyon artı KDV’lik bir bedelle ihale “sahibine” verilmiş.

2. Köprü ve kıyı düzenlemesi peyzaj işi: Vali, 8 Ocak 2018’de yine 21/B’ye göre durumla alakasız ihale yapmış. Yine iki firma çağrılmış. İhale o günün parasıyla 13 milyon artı KDV üzerinde bir bedelle Enver Yakar isimli kişiye kalmış. Üstelik buradaki bazı dolgu işlerini belediye yaptığı halde ihale kapsamında gösterilmiş. Ayrıca zaten burada ihtiyaca cevap veren köprüler olduğu halde gereksiz bir harcama yapılarak kamuya zarar şirkete kazanç yaratılmış.

3. İş makinesi ve araç kiralama ihalesi: Yine aynı usulle çıkılan ihaleye tek katılımcı gelmiş. Kısacası tam anlamıyla adrese teslim iş yapılmış. 27 Aralık 2017’de onaylanan ihaleye o günün parasıyla 2 milyon 170 bin lira artı KDV verilmiş. Araçların cinsine ve vasıflarına bakıldığında satın alınmasının daha ekonomik olduğu görülmüş. Üstelik yakıtlarının belediye tarafından karşılandığı araçlar şoförsüz alınmış. Tam anlamıyla formalite olan ihaleyle kamunun parası birilerine verilmiş.”

Bu kafayla İstanbul Dubai olur mu?-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Geçenlerde İçişleri Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı’nın okullarda uygulamayı planladığı güvenlik önlemlerini irdelemiş ve “bu kafayla zor” demiştim.

Bugün de hükümetin yeni teşvik paketine mercek tutmak istiyorum.

Malumunuz, yeni bir ekonomik teşvik paketi açıklandı. Pakette benim altını çizdiğim üç unsur var. Gelin önce bu üç unsurun detaylarına bakalım:

1) Türkiye’deki ihracatçıların vergi yükünü azaltmak:

Türkiye’de mevcut uygulamada, imalat yapıp ürünlerini ihraç edenler yüzde 25 kurumlar vergisini yüzde 20 olarak ödüyordu. Bu rakam yüzde 9’a düşürüldü. Bu kurumlar vergisinde yüzde 55 indirim demek.

İmalatçı olmayan ihracatçılar da yüzde 25 olan kurumlar vergisini yüzde 20 ödüyordu. Yeni paketle vergi oranı yüzde 14 olacak. Bu da yüzde 30’a varan bir kurumlar vergisi indirimi demek. (2026 bütçesinde 1 trilyon 613 milyar TL kurumlar vergisi öngörülüyor. Bu verginin yaklaşık yüzde 20’sinin -323 milyar TL- ihracatçı matrahından geldiği söylenebilir. Yeni paketle bu verginin yüzde 55’i yani 175 milyar TL’si indirilmiş olacak.)

2) Türkiye’ye (özellikle de İstanbul Finans Merkezi’ne) yabancı şirketleri çekmek:

Halihazırda transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım-satımına aracılık faaliyetleri yapan şirketlerin kazançlarından yüzde 50 indirim yapılıyordu.

Yeni paketle İstanbul Finans Merkezi’nde indirim yüzde 100’e çıkarıldı. Yani İFM’nde ticaret yapanlar kazançlarından hiç kurumlar vergisi ödemeyecek. İstanbul Finans Merkezi dışında yapılan transit ticarette de kazancın yüzde 95’i kurumlar vergisi matrahından indirilecek. Yani 100 liralık kazancı olan bir şirket kazancının sadece yüzde 5’i vergilendirilecek ve böylece 100 lira kazançta vergi 1,25 liraya kadar düşecek.

Bu düzenlemenin amacı savaş nedeniyle Dubai’den Doha’dan kaçan büyük şirketleri İstanbul Finans Merkezi’ne ve Türkiye’ye çekmek.

3) Türkiye’ye yabancı sermaye çekmek:

Son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefi olmayan kişilerin Türkiye’ye gelmesi halinde, 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançları Türkiye’de vergilendirilmeyecek. Yalnızca Türkiye’de elde ettikleri gelirlerden vergi alınacak. Ayrıca bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisi yüzde 1 uygulanacak. Normalde veraset ve intikal vergisinde oranlar matraha göre daha yüksek dilimlere çıkabiliyor.

Ayrıca yurt dışındaki para, altın ve menkul kıymetlerin belirli süre içinde yüzde 2-3 gibi düşük bir vergiyle Türkiye’ye getirilmesine imkân sağlanacak. Beyan edilen varlıklar için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacağı iddia ediliyor.”

Moralinizi bozmak istemem ama İstanbul “o yer” değil-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

“Haberlere bakılırsa memleketimizi yönetenler tatlı bir telaş içindeler.

İsrail ve ABD’nin, İran’ı devirme hevesiyle birlikte Türkiye için yeni bir fırsat penceresi açıldığını düşünüyorlar.

Bunun için bir dizi önlem alınacağı da açıklandı. Vergi avantajlarından tutun da İstanbul Finans Merkezi’ne taşınacak şirketlere 20 yıl boyunca vergi muafiyeti sağlamaya kadar bir dizi önlem.

Yöneticilerimizin şu ya da bu nedenle Türkiye’nin menfaatini de düşünmeye başlamaları iyi bir şey tabii.

Ancak doğrusunu isterlerse kendilerine önerim o kadar ümitli olmamalarıdır.

İstanbul Finans Merkezi denilince hep yazıyorum: İstanbul, küresel finans merkezleri endeksinde AKP iktidarının ilk yıllarında iyi bir durumdaydı, ne zaman ki Reis “hukuk falan da neymiş” diye aklından geçirmeye başladı, o iş yattı.

Yabancı sermayenin derdi bir ülkenin demokrasi olması falan değildir.

Öyle olsaydı Çin, Arap Emirlikleri falan bu kadar yabancı yatırımcı ve şirketi çekemezdi.

Demokrasi aramıyor olmaları anlaşılabilir bir şey. Ne kadar az demokrasi olursa, yabancı sermaye için yapılacak olanlara itiraz edenlerin sesi o kadar az duyulur.

Zaten bizim demokrasi derdimizden el oğluna ne?

Ancak unutulan şey şu ki yabancı sermaye hukuki güvence arar.

Öngörülebilir bir hukuk düzeni ister, ki hangi adımı atabileceğini hangisini atamayacağını bilsin. Sadece kendisi değil, rakipleri için de öngörebilir olması gerekir.

Türkiye maalesef hukuki öngörülebilirlik konusunda sınıfın en tembel çocuğundan daha kötü.

Paralarını pullarını toplayıp, İstanbul’a taşınacaklar, bir sabah kalktıklarında savcı kararıyla mallarına mülklerine el konulmayacağını bilmek isterler.

Yoksa yerli ve milli iktidarımız, yerliye başka yabancıya başka hukuk uygulamayı mı tasarlıyor?

Bu da mümkün tabii!

Öte yandan İstanbul eskisi gibi bir çekim merkezi değil.

Bir kere neşesini yok ettiniz. Hadi diyelim ki yabancılar kendi aralarında eğlenmenin yolunu bulurlar.

Ev kiraları, ev fiyatları Avrupa’nın önde gelen merkezleriyle yarışıyor. Gıda enflasyonu çıldırmış durumda. Trafik sorununu vs. geçiyorum.”

Mahkemenin reddettiği Narin Güran keşfini ben yaptım-İsmail Saymaz (halktv.com.tr)

“Türkiye günlerdir Gülistan Doku’yu konuşuyor.

Tunceli’de altı yıl önce kaybolan üniversiteli Doku’nun dosyası yeniden açıldı.

Dönemin Valisi Tuncay Sonel ve oğlu dahil 12 kişi tutuklandı, iki kişi gözaltında, bir kişi hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.

Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, Doku’nun öldürülüp gömüldüğü ihtimali üzerinde duruyor.

Devlet, Doku’nun cesedini arıyor.

Doku dosyasının canlandırılması, yakınları faili meçhul cinayete kurban giden veya şüpheli şekilde ölen ve kaybolanların aileleri umutlandırdı.

Rojvelat Kızmaz, Rojin Kabaiş, Rabia Naz ve Narin Güran ilk akla gelenler.

Narin Güran Olayı diğer dosyalardan belirgin şekilde ayrılıyor.

Bir kere, sekiz yaşındaki Narin’in cesedi bulundu.

İkincisi, Narin’in faili belli.

Ancak davadaki adaletsizlik, failin tespitinden ileri geliyor.

Çünkü devlete göre Narin’i amcası, annesi ve ağabeyi öldürdü.

Güran Ailesi’ne göre komşuları Nevzat Bahtiyar!

Bilmeyenler için hatırlatayım.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen yıl iki ay süren jet yargılama sonunda Narin’in; amcası Salim, annesi Yüksel ve ağabeyi Enes tarafından bilinmeyen bir nedenle müşterek şekilde öldürüldüğü kanaatine vardı. Bu üç kişiye ağırlaştırılmış müebbet hapis verildi. Narin’in cesedini gömen Bahtiyar’a ise suç delillerini yok etmekten 4 yıl 6 ay ceza kesildi.

Bu haksız karar infial yarattı.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi anne, amca ve ağabeye verilen cezayı onarken, Bahtiyar’ınkini az buldu. Bahtiyar’a cinayete yardımdan ceza verilmesi gerektiğinden bahisle hükmü bozdu, geri gönderdi.

Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi 16 Nisan’daki duruşmada, cezayı 17 yıla yükseltti.

Peki, adalet sağlanmış oldu mu?

Asla!

Çünkü ilk günlerde medya tarafından manipüle edilen geniş bir kamuoyu Güranların masum olduğunu düşünüyor.

Savcılık ve jandarmanın Güranların Narin’i ‘görmemesi gereken bir şeyi gördüğü için öldürdüğü’ varsayımına inandığı anlaşılıyor. Narin’i Eğertutmaz deresine gömen Bahtiyar’ın çelişkili ifadelerine göre soruşturma yürütüldüğü apaçık meydanda.

“Aydınlatıyoruz” diye cinayet karartıldı.

Çocuk katili, mağdur…

Mağdurlar kendi çocuklarının katili yapıldı.”

İtalyan gazeteci nasıl aldattı?-Faruk Bildirici (BirGün)

“İtalyan gazeteci Tommaso Debenedetti, medyayı kandırmakla ünlü. Gazetecilerin doğrulama reflekslerinin zayıfladığını kanıtlamak amacıyla sosyal medyada sahte paylaşımlar yayımlıyor.

Her seferinde de kandırmayı başarıyor. Sahte ölüm bilgisini yaydıkları arasında Papa XVI. Benedikt ve Fidel Castro’dan Pedro Almodóvar ve Milan Kundera’ya kadar birçok isim var; paylaşımlarının tümü de amacına ulaşmış, birçok ülkede haber olmuş.

Debenedetti’nin sahte ölüm bilgisini yaydığı ünlülerden biri de Nobel ödüllü yazar Kazuo Ishiguro. 2022 yılında sosyal medyada bir yayıncı adına açtığı sahte hesaptan Kazuo Ishiguro’nun öldüğünü yazmış. Dakikalar içinde önce sosyal medyada, ardından da hızlı olmak için teyit etmeden her gördüğünü haber yapan gazeteciler sayesinde bütün dünyada yayılmış. Debenedetti, kısa süre içerisinde hesabın sahte, Kazuo Ishiguro’nun da hayatta olduğunu yazıp paylaşımını silmiş…

Aradan dört yıl geçti. 22 Nisan’da bu kez İsveç Akademisi’nden Ingrid Carlberg adına açılan bir hesaptan Kazuo Ishiguro’nun öldüğü bilgisi paylaşıldı. Başka ülkelerdeki gibi Türkiye’de de BirGün, Cumhuriyet, Dünya, Evrensel, Gerçek Gündem, Muhalif ve Odatv’nin de aralarında olduğu birçok haber sitesi, ünlü yazarın öldüğü haberini yayımladı. “Nobel ödüllü ünlü yazar hayatını kaybetti” haberlerinde kaynak olarak da “İsveç Akademisi duyurdu” bilgisi veriliyordu.

Ancak Carlberg’in hesabındaki paylaşım kısa sürede silindi ve onun yerini “Bu hesap İtalyan gazeteci Tommasso Debenedetti tarafından yaratılmış sahte bir hesaptır. Kazuo Ishiguro hayattadır” yazılı bir paylaşım aldı. Debenedetti, gazetecileri yine tuzağa düşürmeyi başarmıştı!

Başka X hesaplarından da benzer uyarılar gelince haber sitelerinin çoğu Ishiguro’nun ölüm haberini sildi. Fakat son baktığımda Dünya, Muhalif ve Odatv sitelerinde haber hâlâ duruyordu.

Umarım bu olay, gazeteci arkadaşlara, sosyal medyada her gördüğünü, doğrulamadan hemen haber yapmamak gerektiğini anlatan bir ders olur…”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale ‘Türk turistlere vizeyi kaldıralım’
Sonraki Makale Manşetlerle GS-FB derbisi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Puşkin’e “uyuşturucu” etiketi

Medya Günlüğü
27 Nisan 2026
GünlükManşet

Manşetlerle GS-FB derbisi

Medya Günlüğü
27 Nisan 2026
ManşetSerbest Kürsü

Ermenistan’la normalleşme süreci hızlandırılmalı

Gürsel Demirok
27 Nisan 2026
Köşe YazılarıManşet

Çin’de kapitalizmi kim yönetiyor?

Metin Duyar
27 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?